Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  |  Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  | 

Konu Detayı Sayfası

Popülasyonun Yapısı ve Dinamikleri

11.Sınıf

Komünite ve Popülasyon Ekolojisi

Popülasyon Ekolojisi

9279

Popülasyonun Yapısı ve Dinamikleri

► Belli bir zamanda, belirli bir alanda bulunan aynı türden bireylerin oluşturduğu topluluğa popülasyon denir.

► Örneğin bir ormandaki kayın ağaçları, bir köpeğin üzerinde yaşayan keneler, bir bahçedeki papatyalar, bir gölde bulunan alabalıklar vb. birer popülasyondur.

► Popülasyonların bulundukları alan, bir deney tüpü kadar küçük olabileceği gibi binlerce metrekarelik bir orman alanı da olabilir.

► Popülasyonların dağılım alanlarının çakıştığı bölgelerde her iki popülasyonun bireyleri bulunur. Bu bölgelerde türler arası rekabet yoğun olur.

► Popülasyon yapısındaki değişimlerde besin miktarı, sıcaklık, su miktarı, deprem, kasırga, sel ve volkanik patlama gibi çevresel etkenlerin yanı sıra popülasyon dinamiğini belirleyen etmenler de etkilidir.

Popülasyon dinamiğini;

1. Popülasyonun yoğunluğu,

2. Popülasyonun dağılımı,

3. Popülasyonun büyüklüğü ve

4. Popülasyonda yaş dağılımı gibi özellikler oluşturur.

1. Popülasyonun Yoğunluğu

► Bir popülasyonun yoğunluğu, birim alan veya hacimde bulunan birey sayısı şeklinde ifade edilir.

► Örneğin 1 m2 alanda bulunan gelincik çiçekleri, 1 cm3 suda bulunan amip, 1 km2 alanda bulunan insan sayısı popülasyon yoğunluğunu verir.

► Popülasyon yoğunluğu artarsa besin gibi kaynakları bulmakta güçlükler ortaya çıkar ve canlılar arası rekabet gözlenir.

Popülasyon yoğunluğu; popülasyonun doğum ve ölüm oranları, popülasyona veya popülasyondan dışarıya olan göçler gibi faktörlerden etkilenir.

► Popülasyona birim zamanda üreme yoluyla katılan birey sayısı doğum oranını, ölüm nedeniyle popülasyondan eksilen birey sayısı ise ölüm oranını verir.

► Bir popülasyona başka popülasyondan bireylerin katılması içe göç, bireylerin popülasyondan ayrılıp başka popülasyonlara gitmesi dışa göç olarak tanımlanır.

► Bunların yanında popülasyonun doğal yaşam alanlarının çeşitli nedenlerden dolayı küçülmesi veya büyümesi de popülasyon yoğunluğunun değişmesine neden olur.

► Doğum ve ölüm oranları, içe ve dışa göçlerle ilgili veriler, popülasyon yoğunluğundaki değişim hakkında bilgiler verir.

► Popülasyon yoğunluğunun düzenli aralıklarla ölçülmesi de popülasyonun büyüme veya küçülme eğiliminde olduğu hakkında önemli bilgiler sağlar.

2. Popülasyonun Dağılımı

► Popülasyon bireylerinin yaşam alanı üzerindeki dağılım biçimi, popülasyonun dağılımı şeklinde ifade edilir.

► Yaşam alanının coğrafi özellikleri değişken olduğu için genellikle bütün alan üzerinde aynı dağılım biçimini bulmak zordur.

► Bununla birlikte doğada farklı popülasyonlar, farklı dağılım biçimlerini tercih edebilmektedir.

► Bazı popülasyonlar büyük sürüler hâlinde dolaşıp besin ararken bazıları küçük sürüler hâlinde dolaşır, bazıları ise bireysel dolaşıp avlanmayı tercih eder.

► Doğada en çok tercih edilen dağılım biçimi, bireylerin kümelenmesidir.

► Bu dağılım biçiminin tercih edilmesinde besin bulma, uygun yaşam ortamında bulunma, üreme başarısını artırma ve avcılardan korunma gibi faktörler etkilidir.

► Örneğin bitkiler, uygun toprak özelliklerinin olduğu kısımlarda kümeler şeklinde bulunur. Mantarlar, çürümekte olan bitki atıklarının üzerinde, bazı küçük böcekler de nemin daha yüksek olduğu ağaç kütüklerinin veya yaprak yığınlarının altında kümelenir.

► Otçul hayvanlar, beslendikleri bitkilerin bulunduğu alanlarda kümelenme eğilimi gösterir. Avcılardan korunma şansını artıran kümelenme, birçok balık türünde de görülmektedir.

► Ayrıca bu durum, bireylerin eş bulma şansını artırdığından üreme başarısına katkıda bulunan bir dağılım biçimidir.

► Dağılım biçimlerinden olan tekdüze (homojen, düzenli) dağılım, kümelenme davranışı kadar yaygın değildir.

► Bu dağılım biçiminin daha yaygın görüldüğü bitkiler, diğer bitkilerin güneşi yapraklarıyla engellemesinin önüne geçmektedir.

Tekdüze dağılım biçiminde ışık dışında topraktaki su ve mineraller için de rekabet azaltılmış olur.

► Ayrıca bazı bitkilerin yakınlarında yetişen bitkilerin çimlenmesini ve gelişmesini engelleyici kimyasallar salgılaması tekdüze dağılım görülmesine yol açar.

► Alan savunma ve agresif sosyal davranış gösteren hayvanlarda da tekdüze dağılım tercih edilmektedir.

► Böylece tür içi rekabetten de kaçınılmış olur. Bu davranış biçimi çita, kaplan, kral penguen ve ayı gibi bazı hayvan türlerinde görülmektedir.

Rastgele dağılım, önceden tahmin edilemeyen, belirli bir düzeni olmayan dağılım biçimidir.

► Bireyler arasında yakın etkileşim olmayan popülasyonlarda görülür.

► Doğada oldukça az görülen bu dağılım biçimine sahip canlılara karahindiba ve tohumları, rüzgârla yayılan diğer bitkiler örnek verilebilir. Bu bitkiler, önceden kestirilemeyecek şekilde rastgele dağılır.

3. Popülasyonun Büyüklüğü

► Belli bir zaman aralığında popülasyonda bulunan bireylerin sayısı popülasyonun büyüklüğünü ifade eder. Bu sayının zamanla yükselmesi veya düşmesi, popülasyonun büyümesi veya küçülmesi olarak değerlendirilir.

► Popülasyonun büyüklüğüne etki eden etmenler; doğum ve ölüm oranları, içe ve dışa göçlerdir.

► Bu verilere bakarak popülasyonun büyümekte, küçülmekte veya dengede olduğu belirlenebilir.

► Popülasyona doğum ve içe göçle katılan birey sayısından popülasyondan ölüm ve dışa göçle ayrılan birey sayısının çıkarılmasıyla popülasyon büyüklüğündeki değişim elde edilir.

► Bu sayı; sıfırdan büyükse popülasyon büyümekte, sıfırdan küçükse popülasyon küçülmekte, sıfıra eşitse popülasyon dengede demektir.

Not
Popülasyon büyüklüğündeki değişim = doğum ve içe göçle katılan birey sayısı – ölüm ve dışa göçle ayrılan birey sayısı

► Popülasyonun büyümesi, popülasyonun biyotik potansiyeliyle sınırlandırıcı faktörlerin etkileşimi sonucu belirlenir.

► Popülasyonun biyotik potansiyeli, kaynakların sınırsız olması hâlinde popülasyonun göstereceği en yüksek büyüme oranıdır.

► Biyotik potansiyel, popülasyonun üremesini etkileyen çeşitli faktörlerle belirlenir.

► Bu faktörlere popülasyonda üreme çağına erişebilen birey sayısı, üreme yaşı ve her bir üreme faaliyetiyle oluşturulan birey sayısı, hastalıklar, avcı popülasyonların baskısı vb. örnek verilebilir

J Tipi Büyüme Eğrisi

► Popülasyonların belli bir zaman diliminde gösterdikleri büyüme oranları grafikler üzerinden incelenir. Bu, popülasyonlardaki değişimi incelemede kolaylık sağlar.

► Popülasyon büyümesiyle ilgili verilerden elde edilen grafiklerde iki farklı büyüme eğrisi oluştuğu görülmüştür.

► Kaynakların sınırsız olduğu çevre koşullarında yüksek çoğalma potansiyeline sahip popülasyonların birey sayısı üstel olarak artar.

► Üstel büyüme gösteren popülasyonların zamana karşı büyüme grafiklerinde “J” şeklinde bir eğri oluşur.

► Yeni oluşmuş, boş bir alana göç etmiş ya da herhangi bir felaket nedeniyle sayıları oldukça azalmış popülasyonlarda bu tür büyüme eğrileri görülebilir.

► Bu biçimde büyümenin başlangıçta yavaş olmasının nedeni, popülasyonun küçük olmasıdır.

► Popülasyon büyüdükçe büyüme hızı artar. Örneğin aşırı avlanma nedeniyle Amerikan turnasının soyu, 1940’lardan önce yok olma tehlikesi altındaydı.

► O yıllarda alınan bazı önlemler sonucunda birey sayısı artmaya başladı.

► 2013 yılına kadar elde edilen kayıtlarda popülasyonun J şeklinde bir büyüme çizgisine sahip olduğu görülmüştür

► Doğada hiçbir popülasyon, üstel büyüme modelini sonsuza kadar sürdüremez.

► Popülasyon büyüdükçe popülasyon yoğunluğunun artması; bireylerin büyüme, barınma ve üreme için kaynak bulma potansiyellerini etkiler.

► Kullanılabilir kaynaklar, popülasyonun büyüme oranı ölçüsünde artmadığından birey başına düşecek kaynak miktarı gittikçe azalır.

► Her yaşama alanının destekleyebileceği birey sayısı sınırlıdır. Belli bir zamanda habitat bozulması olmadan habitatta bulunan kaynaklar tarafından desteklenen en yüksek popülasyon büyüklüğü o alanın taşıma kapasitesini belirler.

► Popülasyon taşıma kapasitesine yaklaştıkça habitatın popülasyonun büyümesi üzerinde oluşturduğu sınırlandırıcı etkiye çevre direnci denir.

► Bu seviyenin üzerine çıkıldığında yaşama alanındaki kaynaklar yetersiz hâle gelecektir.

► Habitatların taşıma kapasiteleri kaynakların miktarına bağlı olarak değişir.

► Bu kaynaklar habitatlar için farklı olabilir. Örneğin bir havuzdaki algler için havuzun taşıma kapasitesini havuz suyundaki fosfat içeren bileşiklerin miktarı belirlerken bir mağaradaki yarasalar için tüneme yeri sayısı belirleyici olabilir.

► Barınak ve yuva yerleri, su miktarı, ışık miktarı, toprağın yapısındaki organik ve inorganik bileşikler, sıcaklık değerleri, parazitler vb. habitatın taşıma kapasitesini belirleyen diğer faktörlerdir. Ancak bunlar arasında en fazla etkiye sahip olan faktör, besin miktarıdır.

S Tipi Büyüme Eğrisi

► Habitatın taşıma kapasitesini etkileyen faktörler, popülasyonların büyümesini sınırlandırabilir.

► Sınırlandırıcı faktörlerin etkisiyle popülasyon, üstel büyümeden lojistik büyümeye geçer.

► Popülasyon büyüklüğü habitatın taşıma kapasitesine yaklaştığında doğum oranları azalır; ölüm oranları, hastalıklar, rekabet artar.

► Böylece birey sayısı taşıma kapasitesinin altındayken görülen yüksek büyüme hızı yavaşlar.

► Denge durumuna gelen popülasyonda doğum ve ölüm oranları hemen hemen eşitlenir, böylece popülasyon büyümesi durur.

► Böyle bir popülasyon için çizilen büyüme grafiğindeki eğri “S” şeklinde olur

► Taşıma kapasitesini aşan popülasyonlarda popülasyon yoğunluğu arttıkça tür içi rekabet, salgın hastalıklar ve avcıların baskısı artar.

► Ayrıca popülasyon yoğunluğunun artmasıyla bireylerin üreme ve hayatta kalma kapasiteleri de düşer. Örneğin yoğun popülasyonlarda bulunan bitkiler daha az sayıda tohum üretir.

► Benzer durum kuşlarda da görülmektedir. Ötücü serçe (Melospiza melodia, Melospiza melodiya) popülasyonlarının yoğunluğu arttıkça kuluçkadaki yumurtaların sayısı düşmektedir.

► Un güvelerinde (Pyralis farinalis, Piralis farinalis) ise popülasyon yoğunluğu arttıkça yumurtaların açılma ve ergin duruma gelme oranlarında düşüş görülmektedir. Bu etkenler sonucunda popülasyonun büyümesi sınırlı olmaktadır.

4. Popülasyonda Yaş Dağılımı

► Popülasyonun bireylerinin değişik yaş kategorileri bakımından sınıflandırılmasıyla elde edilen grafiğe yaş piramidi denir.

► Popülasyonlar, popülasyon dinamiği bakımından önemli olan üç yaş kategorisine ayrılır: Üreme öncesi dönem (genç), üreme dönemi (ergin) ve üreme sonrası dönem (yaşlı).

► Her yaş grubundaki birey sayısı ve bu sayıların birbirine oranları; popülasyonun yapısı, büyüme eğilimi ve geleceği hakkında bilgi verir.

► Popülasyonun yaş dağılımı, çoğunlukla doğum ve ölüm oranlarıyla belirlenmektedir. Örneğin yüksek doğum oranına sahip popülasyonlarda genç nüfusun daha fazla olması beklenir.

► Bunun yanında birtakım nedenlerle bebek ve çocuk ölümlerinin fazla olduğu popülasyonlarda ise genç nüfus belirli seviyede kalır.

► Popülasyonda genç ve ergin bireylerin sayısının yüksek olması popülasyonun büyümekte (Grafik a), yaşlı birey sayısının diğerlerine göre daha fazla olması ise popülasyonun küçülmekte olduğunu (Grafik c) gösterir. Her üç yaş grubunda bulunan birey sayısı birbirine yakın ise popülasyon dengede demektir (Grafik b).

► Yaş dağılımları insan popülasyonlarında önemlidir.

► Ülkelerin nüfuslarının büyümekte, küçülmekte veya dengede olduğu; cinsiyet oranları, bireylerin yaşam beklentileri, ölüm ve doğum oranları, farklı yaş gruplarının toplam nüfusa oranları yaş dağılımlarıyla ilgili istatistiklerden öğrenilir.

► Böylece ülkeler gelecekle ilgili planlar oluşturur. Ayrıca çeşitli ülkelerin popülasyonu, yaş piramitleri incelenerek birbiriyle karşılaştırılabilir. Türkiye, nüfusu artış gösteren ülkelerdendir.

► Ülkemizde yapılan çalışmalar, nüfusun son yıllarda daha düşük hızla olmakla beraber sürekli arttığını göstermektedir.

► Günümüzde 83,9 milyon olan Türkiye nüfusunun 2050 yılında 105 milyon civarında olacağı tahmin edilmektedir.

► Ancak 2021 yılından itibaren Türkiye nüfus artış hızının düşmeye başladığı ve 2023 yılında %1,1 olduğu tespit edilmiştir.

► Geçmişten günümüze artan refahın, yaşam kalitesinin ve sağlık hizmetlerindeki gelişmelerin etkisiyle beklenen yaşam süreleri de artmıştır.

► 2000 yılında beklenen yaşam süresi 71,0 (erkeklerde 69,0; kadınlarda 73,1) iken 2020 yılında bu süre 78,6’ya (erkeklerde 76,0; kadınlarda 81,3) çıkmıştır.

► Dünyadaki insan nüfusu tarih boyunca artış göstermiştir. Ancak özellikle XVII. yüzyıldan itibaren bu artışın oldukça hızlandığı gözlenmiştir.

► Dünya nüfusu 1650’lerde yaklaşık 500 milyonken 1850’lerde yaklaşık 1 milyar, 1930’larda 2 milyar, 1960’ta 3 milyar, 2000’de ise 6,143 milyar olmuştur.

► Günümüzde dünya nüfusu 8 milyara yaklaşmıştır. Büyümenin bu hızla devam etmesi hâlinde dünya nüfusunun 2050 yılında 9,735 milyar civarında olacağı tahmin edilmektedir.

► Dünya nüfusunun özellikle son üç asırda üstel büyüme göstermesinin temel nedeni Sanayi Devrimi’dir.

► Bununla birlikte teknoloji ve sağlık alanlarında elde edilen gelişmeler sonucunda toplumların refah düzeyi artmış, beslenme koşulları iyileşmiş, hastalıkların ölümle sonuçlanma oranları ise azalmıştır.

► Bunun sonucunda ölüm oranları düşmüş ve insan nüfusu artmıştır. İnsan yaş piramitleri, Türkiye’de olduğu gibi dünya nüfusunun da artmakta olduğunu göstermektedir

► Nüfus artış hızı tüm ülkelerde aynı değildir. Az gelişmiş ülkelerdeki nüfus artış hızının gelişmiş ülkelere göre oldukça yüksek olduğu yaş piramitlerinden anlaşılmaktadır.

► Diğer yandan doğuşta beklenen yaşam süreleri, gelişmiş ülkelerde az gelişmiş ülkelere göre daha fazladır.

► Örneğin 2020 yılı verilerine göre Norveç’te doğuşta beklenen yaşam süresi 83 (erkeklerde 82, kadınlarda 85), Afganistan’da 65’tir (erkeklerde 64, kadınlarda 67).

► Dünyada insan nüfusu son yıllarda hızlı bir artış gösterse de bu artışın sonsuza kadar sürmesi mümkün değildir.

► Bilim insanları, diğer popülasyonların büyümesini sınırlandıran faktörlerin insan popülasyonu için de geçerli olduğunu bildirmektedir.

► Bunlardan en önemlisi, dünyanın taşıma kapasitesidir. Dünya için hesaplanan taşıma kapasitesiyle ilgili değişik görüşler olmakla birlikte bu sayının 10-15 milyar kişi olduğu ifade edilmektedir.

► Taşıma kapasitesinin hesaplanmasında kullanılan yöntemlerden biri besin miktarının baz alınmasıdır.

► Bu yöntemde özellikle tarım arazilerinin besleyebileceği kişi sayısı hesaplanmaya çalışılmaktadır.

► Ülkemizde taşıma kapasitesinin gittikçe düştüğü, buna karşın ekolojik ayak izinin büyüdüğü görülmektedir.

► Ekolojik ayak izi toplumun bireylerinin yaşamlarını sürdürürken kullandıkları bütün kaynakların üretilmesi, taşınması, depolanması; oluşturulan atıkların taşınması, ayrıştırılması, işlenmesi veya depolanması için gerekli olan karasal ve sucul alanların tümünü kapsar.

► Ülkelerin ekolojik ayak izleri ve taşıma kapasiteleri arasındaki ilişki, sadece nüfus artışlarıyla değil, tüketim alışkanlıkları ve yaşam tarzları ile de ilgilidir.

► Günümüzde dünya genelinde artan nüfusun ihtiyaçlarının karşılanması için 1,7 dünya gerekmektedir.

► Diğer bir ifadeyle insanların bir yılda tükettiği kaynakların tekrar yerine konulması için 23 ay gerekmektedir.

► Bu durum 1970’lerde 12 ay gerektiriyordu. Nüfus artışının bu şekilde devam etmesi, sınırlı miktardaki kaynakların üzerindeki baskıyı daha fazla artıracaktır.

► Bilim ve teknolojideki ilerlemelerle dünyanın taşıma kapasitesi bir miktar artırılsa bile insan popülasyonunun büyüme potansiyeli nedeniyle bu sınıra hızla ulaşılacağı görülmektedir.

► Oluşan popülasyon yoğunluğu ormanlık alanların, tarım alanlarının, içilebilir su kaynaklarının, sucul alanların gittikçe azalmasına; atmosfere salınan karbondioksidin gerektiği gibi temizlenmemesine ve dolayısıyla bu yoğunluğun iklim değişikliğine neden olacağı tahmin edilmektedir.

► Bu da tür içi, türler arası rekabeti ve çevreye baskıyı artıracağından açlık, savaşlar, olumsuz barınma ve çevre koşullarıyla birlikte doğum oranlarının düşmesi, ölüm oranlarının artması gibi sonuçlar ortaya çıkaracaktır.

► Ayrıca küresel iklim, değişikliği birçok canlının soyunun tükenmesine ve biyolojik çeşitliliğin azalmasına neden olacaktır. İnsanların bulundukları ortamın taşıma kapasitesini düşürecek ve ekolojik ayak izlerini büyütecek biçimde yaşamaları, gelecek kuşaklara yaşanabilir ortamlar sunmalarının önünde bir engel oluşturacaktır.

► Bu nedenle ülke kaynaklarına karşı daha duyarlı olunmalı, kaynakların kullanımına özen gösterilmelidir.

► Sürdürülebilir bir kalkınma ve tüketim planı yapılarak hem şu anki hem de gelecekte oluşacak ihtiyaçların karşılanmasına olanak tanınabilecektir.

Ekolojik Ayak İzi

► 40 yılı aşkın bir süreden bu yana insanın doğal kaynaklara yönelik talebi, dünyanın yerine koyabileceği miktarın üzerinde. Doğanın sunduğu ekolojik hizmetlerden bugünkü düzeyde yararlanabilmemiz için dünyanın kendini yenileme kapasitesinin 1,5 katına ihtiyaç duymaktayız. Ağaçları olgunlaşmadan keserek, denizlerin üretebildiğinden daha fazla balık tüketerek ve atmosfere, ormanlarla okyanusların tutabileceğinden daha fazla karbon salarak “limit aşımı”yla varlığımızı sürdürmemiz mümkün.

► Bu durumun doğal kaynak stoklarının azalması, atmosferdeki karbon yoğunluğunun artması ve dönüştürülemeyen atıkların birikmesi gibi sonuçları var.

► Ekolojik Ayak İzi, insanların talep ettiği ekolojik hizmetlerin sağlanması için gerekli olan alanları toplar. Tarımsal üretim, otlatma, yapılaşma, balıkçılık ve orman ürünleri üretimi için gereken biyolojik olarak üretken bütün alanlar (biyolojik kapasite) bu hesaba dâhildir. Okyanuslar tarafından emilimi mümkün olmayan ilave karbondioksit emisyonlarının tutulması için gerekli orman alanı da bu kapsam içindedir. Ekolojik Ayak İzi ve biyolojik kapasite, küresel hektar (kha) olarak adlandırılan ortak bir birimle ifade edilir.

► Fosil yakıtların yanmasıyla açığa çıkan karbon, yarım yüzyılı aşkın bir süreden bu yana insanlığın Ekolojik Ayak İzi’ndeki en büyük bileşeni oluşturmaktadır ve artmaya devam etmektedir. Karbon, 1961’de toplam Ayak İzi’mizin yüzde 36’sı iken 2010’a gelindiğinde bu oran yüzde 53’e çıkmıştır.

► Teknoloji, tarımsal girdi ve sulama alanlarında kaydedilen gelişmeler, başta tarım alanları olmak üzere hektar başına verimliliğin yükselmesini sağlayarak 1961-2010 yılları arasında gezegenimizin toplam biyolojik kapasitesini 9,9’dan 12 milyar kha’ya çıkarmıştır. Ancak aynı dönemde dünyadaki insan nüfusu 3,1 milyardan yaklaşık 7 milyara yükselerek kişi başına düşen biyolojik kapasitenin 3,2’den 1,7 kha’ya düşmesine neden olmuştur. Bununla birlikte kişi başına hesaplanan Ekolojik Ayak İzi, 2,5’ten 2,7 kha’ya yükselmiştir. Dolayısıyla biyolojik kapasite küresel olarak artmış olsa da dolaşımda olan miktar çok daha azdır.

► Dünya nüfusunun 2050’de 9,7 milyara, 2100’de ise 11 milyara ulaşmasıyla kişi başına düşecek biyolojik kapasite miktarı daha da azalacaktır. Ayrıca toprak bozulması, tatlı su kıtlığı ve yükselen enerji maliyetleri karşısında biyolojik kapasitenin artışını sürdürmek gitgide zorlaşacaktır.

2025 Yılı Basımlı Tutku Yayınları Kitabına Aittir.

2. BÖLÜM SONU DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

A. Aşağıda birbiri ile bağlantılı doğru (D), yanlış (Y) tipinde ifadeler içeren tanılayıcı dallanmış ağaç tekniğinde bir etkinlik verilmiştir. “a”dan başlayarak cümlelerin doğru ya da yanlış olduğuna karar vererek ilgili ok yönünde ilerleyiniz. Her cevap bir sonraki aşamayı etkileyecektir. Vereceğiniz cevaplarla farklı yollardan ilerleyerek sekiz çıkış noktasından birine ulaşacaksınız. Doğru çıkışı bulunuz.

Cevap: a. Y → c. Y → f. D → 7. çıkış

B. Doğru (D) / Yanlış (Y) Cevapları

( D ) Belirli bir zaman diliminde popülasyonu oluşturan birey sayısı, popülasyon yoğunluğunu belirler.

( D ) Popülasyondaki yaş dağılımına bakılarak bu popülasyonun gelecekteki durumu ile ilgili tahminler yapılabilir.

( D ) Popülasyon yoğunluğu, doğum ve ölüm oranını etkiler.

( Y ) Büyüyen popülasyonlara ait yaş piramidinin tabanı dar, üst kısmı geniştir. (Yanlış; büyüyen popülasyonlarda genç birey sayısı fazla olduğu için taban geniş, üst kısım dardır.)

( D ) 1km²ye düşen meşe ağacı sayısı popülasyon yoğunluğunu ifade eder.

( D ) Hayvan popülasyonlarında işaretleme ve tekrar yakalama gibi teknikler kullanılarak popülasyon yoğunluğu hakkında daha doğru veriler elde edilebilir.

( Y ) Dengesiz artan popülasyon, taşıma kapasitesine ulaşmış demektir. (Yanlış; taşıma kapasitesine ulaşan popülasyon denge evresine girer.)

( Y ) Popülasyonun logaritmik artış evresinde doğum oranı ölüm oranından oldukça azdır. (Yanlış; bu evrede doğum oranı ölüm oranından çok yüksektir ve hızlı bir artış görülür.)

( D ) Popülasyonun negatif artış evresinde çevre direncinin artmasından büyüme yavaşlar.

( D ) Popülasyonlarda taşıma kapasitesi aşılırsa besin ve yaşama alanı için rekabet başlar.

C. Boşluk Doldurma Cevapları

1. Popülasyon büyüklüğü; çevre koşulları, göç, doğum ve ölüm oranlarına bağlı olarak değişebilir.

2. Popülasyonların S tipi büyüme grafiklerinde dört evre gözlenir: Bunlar kuruluş, logaritmik artış, negatif artış ve denge evreleridir.

3. Bir popülasyonun bulundurabileceği maksimum birey sayısı taşıma kapasitesi olarak ifade edilir.

4. Bir popülasyondaki bireylerin belirli bir alandaki yerleşme biçimine popülasyonun dağılımı denir.

5. Bir popülasyondaki bireyler üreme öncesi dönem, üreme dönemi ve üreme sonrası dönem olarak üç ekolojik yaş grubundan birinde yer alır.

6. Popülasyonu oluşturan bireylerin yaş dağılımı, popülasyon büyüklüğü olarak tanımlanır.

7. Popülasyon dağılımı kümeli, düzenli ve rastgele dağılım olarak üçe ayrılır.

8. S tipi büyüyen popülasyonlarda, logaritmik artış evresinde çevre direnci en azdır.

9. Çevresel sınırlamalar olmadığında birey sayısının artışı J tipi büyüme eğrisiyle gösterilir.

2024 Yılı Basımlı Tuna Yayınları Kitabına Aittir.

A. DOĞRU / YANLIŞ SORULARI VE DÜZELTMELERİ

1. (Y) Popülasyonlar, doğal yaşam koşullarında sonsuza kadar büyüyebilir.

2. (D) Bir popülasyonun yoğunluğu, birim alandaki birey sayısıyla belirlenir.

3. (Y) Bireylerin biyotik potansiyeli, popülasyonun büyüklüğüne etki eden tek faktördür.

4. (D) Doğada popülasyonlar genellikle lojistik büyüme gösterir (S tipi büyüme).

5. (D) Bir popülasyon için habitatın taşıma kapasitesi, orada yaşayabilecek en fazla birey sayısını belirtir.

6. (Y) Popülasyondaki bireylerin alana rastgele dağılımı, doğada en fazla gözlenen dağılım biçimidir.

7. (D) Popülasyondaki genç ve ergin birey sayısının fazla olması, popülasyonun büyümekte olduğunu gösterir.

8. (Y) Yaşlı bireylerin daha fazla olması popülasyonun dengede olduğunu gösterir.

YANLIŞ İFADELERİN DOĞRUSU (Defter Notları)

1. Sorunun Doğrusu: Popülasyonlar çevre direnci (besin kıtlığı, alan darlığı, hastalıklar vb.) nedeniyle sonsuza kadar büyüyemez; taşıma kapasitesine ulaşınca büyüme durur.

3. Sorunun Doğrusu: Biyotik potansiyel (üreme kapasitesi) tek faktör değildir. Çevre direnci, göçler, avcılar ve rekabet de popülasyon büyüklüğünü sınırlar.

6. Sorunun Doğrusu: Doğada en yaygın görülen dağılım şekli Kümeli Dağılımdır. Rastgele dağılım çok nadir görülür.

8. Sorunun Doğrusu: Yaşlı bireylerin oranının yüksek olması, o popülasyonun küçülen (gerileyen) bir popülasyon olduğunu gösterir. Dengeli popülasyonlarda genç, ergin ve yaşlı oranları birbirine yakındır.

B. YAPILANDIRILMIŞ GRİD SORULARI CEVAPLARI

1. İki tür de yarar görür (+/+)? Cevap: 4 (Mutualizm)

2. İki türden biri etkilenmezken diğeri zarar görür (0/-)? Cevap: 12 (Amensalizm) (Örnek: Ceviz ağacının salgıladığı maddenin altındaki otları kurutması, ceviz ağacının bundan etkilenmemesi.)

3. İki tür de zarar görür (-/-)? Cevap: 10 (Rekabet) 

4. Organizma bir konak üzerinden beslenir? Cevap: 3 (Parazitizm)

5. İki türden biri yarar görürken diğeri etkilenmez (+/0)? Cevap: 6 (Kommensalizm)

6. İki türden biri yarar görürken diğeri zarar görür (+/-)? Cevap: 1, 3 (Avlanma, Parazitizm)

7. Otçul hayvan popülasyon yoğunluğunu doğrudan veya dolaylı bir şekilde etkileyen kavramlar bulunur? Cevap: 1, 3, 5, 9, 10 (Avlanma, Parazitizm, Işık, Sıcaklık, Rekabet) (Not: Işık ve sıcaklık bitki örtüsünü (besini) etkilediği için dolaylı yoldan, diğerleri doğrudan etkiler.)

8. Popülasyon büyüklüğünü doğrudan etkileyen (Büyüklüğü Belirleyen) kavramlar bulunur? Cevap: 2, 7, 8, 11 (Doğum oranı, Ölüm oranı, İç göç, Dış göç) (Formül: Popülasyon Değişimi = (Doğum + İç Göç) - (Ölüm + Dış Göç))

Konuya Ait Videolar

Konuya Ait Çıkmış Sorular

Soru 1.

Bir türün evrimleşebilmesi için aşağıdakilerin hangisi zorunludur?

(2003-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A. Yüksek enerjili ışınımlar
B. Tür içi kalıtsal çeşitlilik
C. Populasyonun bireyleri arasında farklı beslenme biçimlerinin gelişmesi
D. Coğrafik engel oluşması
E. Yeni bir hastalık etkeninin ortaya çıkması

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: B

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Soru, bir türün evrimleşebilmesi için hangi faktörün 'zorunlu' olduğunu sormaktadır. Evrim, popülasyonların genetik yapısında zamanla meydana gelen değişikliklerdir. Bu değişikliklerin temelinde yatan mekanizmalar doğal seçilim, genetik sürüklenme, mutasyon ve gen akışı gibi süreçlerdir. Bu süreçlerin işleyebilmesi için gerekli olan ana 'ham madde'yi belirlememiz gerekmektedir.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Yüksek enerjili ışınımlar: Yüksek enerjili ışınımlar (radyasyon gibi) mutasyonlara neden olabilir ve mutasyonlar yeni genetik çeşitliliğin kaynağıdır. Ancak, evrim için tüm mutasyonların yüksek enerjili ışınımlarla ortaya çıkması zorunlu değildir. Mutasyonlar spontane olarak veya başka mutajenler (kimyasallar gibi) yoluyla da meydana gelebilir. Evrim, zaten var olan genetik çeşitlilik ve diğer mutasyon kaynaklarıyla da ilerleyebilir. Dolayısıyla, bu evrim için doğrudan ve tek 'zorunlu' bir faktör değildir, bir tetikleyici veya hızlandırıcı olabilir.

B) Tür içi kalıtsal çeşitlilik: Bu faktör, evrimin gerçekleşmesi için kesinlikle zorunludur. Doğal seçilim gibi evrim mekanizmaları, popülasyon içerisindeki bireyler arasında kalıtsal özelliklerdeki farklılıklar üzerinde işler. Eğer bir popülasyondaki tüm bireyler genetik olarak birbirinin aynısı olsaydı, çevresel baskılara veya seçilim faktörlerine karşı farklı tepkiler veremezlerdi ve zamanla gen frekanslarında bir değişim (evrim) meydana gelemezdi. Kalıtsal çeşitlilik, evrimin gerçekleşebilmesi için temel 'ham madde'dir ve adaptasyonun ön koşuludur.

C) Populasyonun bireyleri arasında farklı beslenme biçimlerinin gelişmesi: Farklı beslenme biçimleri, bir popülasyon içinde adaptif bir evrimin sonucu olabilir veya ekolojik farklılaşmaya yol açabilir. Ancak, evrimin kendisi için bir ön koşul değildir. Evrim, beslenme biçimleri dışındaki birçok farklı özellikte (üreme stratejileri, savunma mekanizmaları, morfoloji vb.) de meydana gelebilir. Bu, evrimin bir olası sonucudur veya bir türleşme mekanizmasının parçası olabilir, zorunlu bir nedeni değil.

D) Coğrafik engel oluşması: Coğrafik engeller, allopatrik türleşme gibi yeni türlerin oluşumunda önemli rol oynar, yani popülasyonları izole ederek farklı evrimsel yollar izlemelerine neden olabilir. Ancak, evrim (popülasyonun genetik yapısında değişiklik) coğrafi bir engel olmaksızın da, yani aynı coğrafi alanda (simpatrik türleşme veya anagenez gibi süreçlerle) meydana gelebilir. Dolayısıyla, evrim için genel bir zorunluluk değildir.

E) Yeni bir hastalık etkeninin ortaya çıkması: Yeni bir hastalık etkeni, popülasyon üzerinde güçlü bir seçilim baskısı oluşturarak hızlı bir evrimi tetikleyebilir (örneğin konak direncinin artması). Ancak, evrim, yeni hastalık etkenleri olmadan da diğer çevresel değişiklikler, kaynak rekabeti, yırtıcı baskısı veya cinsel seçilim gibi faktörlerle meydana gelebilir. Bu, evrimi hızlandırabilecek güçlü bir seçilim baskısı faktörü olabilir, ancak evrimin gerçekleşmesi için zorunlu değildir.

3. Sonuç

Evrimin temel mekanizmalarının işleyebilmesi için genetik çeşitliliğin varlığı şarttır. Bu çeşitlilik olmadan, doğal seçilim gibi süreçler için bir seçilim materyali oluşmaz ve popülasyonun genetik yapısı zamanla değişemez. Bu nedenle, 'Tür içi kalıtsal çeşitlilik' bir türün evrimleşebilmesi için zorunlu olan tek ve en temel faktördür.

Soru 2.

Bir canlı grubunun, örneğin böceklerin, jeolojik devirlerden günümüze kadar çok sayıda farklı türle devamlılığını sürdürmesini ve çok farklı yaşam ortamlarına evrimsel olarak uyum göstermesini,

I. Populasyonun gen havuzundaki allel frekanslarının (rastlanma sıklığının) nesiller boyunca aynı kalması,

II. Bir yılda oluşan döl (nesil) sayısının fazla olması,

III. Kalıtsal varyasyonlarının çok olması,

IV. Her dölde (nesilde) çok sayıda yavru oluşması

Özelliklerinden hangileri sağlamaz?

(2004-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. I ve III
D. II ve IV
E. III ve IV

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Soru, böcekler gibi bir canlı grubunun jeolojik devirlerden günümüze kadar çok sayıda farklı türle devamlılığını sürdürmesini ve çok farklı yaşam ortamlarına evrimsel olarak uyum göstermesini sağlayan özelliklerin hangilerinin sağlamadığını sormaktadır. Yani, evrime, adaptasyona ve türleşmeye katkıda bulunmayan veya bu süreçleri engelleyen faktörleri bulmamız gerekmektedir. Canlıların çeşitlenmesi ve uyum sağlaması temel olarak evrimsel süreçlerle gerçekleşir.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

I. Populasyonun gen havuzundaki allel frekanslarının (rastlanma sıklığının) nesiller boyunca aynı kalması: Bu durum, evrimin olmadığı bir durumu ifade eder. Hardy-Weinberg dengesi olarak da bilinen bu ilke, bir populasyonda evrimsel değişimlerin (mutasyon, gen akışı, genetik sürüklenme, doğal seçilim gibi) olmadığı takdirde allel frekanslarının nesiller boyunca sabit kalacağını söyler. Eğer allel frekansları değişmezse, populasyon çevresel değişikliklere uyum sağlayamaz, yeni türler oluşturamaz ve dolayısıyla evrimsel olarak gelişemez. Bu özellik, canlı grubunun devamlılığını ve farklı yaşam ortamlarına uyumunu sağlamaz; aksine, bu süreçleri engeller.

II. Bir yılda oluşan döl (nesil) sayısının fazla olması: Nesil sayısının fazla olması, evrimsel değişimlerin (mutasyonların ortaya çıkışı, doğal seçilimin etkileri) populasyonda daha hızlı bir şekilde gözlemlenmesini ve birikmesini sağlar. Kısa nesil süreleri, populasyonların çevre değişikliklerine daha hızlı adapte olmasına ve daha çabuk türleşmesine olanak tanır. Böcekler gibi hızlı üreyen canlı gruplarının jeolojik devirler boyunca büyük bir çeşitliliğe ulaşmasında bu faktör önemli rol oynamıştır. Bu nedenle, bu özellik canlı grubunun devamlılığını ve uyumunu sağlar.

III. Kalıtsal varyasyonlarının çok olması: Kalıtsal varyasyon (genetik çeşitlilik), doğal seçilimin üzerinde etki edeceği ana malzemedir. Bir populasyonda ne kadar çok genetik çeşitlilik olursa, o kadar farklı genetik özelliklere sahip bireyler bulunur. Bu durum, çevre koşulları değiştiğinde, populasyonun içinden bu yeni koşullara daha iyi uyum sağlayabilecek bireylerin çıkma olasılığını artırır. Yüksek kalıtsal varyasyon, adaptasyonu ve türleşmeyi hızlandırır. Bu nedenle, bu özellik canlı grubunun devamlılığını ve uyumunu sağlar.

IV. Her dölde (nesilde) çok sayıda yavru oluşması: Yüksek üreme potansiyeli (fekondite), doğal seçilimin daha etkili çalışmasına olanak tanır. Çok sayıda yavru üretimi, populasyonun çevresel baskılar (hastalıklar, yırtıcılar, kaynak kıtlığı vb.) karşısında ayakta kalma ve populasyon büyüklüğünü koruma şansını artırırken, aynı zamanda daha fazla birey üzerinde seçilimin işlemesine izin verir. Bu durum, uyumlu genotiplerin populasyonda daha hızlı yayılmasına yardımcı olur ve böylece adaptasyonu destekler. Bu nedenle, bu özellik canlı grubunun devamlılığını ve uyumunu sağlar.

Sonuç olarak, verilen özelliklerden sadece I. madde canlı grubunun jeolojik devirlerden günümüze kadar devamlılığını, farklı türlerle çeşitlenmesini ve farklı yaşam ortamlarına evrimsel olarak uyum sağlamasını engeller veya sağlamaz. Diğer maddeler (II, III, IV) ise bu süreçlere doğrudan katkıda bulunur.

Soru 3.

Aşağıdaki grafik, atık su boşaltılan bir akarsu ortamında, atığın boşaltıldığı atık bölgesinden iyileşme bölgesine doğru gidildikçe, oksijen ve amonyak miktarları ile bakteri ve alg populasyonlarında meydana gelen değişiklikleri göstermektedir.

Yalnızca bu grafikteki bilgilere göre, bu akarsu ortamıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

(2005-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A. Oksijen miktarı ve bakteri populasyonu değişme eğrileri birbirine terstir.
B. Ortamda alglerin çoğalması, oksijen miktarındaki artışta rol oynar.
C. Bakteri ve alg populasyonları aynı besin maddelerini kullanır.
D. Ortama atık madde girmesi, alg populasyonunun azalmasına neden olur.
E. Amonyak miktarındaki değişmeler bakteri populasyonuyla ilgilidir.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: C

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Soruda, atık su boşaltılan bir akarsu ortamında, atık bölgesinden iyileşme bölgesine doğru gidildikçe oksijen ve amonyak miktarları ile bakteri ve alg popülasyonlarında meydana gelen değişiklikleri gösteren bir grafik verilmiştir. Bizden, yalnızca bu grafikteki bilgilere göre, akarsu ortamıyla ilgili olarak söylenemeyecek ifadeyi bulmamız istenmektedir. Bu tür sorularda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, yorumlarımızı grafik dışı genel biyoloji bilgileriyle değil, sadece grafikte sunulan verilerle sınırlamaktır.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Oksijen miktarı ve bakteri populasyonu değişme eğrileri birbirine terstir.: Grafikte incelendiğinde, atık boşaltım bölgesinde oksijen miktarı keskin bir düşüş gösterirken, bakteri popülasyonu zirve yapmaktadır. İyileşme bölgesine doğru gidildikçe, oksijen miktarı artarken, bakteri popülasyonu azalmaktadır. Bu gözlem, oksijen miktarı ile bakteri popülasyonunun değişme eğrilerinin genel olarak ters orantılı olduğunu açıkça göstermektedir. Dolayısıyla bu ifade söylenebilir.

B) Ortamda alglerin çoğalması, oksijen miktarındaki artışta rol oynar.: Grafiğe göre, atık bölgesinden uzaklaşıp iyileşme bölgesine geçildikçe alg popülasyonu artmaya başlar. Alglerin artışıyla birlikte oksijen miktarında da belirgin bir yükseliş gözlenir. Algler fotosentez yapan organizmalar olduğu için oksijen üretirler. Grafikteki bu eş zamanlı artış, alglerin çoğalmasının oksijen artışında rol oynadığını güçlü bir şekilde düşündürmektedir. Dolayısıyla bu ifade grafik bilgilerinden çıkarılabilir.

C) Bakteri ve alg populasyonları aynı besin maddelerini kullanır.: Grafik, bakteri ve alg popülasyonlarının değişen miktarlarını göstermektedir. Bakteriler genellikle organik atıkları parçalayarak çoğalırken (amonyak yüksekken popülasyonları artar), algler fotosentez yaparak inorganik besin maddelerini (nitrat, fosfat gibi) ve ışığı kullanır. Grafikte, bakterilerin ve alglerin popülasyon eğrileri genellikle birbirine ters yönlüdür (bakteriler zirvedeyken algler düşüktür ve algler yükselişe geçtiğinde bakteriler düşmüştür). Bu durum, onların farklı ekolojik nişlere ve farklı besin tercihlerine sahip olduğunu düşündürür. Ancak, grafikte 'aynı besin maddelerini kullandıklarına' dair doğrudan veya dolaylı hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Hangi besin maddelerini kullandıkları hakkında bir veri yoktur. Bu nedenle, bu ifade söylenemez.

D) Ortama atık madde girmesi, alg populasyonunun azalmasına neden olur.: Grafikte atık boşaltım bölgesinde alg popülasyonunun başlangıç noktasında (veya atık boşaltımından hemen sonra) en düşük seviyede olduğu açıkça görülmektedir. Atık bölgesinden uzaklaştıkça alg popülasyonu toparlanmaya başlar. Bu durum, atık maddenin ortama girmesinin alg popülasyonu üzerinde olumsuz bir etki yaparak azalmaya neden olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bu ifade söylenebilir.

E) Amonyak miktarındaki değişmeler bakteri populasyonuyla ilgilidir.: Grafikte, atık boşaltım bölgesinde amonyak miktarı en yüksek seviyelerdedir ve bakteri popülasyonu da zirve yapmaktadır. Atık bölgesinden uzaklaştıkça amonyak miktarı azalırken, bakteri popülasyonu da düşüş eğilimine girer. Bakterilerin organik maddeleri parçalayarak amonyak üretmesi veya amonyağı nitrata dönüştürmesi gibi süreçler biyolojide bilinen gerçeklerdir. Grafikteki bu paralel değişim, amonyak miktarı ile bakteri popülasyonu arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bu ifade söylenebilir.

Soru 4.

Aşağıdaki grafikler, yıllık yağış ortalamalarında farklılıklar saptanan bir ekosistemde, bir bitki populasyonunun K, L, M, N, P ve R varyasyonlarının 1., 2. ve 3. yıllardaki dağılımını göstermektedir.

Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

(2007-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A. Populasyonun devamlılığı, varyasyonların birey sayılarının aynı kalmasıyla sağlanmıştır.
B. Populasyondaki her bir varyasyonun birey sayısı yağış miktarına göre değişmiştir.
C. Yağış miktarındaki değişme populasyon büyüklüğünü etkilememiştir.
D. Farklı varyasyonlar farklı uyum göstermiştir.
E. Yağış miktarındaki değişme bazı varyasyonların elenmesine neden olmuştur.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Soru, yıllık yağış ortalamalarında farklılıklar gösteren bir ekosistemde, bir bitki popülasyonunun farklı varyasyonlarının (K, L, M, N, P, R) üç yıl boyunca nasıl bir dağılım sergilediğini gösteren hipotetik bir grafiğe dayanmaktadır. Bu durum, çevresel koşullardaki (yağış) değişimin popülasyon varyasyonları üzerindeki etkilerini, yani doğal seçilimi ve adaptasyonu sorgulamaktadır. Bizden istenen, bu durumla ilgili olarak verilen yargılardan hangisinin yanlış olduğunu belirlemektir. Temel olarak, değişen çevre koşullarına popülasyonun nasıl tepki verdiğini ve varyasyonların rolünü anlamamız gerekmektedir.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Populasyonun devamlılığı, varyasyonların birey sayılarının aynı kalmasıyla sağlanmıştır. Bu ifade kesinlikle yanlıştır. Çevresel koşullar (burada yağış miktarı) değiştiğinde, doğal seçilim devreye girer. Bu durumda, bazı varyasyonlar yeni koşullara daha iyi uyum sağlarken (birey sayıları artar), bazıları daha kötü uyum sağlar (birey sayıları azalır veya hatta tamamen elenir). Popülasyonun devamlılığı, varyasyonların birey sayılarının aynı kalmasıyla değil, tam aksine, bu varyasyonlar arasındaki birey sayılarının dinamik değişimi ve yeni koşullara adapte olabilen varyasyonların hayatta kalıp üremesiyle sağlanır. Birey sayılarının aynı kalması, çevresel değişimin veya doğal seçilimin var olmadığı anlamına gelir ki bu, sorunun öncülüyle çelişmektedir.

B) Populasyondaki her bir varyasyonun birey sayısı yağış miktarına göre değişmiştir. Bu ifade doğrudur. Yağış miktarındaki değişiklikler, bitki popülasyonundaki farklı varyasyonların büyüme, gelişme ve üreme başarılarını doğrudan etkiler. Örneğin, kuraklık döneminde kuraklığa dayanıklı varyasyonların birey sayısı artarken, suya bağımlı varyasyonların birey sayısı azalabilir. Grafiklerde bu tür bir değişimin gözlenmesi beklenir.

C) Yağış miktarındaki değişme populasyon büyüklüğünü etkilememiştir. Bu ifade, genel bir senaryo olarak doğru kabul edilebilir. Geniş genetik çeşitliliğe sahip bir popülasyonda, çevresel değişimler karşısında bazı varyasyonlar azalıp bazıları artarken, popülasyonun toplam birey sayısı (popülasyon büyüklüğü) nispeten sabit kalabilir veya belirli sınırlar içinde dalgalanabilir. Bu durum, popülasyonun çevresel değişime karşı gösterdiği direnci veya tamponlama kapasitesini gösterir. Eğer iyi adapte olmuş varyasyonlar, zayıf adapte olmuşların yerini doldurabiliyorsa, toplam popülasyon büyüklüğü korunabilir. Bu senaryo, A şıkkının aksine, makul ve olası bir biyolojik durumdur.

D) Farklı varyasyonlar farklı uyum göstermiştir. Bu ifade doğrudur. Bu, doğal seçilimin temel prensiplerinden biridir. Bir ekosistemde çevresel koşullar değiştiğinde (yağış miktarındaki farklılıklar gibi), farklı genetik özelliklere sahip varyasyonlar bu koşullara farklı şekillerde tepki verir. Bazıları daha iyi uyum sağlarken, bazıları daha az uyum sağlar. Bu da onların hayatta kalma ve üreme oranlarını doğrudan etkiler ve popülasyon içindeki dağılımlarını değiştirir.

E) Yağış miktarındaki değişme bazı varyasyonların elenmesine neden olmuştur. Bu ifade doğrudur. Eğer çevresel değişimler (yağış miktarı) çok şiddetliyse veya bir varyasyonun değişen koşullara adaptasyonu yetersizse, o varyasyonun birey sayısı giderek azalır ve sonunda o ekosistemden tamamen elenebilir (yerel yok oluş). Bu, doğal seçilimin güçlü bir sonucudur ve popülasyonun kompozisyonunu derinden etkileyebilir.

Soru 5.

Aşağıdaki canlı gruplarından hangisine ait populasyonda, doğal seçilimle, gen frekansının en hızlı değişmesi beklenir?

(2008-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A. Bakteri
B. Böcek
C. Kedi
D. Kuş
E. Balık

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Soruda, doğal seçilim etkisiyle gen frekansının en hızlı değişmesi beklenen canlı grubunu bulmamız istenmektedir. Gen frekansının doğal seçilimle hızlı değişimi, bir popülasyonun çevre koşullarına ne kadar çabuk adapte olabildiği veya yeni bir seçilim baskısına ne kadar hızlı tepki verebildiği ile ilişkilidir. Bu hızı etkileyen temel biyolojik faktörler şunlardır:

Jenerasyon Süresi: Bir neslin üreyip yeni bir nesil oluşturması için geçen süredir. Kısa jenerasyon süresi, belirli bir zaman diliminde daha fazla neslin yaşanması anlamına gelir, bu da doğal seçilimin etkilerini daha hızlı biriktirmesine olanak tanır.

Üreme Hızı (Döl Sayısı): Yüksek üreme hızı, popülasyonda daha fazla birey ve dolayısıyla potansiyel olarak daha fazla genetik varyasyon oluşmasını sağlar. Ayrıca, seçilim baskısı altında daha fazla birey üzerinde etki gösterebilir.

Mutasyon Oranı: Yeni genetik varyasyonların ortaya çıkış hızıdır. Yüksek mutasyon oranı, seçilim için daha fazla "hammadde" sağlayabilir.

Genetik Çeşitlilik: Popülasyon içindeki genetik çeşitlilik ne kadar fazlaysa, çevresel değişimlere adaptasyon potansiyeli o kadar yüksektir.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Bakteri: Bakteriler, bu şıklar arasında gen frekansının doğal seçilimle en hızlı değiştiği canlı grubudur. Bunun temel nedenleri:

Son Derece Kısa Jenerasyon Süreleri: Bakteriler dakikalar veya saatler içinde yeni nesiller üretebilirler. Bu, kısa bir zaman diliminde binlerce neslin doğal seçilime maruz kalabileceği anlamına gelir.

Yüksek Üreme Hızları: Eksponansiyel büyüme yetenekleri sayesinde çok kısa sürede devasa popülasyonlar oluşturabilirler.

Yüksek Mutasyon Oranları: Genom boyutlarına göre nispeten yüksek mutasyon oranlarına sahiptirler.

Horizontal Gen Transferi: Konjugasyon, transformasyon ve transdüksiyon gibi mekanizmalarla genleri diğer bakterilerle paylaşabilirler, bu da adaptif özelliklerin (örneğin antibiyotik direnci) popülasyonlar arasında hızla yayılmasını sağlar. Bu faktörler bir araya geldiğinde, bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç geliştirmesi gibi çok hızlı adaptasyon örnekleri ortaya çıkar.

B) Böcek: Böcekler, memeli ve kuşlara göre daha kısa jenerasyon sürelerine (haftalar veya aylar) ve daha yüksek üreme hızlarına sahip olabilirler. Bu özellikler, bazı böcek türlerinin (örneğin pestisitlere direnç geliştiren tarım zararlıları) nispeten hızlı adaptasyon gösterebilmesine olanak tanır. Ancak, jenerasyon süreleri bakterilere kıyasla hala çok daha uzundur.

C) Kedi: Kediler, uzun jenerasyon sürelerine (genellikle 1-2 yıl ve üzeri) ve düşük üreme hızlarına (bir batında birkaç yavru, uzun gebelik süresi) sahiptirler. Bu durum, doğal seçilimin gen frekansları üzerindeki etkisinin nesiller arası değişiminin çok daha yavaş olmasına neden olur.

D) Kuş: Kuşlar da kediler gibi uzun jenerasyon sürelerine (yıllar) ve nispeten düşük üreme hızlarına (az sayıda yumurta, kuluçka ve yavru bakımı) sahiptirler. Dolayısıyla, gen frekanslarındaki değişim hızı bakterilere göre oldukça düşüktür.

E) Balık: Balıkların jenerasyon süreleri ve üreme hızları türden türe değişiklik göstermekle birlikte, genellikle böceklerden daha uzun ve bakterilerden çok daha yavaştır. Çoğu balık türünde de doğal seçilimin gen frekansları üzerindeki etkisi bakterilere göre daha yavaş işler.

Soru 6.

Aşağıdaki grafik, bir ekosistemde bulunan bir kuş popülasyonundaki bireylerin gaga uzunluklarının dağılımını göstermektedir.

Canlılarda organların yapı ve işlevleri belirli değerler arasında en başarılıdır.

Bu ekosistemde koşulların, gaga uzunluğu 2,5 santimetreden daha uzun bireylerin besin bulma şanslarını artıracak şekilde değiştiği gözlenmiştir.

Yeni çevre koşullarında, gelecek kuşaklarda bu popülasyondaki yavruların gaga uzunluklarının dağılımını gösteren grafiğin aşağıdakilerin hangisindeki gibi olması beklenir?

(2009-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A.
B.
C.
D.
E.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: C

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Bu soru, bir popülasyondaki özellik dağılımının doğal seçilim etkisiyle nasıl değişebileceğini incelemektedir. Başlangıçta, kuş popülasyonundaki gaga uzunlukları belirli bir ortalama etrafında dağılmış, normal bir dağılım göstermektedir. Ancak çevre koşulları değişmiş ve gaga uzunluğu 2,5 cm'den daha uzun bireylerin besin bulma şansı artmıştır. Bu durum, 'doğal seçilim' türlerinden biri olan 'yönlü seçilim' (directional selection) için mükemmel bir senaryo oluşturmaktadır. Yönlü seçilimde, popülasyonun ortalama fenotipi belirli bir yöne doğru kayar çünkü bir uçtaki özellikler diğerlerine göre daha avantajlı hale gelir.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Bu grafik, popülasyonun ortalama gaga uzunluğunun 2,5 cm'den daha kısa bir değere doğru kaydığını göstermektedir. Oysa soruda, 2,5 cm'den uzun gagaların avantajlı hale geldiği belirtilmiştir. Dolayısıyla bu şık yanlış bir seçilim yönünü temsil eder.

B) Bu grafik, iki farklı gaga uzunluğunun (çok kısa ve çok uzun) avantajlı hale geldiği ve orta uzunluktaki gagaların dezavantajlı olduğu 'ayrıştırıcı seçilim' (disruptive selection) durumunu yansıtır. Ancak sorudaki senaryo sadece tek bir yöndeki (uzun gagalar) avantajı belirtmektedir, bu nedenle bu şık da yanlıştır.

C) Bu grafik, popülasyonun ortalama gaga uzunluğunun 2,5 cm'den daha uzun bir değere doğru kaydığını göstermektedir. Yeni zirve noktası, daha uzun gaga uzunluklarını temsil etmektedir. Bu durum, 2,5 cm'den uzun gagalı bireylerin besin bulmada daha başarılı olması ve bu özelliğin gelecek nesillere daha fazla aktarılmasıyla uyumludur. Bu, 'yönlü seçilim'in beklenen sonucudur ve doğru yanıttır.

D) Bu grafik, popülasyondaki varyasyonun azaldığını ve ortalama gaga uzunluğunun değişmediğini, sadece daha belirgin hale geldiğini göstermektedir. Bu durum 'dengeleyici seçilim' (stabilizing selection) olarak adlandırılır ve ortalama fenotipin avantajlı olduğu durumlarda gözlenir. Ancak sorudaki koşullar, ortalamanın değişmesi gerektiğini işaret etmektedir. Bu şık yanlıştır.

E) Bu grafik, popülasyondaki gaga uzunluğu varyasyonunun arttığını ve dağılımın daha yaygın hale geldiğini göstermektedir. Belirli bir yöne doğru net bir kayma veya zirve oluşumu yoktur. Sorudaki seçilim baskısı (uzun gagaların avantajı) göz önüne alındığında, bu durum beklenmez. Bu şık yanlıştır.

Soru 7.

Sığ bir göl, alg popülasyonlarının büyüklüklerini etkileyen faktörleri incelemek için iki bölüme ayrılmıştır.

Her iki bölüme de (1. ve 2.) karbonlu ve azotlu bileşikler doğal olarak gelmeye devam ederken 2. bölüme fosfat bileşikleri ilave edilmiştir. Bir süre sonra 1. bölümde bulunan alg popülasyonunun büyüklüğünde bir değişme olmazken 2. bölümdeki alg popülasyonunda büyük bir artış gözlenmiştir.

Bu gölle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

(2009-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A. Birinci bölümde fosfat bileşiklerinin az olması alg popülasyonunun büyüklüğünü sınırlamıştır.
B. Birinci bölümdeki alg çeşitliliğinde değişme olması beklenmez.
C. İkinci bölümde biriken organik madde miktarı artar.
D. İkinci bölümde birim zamanda üretilen oksijen miktarı azalır.
E. İkinci bölümde suyun ışık geçirgenliği birinci bölüme göre azalır.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklama:

Algler fotosentez yaptığından dolayı başlangıçta suya büyük miktarda oksijen salgılar. Yani birim zamanda üretilen oksijen miktarı artar, azalmaz. Ancak uzun vadede, ölen algler ayrıştırıcı bakteriler tarafından parçalanırken oksijen tüketimi artar ve suya eklenen oksijen azalır. Fakat soru "birim zamanda üretilen oksijen" hakkında olduğu için bu ifade yanlıştır.

İkinci bölümde başlangıçta oksijen üretimi artar, bu yüzden birim zamanda üretilen oksijen miktarının azalacağı söylenemez.

Soru 8.

Birlikte evrim (ko-evrim), yakın ekolojik ilişkileri olan, ancak birbirleriyle üreme ilişkileri bulunmayan iki veya daha fazla sayıda türün paylaştıkları yaşam alanında birbirlerine bağımlı olarak birlikte evrimleşmesidir.

Bu ilişkiler göz önüne alındığında, yukarıdakilerin hangilerinde verilen canlılar arasında birlikte evrim söz konusudur?

(2009-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. Yalnız III
D. I ve II
E. II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklama:

Birlikte evrim, iki türün birbirini evrimsel olarak etkilemesiyle gerçekleşir. II ve III. ilişkilerde karşılıklı bir evrim süreci görülürken, I. ilişkide tek taraflı bir adaptasyon (mimikri) vardır. Bu nedenle doğru cevap E) II ve III'tür.

Soru 9.

Aşağıdakilerden hangisi popülasyonların gen havuzlarında değişime neden olmaz?

(2010-Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS))

A. Popülasyonların yüksek enerjili ışınların etkisinde kalması
B. Popülasyonların coğrafi engellerle bölünmesi
C. Popülasyonların içine ve dışına göçlerin olması
D. Popülasyonların büyük olması
E. Popülasyonlara yapay seçilim uygulanması

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklama:

Bir popülasyonun gen havuzu, o popülasyondaki bireylerin sahip olduğu tüm genetik çeşitliliği ifade eder. Genetik değişimlerin meydana gelmesi için mutasyon, göç, doğal/yapay seçilim veya genetik sürüklenme gibi mekanizmalar etkilidir.

Büyük popülasyonlarda genetik değişimler daha az etkilidir çünkü genetik sürüklenme gibi rastgele olaylar büyük popülasyonlarda dengelenir.
Bu yüzden doğru cevap D şıkkıdır (Popülasyonların büyük olması, gen havuzunda değişime neden olmaz).

Soru 10.

Farelerin atmacalar tarafından avlanmasında, tüy rengi ile zemin rengi arasındaki ilişkiyi araştırmak için bir deney düzenlenmiştir. Bunun için aynı türe ait be- yaz ve kahverengi fareler kullanılmıştır. Deney, toprak zemin üzerinde ve karla kaplı zemin üzerinde iki renkten de fareler ve atmaca ile ayrı ayrı tekrarlanmıştır. Sonuçta toprak zemin üzerinde daha kolay görülebilen beyaz fareler, kahverengi farelere göre iki katı sayıda; karla kaplı zemin üzerinde ise kahverengi fareler, beyaz farelere göre iki katı sayıda avlanmışlardır.

Bu deney sonucu,

I. Tüy rengindeki çeşitlilik, farklı ortam koşullarında hayatta kalma şansını artırır.

II. Popülasyondaki bireylerin uyum gücü aynıdır.

III. Doğal seçilim, çevreye iyi uyum yapanlar yönünde işler.

Yargılarından hangilerini destekler?

(2010-Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS))

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. I ve II
D. I ve III
E. II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklama:

Bu deney, doğal seçilim ve adaptasyon kavramlarını açıkça göstermektedir. Farklı zemin renkleri (toprak ve kar), farklı fare renklerinin hayatta kalma şansını etkileyerek doğal seçilime neden olmaktadır.

Deney sonuçlarına göre:

- Toprak zemin üzerinde beyaz fareler daha fazla avlanıyor, kahverengi fareler daha fazla hayatta kalıyor.

- Karla kaplı zeminde kahverengi fareler daha fazla avlanıyor, beyaz fareler daha fazla hayatta kalıyor.

- Bu, tüy rengindeki çeşitliliğin hayatta kalma şansını artırdığını gösteriyor (I. yargıyı destekler).

- Ayrıca, çevreye uyum sağlayan bireylerin doğal seçilim yoluyla avantaj sağladığı görülüyor (III. yargıyı destekler).

Soru 11.

Bir deneyde bir bakteri popülasyonunun bulunduğu ortamda bakterilerin kullandığı besin, zamanla tükeniyor Gerçekleşen bir mutasyon sonucunda bazı bakteriler bu ortamdaki atık maddeleri besin olarak kullanmaya başlıyor

Bu deney boyunca bakteri popülasyonunun büyüklüğünde meydana gelen değişimi gösteren grafiğin aşağıdakilerden hangisi gibi olması beklenir?

(2011-Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS))

A.
B.
C.
D.
E.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Bu soru, bir bakteri popülasyonunun büyüklüğünün zamanla nasıl değiştiğini incelemektedir. Senaryo, başlangıçta bol olan bir besin kaynağının tükenmesini ve ardından bazı bakterilerde meydana gelen bir mutasyon sayesinde yeni bir besin kaynağının (atık maddelerin) kullanılmaya başlanmasını içerir. Popülasyon dinamiklerini etkileyen bu iki temel olayı (kaynak tükenmesi ve adaptasyon) yansıtan doğru grafiği bulmamız gerekmektedir.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Bu grafik tipi genellikle bir popülasyonun sınırlı kaynaklarla doyum noktasına ulaştığı ve taşıma kapasitesine ulaştıktan sonra sabit kaldığı lojistik büyüme eğrisini temsil eder. Soruda ise başlangıçtaki besinin tükenmesiyle bir düşüş ve ardından mutasyon sayesinde yeni bir besin kaynağının kullanımıyla ikinci bir büyüme aşaması beklendiği için, sadece sabit bir taşıma kapasitesine ulaşma durumu, sorudaki tüm olayları yansıtmaz.

B) Bu grafik, popülasyonun başlangıçta büyüdüğünü, ardından bir miktar azaldığını ve sonra yeniden büyüme eğilimi gösterdiğini temsil edebilir. Ancak “B” şıkkındaki görselin tam olarak neyi temsil ettiğini bilmediğimiz için genel bir yorum yapmaktayım. Eğer sadece bir düşüş ve ardından bir toparlanma şeklinde bir dalgalanma gösteriyorsa, bu da tam olarak senaryoyu karşılamayabilir. Önemli olan, düşüşün nedenini (besin tükenmesi) ve sonraki artışın nedenini (mutasyon ve yeni besin kaynağı) net bir şekilde yansıtmasıdır.

C) Bu grafik genellikle popülasyonun başlangıçta bir miktar büyüdüğünü veya sabit kaldığını ve ardından sürekli bir düşüşe geçtiğini gösterir. Bu durum, besin tükenmesiyle birlikte popülasyonun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı senaryolara uyar ancak yeni bir besin kaynağı sayesinde adaptasyonu ve yeniden büyümeyi açıklamaz.

D) Bu grafik, sorudaki senaryoyu en doğru ve eksiksiz şekilde açıklar:

1. Başlangıçtaki Büyüme: Bakteriler, ortamdaki ilk besin kaynağını kullanarak hızla çoğalır ve popülasyon büyüklüğü artar.

2. Besin Tükenmesi ve Düşüş: Zamanla başlangıçtaki besin kaynağı tükenir. Besinsizlik nedeniyle bakterilerin üreme hızı azalır, ölümler artar ve popülasyon büyüklüğü düşmeye başlar.

3. Mutasyon ve İkinci Büyüme: Popülasyon düşüş yaşarken, gerçekleşen bir mutasyon sonucunda bazı bakteriler ortamdaki atık maddeleri yeni bir besin kaynağı olarak kullanma yeteneği kazanır. Bu adapte olmuş bakteriler, yeni besin kaynağını kullanarak çoğalmaya başlar ve popülasyon büyüklüğü tekrar artış gösterir.

4. Yeni Denge (Taşıma Kapasitesi): Popülasyon, atık maddelerin (yeni besin kaynağının) sınırlayıcı etkisine veya diğer çevresel faktörlere bağlı olarak yeni bir taşıma kapasitesine ulaşır ve dengeye gelir. Bu grafik, evrimsel adaptasyonun ve yeni kaynakların kullanımının bir popülasyon dinamikleri üzerindeki etkisini açıkça gösterir.

E) Bu grafik genellikle düzensiz dalgalanmalar, ani artışlar veya hızlı bir artıştan sonra ani çöküş gibi durumları gösterebilir. Ancak sorudaki olaylar zinciri (besin tükenmesi, mutasyon, yeni besin kullanımı) daha belirli bir paterni işaret eder. Bu nedenle, E şıkkının senaryoyu doğru bir şekilde temsil etmesi pek olası değildir.

Soru 12.

Birbirine yakın alanları işgal eden bir fare türünün 5 popülasyonunun yayılış alanları aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.

Besin miktarı azaldığında hangi popülasyon için yok olma tehlikesinin daha büyük olması beklenir?

(2011-Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS))

A. I
B. II
C. III
D. IV
E. V

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: C

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Bu soru, fare popülasyonlarının coğrafi yayılış alanları ve besin kıtlığı durumunda hangi popülasyonun yok olma tehlikesinin daha büyük olacağını anlamamızı gerektirmektedir. Ekolojide, bir popülasyonun kaynak kıtlığına karşı savunmasızlığı genellikle popülasyon büyüklüğü, yayılış alanının genişliği, habitatın parçalanma derecesi ve diğer popülasyonlarla olan rekabet düzeyi gibi faktörlerle ilişkilidir. Genel olarak, bir popülasyonun yayılış alanı ne kadar küçük, izole veya diğer popülasyonlarla rekabetin yoğun olduğu bir bölgedeyse, kaynaklar azaldığında yok olma riski o kadar artar.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) I: Eğer popülasyon I, diğerlerine kıyasla daha geniş bir coğrafi alana yayılmışsa veya kaynaklar açısından zengin bir bölgede bulunuyorsa, besin kıtlığının etkilerine karşı daha dirençli olması beklenir. Geniş bir alan, daha çeşitli kaynaklara erişim veya daha fazla birey barındırma potansiyeli sunar.

B) II: Popülasyon II'nin de benzer şekilde, stabil bir yayılış alanına ve yeterli kaynaklara sahip olduğu varsayılabilir. Eğer yayılış alanı nispeten geniş ve diğer popülasyonlarla aşırı bir rekabet içinde değilse, yok olma riski daha düşük olacaktır.

C) III: Popülasyon III, yayılış alanı haritasına göre, besin kıtlığında yok olma tehlikesinin en yüksek olduğu popülasyondur. Bunun olası nedenleri şunlar olabilir:Bu faktörlerden herhangi biri veya birkaçı, Popülasyon III'ü besin kıtlığı karşısında en savunmasız hale getirir.

Sınırlı Yayılış Alanı: Popülasyon III, diğer popülasyonlara göre en küçük yayılış alanına sahip olabilir. Küçük bir alan, daha az sayıda bireyi destekleyebilir ve genetik çeşitliliği azaltabilir, bu da çevresel değişikliklere adaptasyonu zorlaştırır.

Yüksek Rekabet: Popülasyon III'ün alanı, diğer popülasyonlarla en çok örtüşen veya en yoğun rekabetin yaşandığı bölgede olabilir. Besin azaldığında, bu rekabet daha da şiddetlenecek ve Popülasyon III'ü dezavantajlı duruma sokacaktır.

İzolasyon veya Parçalanma: Alanı, diğer popülasyonlardan izole veya yüksek derecede parçalanmış olabilir. Bu durum, kaynaklara ulaşmayı veya yeni besin alanlarına göç etmeyi zorlaştırır.

D) IV: Popülasyon IV'ün de yayılış alanı ve kaynak erişimi açısından Popülasyon III'e kıyasla daha avantajlı bir konumda olduğu varsayılır. Belki daha geniş bir alana yayılmış veya daha az rekabetçi bir niş işgal etmektedir.

E) V: Popülasyon V'nin durumu da Popülasyon I, II ve IV gibi, Popülasyon III'e göre daha az risk taşıyan bir yayılış stratejisine sahip olabilir. Genellikle popülasyonun kenar bölgelerinde yer alanlar değil, merkezi veya sınırlı kaynaklara sahip olanlar daha fazla risk altındadır.

Soru 13.

Grafikte bir popülasyona ait S tipi büyüme eğrisi verilmiştir. Bu grafiğe göre

I. 1. evrede uyum süreci yaşandığından birey sayısındaki artış azdır.

II. 2. evre birey sayısının geometrik dizi şeklinde arttığı logaritmik artış evresidir.

III. 3. evre büyüme hızının en üst seviyeye ulaştığı pozitif artış evresidir.

IV. 4. evre çevresel direncin düşük olduğu negatif artış evresidir.

İfadelerinden hangileri doğrudur?

(MEBİ 06.01.2025 AYT Deneme Sınavı)

A. I ve II
B. I ve III
C. II ve III
D. II ve IV
E. III ve IV

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklama:

S-Tipi (Lojistik) Büyüme Eğrisi ve Aşamaları

Bu grafik, lojistik büyüme eğrisini (S-eğrisi) göstermektedir. Popülasyonun çevresel sınırlamalar altında nasıl büyüdüğünü ifade eder. Büyüme evrelerini analiz edelim:


I. 1. evrede uyum süreci yaşandığından birey sayısındaki artış azdır.

(Doğru)

  • Popülasyon başlangıçta yeni ortamına adapte olur (uyum süreci).
  • Üreme ve birey sayısı artışı yavaş olur.

II. 2. evre birey sayısının geometrik dizi şeklinde arttığı logaritmik artış evresidir.

(Doğru)

  • Üreme hızı artar ve birey sayısı üstel olarak (geometrik dizi şeklinde) artar.
  • Bu evreye "logaritmik büyüme evresi" denir.

III. 3. evre büyüme hızının en üst seviyeye ulaştığı pozitif artış evresidir.

(Yanlış)

  • Büyüme hızı en yüksek seviyeye 2. evrede ulaşır.
  • 3. evrede çevresel direnç artar, büyüme yavaşlar.

IV. 4. evre çevresel direncin düşük olduğu negatif artış evresidir.

(Yanlış)

  • 4. evrede çevresel direnç maksimuma ulaşır.
  • Popülasyon taşıma kapasitesine ulaştığından büyüme durur, negatif artış söz konusu değildir.

Sonuç:

Doğru Cevap: A) I ve II

Soru 14.

Ekosistemlerde, bir yaşam alanının taşıma kapasitesiyle ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

(2012-Lisans Yerleştirme Sınavı-2 (LYS2))

A. Bir popülasyonun büyüklüğü, taşıma kapasitesinin üst sınırına yaklaştıkça çevre direnci artar.​
B. Bir yaşam alanının taşıma kapasitesi, çevresel koşullar değiştikçe değişebilir.​
C. Taşıma kapasitesinin üzerine çıkılması durumunda popülasyondaki ölümler artar.​
D. Bir yaşam alanının taşıma kapasitesi, kullanılabilir çevresel kaynakların miktarıyla belirlenir.​
E. Bir türün farklı popülasyonlarının yayılış gösterdikleri alanların taşıma kapasitesi aynıdır.​

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklama:

Taşıma kapasitesi, bir ekosistemin destekleyebileceği maksimum birey sayısını ifade eder ve bu kapasite, çevresel koşullara ve kaynakların bolluğuna bağlı olarak değişir. Bu nedenle, farklı bölgelerde yaşayan aynı türün popülasyonları, farklı taşıma kapasitelerine sahip olabilirler. Dolayısıyla, E seçeneği yanlıştır.​

Diğer seçenekler ise doğrudur:​

A) Popülasyon büyüklüğü taşıma kapasitesine yaklaştıkça, kaynaklar sınırlı hale gelir ve çevre direnci artar.​

B) Çevresel koşullar değiştikçe, taşıma kapasitesi de değişebilir.​

C) Taşıma kapasitesinin aşılması durumunda, kaynak yetersizliği nedeniyle ölümler artar.​

D) Taşıma kapasitesi, mevcut çevresel kaynakların miktarıyla belirlenir.​

Bu nedenle, doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 15.

Popülasyonları oluşturan bireylerin yayılış alanında gösterdikleri kümeli dağılımla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?​

(2020-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. Doğada en yaygın görülen dağılım modelidir.​
B. Grupları oluşturan bireylerin sayısı değişiklik gösterebilir.​
C. Hayvanlar avcılarına karşı kendilerini daha iyi savunabilmek için kümeli dağılım gösterebilir.​
D. Üreme döneminde karada alan savunması yapan kral penguenler kümeli dağılım sergiler.​
E. Mantarların besinin bol olduğu yerde toplanması kümeli dağılıma örnektir.​

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklama:

Kümeli Dağılım: Bireylerin belirli alanlarda gruplar oluşturduğu dağılım şeklidir ve doğada en sık rastlanan dağılım modelidir.​

Kral Penguenler: Üreme dönemlerinde karada alan savunması yaparlar ve bireyler arasında eşit mesafeler bulunur. Bu, düzenli (tekdüze) dağılım örneğidir.​

Bu nedenle, D seçeneği yanlıştır.

Soru 16.

Aşağıdaki grafikte numaralanmış eğrilerden hangisi, besin kaynakları sınırlı olan bir gölde bulunan ve yoğunluğu giderek artan bir balık popülasyonunda besin bulmak için bir bireyin harcadığı enerji miktarındaki değişimi göstermektedir?

(2011-Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS))

A. 1
B. 2
C. 3
D. 4
E. 5

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklama:

Besin kaynakları sınırlı olduğundan birey sayısının giderek artması, kişi başına düşen besin miktarını azaltır. Bu durum bireylerin besin bulmak için daha fazla enerji harcamasına neden olur.

Soru 17.

Popülasyonların büyüme hızı,​

I. Birey sayısı​

II. Bireylerin vücut büyüklüğü​

III. Bireylerin boy uzunluğu​

IV. Zaman​

değişkenlerinden hangileri arasındaki ilişkiyle belirlenir?​

(2011-Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS))

A. I ve II​
B. I ve IV​
C. II ve III​
D. II ve IV​
E. III ve IV

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: B

Açıklama:

Popülasyon büyüme hızı, belirli bir zaman diliminde popülasyondaki birey sayısındaki değişimle belirlenir. Bu nedenle, büyüme hızı birey sayısı (I) ve zaman (IV) değişkenleri arasındaki ilişkiyle belirlenir.​

Diğer seçeneklerdeki bireylerin vücut büyüklüğü (II) ve bireylerin boy uzunluğu (III) gibi faktörler, popülasyonun büyüme hızını doğrudan etkilemez.​

Bu nedenle, doğru cevap B) I ve IV seçeneğidir.

Soru 18.

Popülasyon dağılımı, belirli bir bölgede popülasyonu oluşturan bireylerin yerleşme biçimini ifade eder. Çevresel faktörler ve bireyler arası ilişkiler, dağılım modellerinin oluşmasında etkilidir. Popülasyonların dağılımı; kümeli, düzenli ve rastgele olmak üzere üç tiptir.

Buna göre

I. Penguenlerin birbirlerine nispeten eşit uzaklıkta bulunarak dağılım göstermesi,

II. Tohumları rüzgârla dağılan karahindiba bitkilerinin tesadüfi yayılış göstermesi,

III. Avlanma amaçlı bir araya gelen kurtların sürü oluşturması

Örnekleri, aşağıdakilerin hangisinde popülasyon dağılım modelleri ile doğru eşleştirilmiştir?

(MEBİ 10.02.2025 AYT Deneme Sınavı)

A. Kümeli dağılım → II, Düzenli dağılım → III, Rastgele dağılım → I
B. Kümeli dağılım → I, Düzenli dağılım → II, Rastgele dağılım → III
C. Kümeli dağılım → III, Düzenli dağılım → II, Rastgele dağılım → I
D. Kümeli dağılım → II, Düzenli dağılım → I, Rastgele dağılım → III
E. Kümeli dağılım → III, Düzenli dağılım → I, Rastgele dağılım → II

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Bu soru, biyolojide popülasyon ekolojisi konusu kapsamında yer alan popülasyon dağılım modellerini anlamayı ve verilen örneklere göre doğru eşleştirmeyi yapmayı hedeflemektedir. Popülasyon dağılımı, bir bölgedeki bireylerin yerleşim biçimini ifade eder ve üç ana tipi vardır: kümelenmiş (clumped), düzenli (uniform) ve rastgele (random).

2. Dağılım Modellerinin Tanımları ve Örneklerin Değerlendirilmesi

Kümelenmiş (Yığılmış) Dağılım: Bireylerin belirli bölgelerde gruplar halinde toplandığı dağılım şeklidir. Bu genellikle kaynakların (besin, su, barınak) düzensiz dağılımından, sosyal davranışlardan (avlanma, üreme, korunma) veya üreme stratejilerinden kaynaklanır. Doğadaki en yaygın dağılım şeklidir.
Örnek III (Kurtlar): Avlanma amaçlı bir araya gelen kurtların sürü oluşturması, kümelenmiş dağılıma klasik bir örnektir. Kurtlar, sosyal yapılarından ve avlanma stratejilerinden dolayı gruplar halinde yaşarlar.

Düzenli (Düzgün) Dağılım: Bireylerin birbirlerine eşit veya yaklaşık eşit uzaklıkta, düzenli bir aralıkla yerleştiği dağılım şeklidir. Bu durum genellikle bireyler arasında güçlü bir rekabetin, bölgesel davranışların (territorialite) veya agresif etkileşimlerin olduğu durumlarda ortaya çıkar. Kaynaklar sınırlı olduğunda veya bireyler kendi alanlarını koruduğunda görülür.
Örnek I (Penguenler): Penguenlerin yuva yapma alanlarında birbirlerine nispeten eşit uzaklıkta bulunması, bölgesel davranışlar veya yuva yeri rekabeti nedeniyle oluşan düzenli dağılıma iyi bir örnektir.

Rastgele (Tesadüfi) Dağılım: Bireylerin belirli bir desen olmaksızın, öngörülemeyen bir şekilde rastgele dağıldığı dağılım şeklidir. Bu durum, çevresel koşulların homojen olduğu ve bireyler arasında güçlü bir çekim veya itme kuvvetinin olmadığı durumlarda görülür. Doğadaki en nadir dağılım şeklidir.
Örnek II (Karahindiba): Tohumları rüzgârla dağılan karahindiba bitkilerinin tesadüfi yayılış göstermesi, çevresel koşullar uygun ve homojen olduğunda rastgele dağılıma bir örnektir, zira tohumlar belirli bir yere odaklanmadan çevreye yayılır.

3. Örneklerin Eşleştirilmesi

I. Penguenler → Düzenli dağılım

II. Karahindiba → Rastgele dağılım

III. Kurtlar → Kümelenmiş dağılım

4. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Kümeli dağılım → II, Düzenli dağılım → III, Rastgele dağılım → I

Yanlış eşleştirme. Örneğin, Karahindiba (II) rastgele dağılıma, Kurtlar (III) kümelenmiş dağılıma, Penguenler (I) düzenli dağılıma örnektir.

B) Kümeli dağılım → I, Düzenli dağılım → II, Rastgele dağılım → III

Yanlış eşleştirme. Örneğin, Penguenler (I) düzenli dağılıma, Karahindiba (II) rastgele dağılıma, Kurtlar (III) kümelenmiş dağılıma örnektir.

C) Kümeli dağılım → III, Düzenli dağılım → II, Rastgele dağılım → I

Yanlış eşleştirme. Kümelenmiş dağılım doğru (III), ancak Düzenli dağılım (II) ve Rastgele dağılım (I) yanlıştır.

D) Kümeli dağılım → II, Düzenli dağılım → I, Rastgele dağılım → III

Yanlış eşleştirme. Düzenli dağılım doğru (I), ancak Kümelenmiş dağılım (II) ve Rastgele dağılım (III) yanlıştır.

E) Kümeli dağılım → III, Düzenli dağılım → I, Rastgele dağılım → II

Bu şık, örneklerin doğru dağılım modelleriyle eşleştirilmiş halidir:

Bu eşleştirme tamamen doğrudur.

Kümelenmiş dağılımIII (Kurtların sürü oluşturması)

Düzenli dağılımI (Penguenlerin birbirlerine eşit uzaklıkta bulunması)

Rastgele dağılımII (Karahindiba tohumlarının tesadüfi yayılışı)

Soru 19.

Bir biyolog 2016 yılında Muğla'da faaliyete geçen rüzgâr enerji santrallerinin göçmen bir kuş türü olan Kızılgerdan (Erithacus rubecula) üzerindeki etkilerini araştırmış ve türün popülasyon yoğunluğunda meydana gelen değişime ait elde ettiği verileri aşağıdaki grafikle göstermiştir.

Grafikteki verilere göre rüzgâr santralinin faaliyete geçmesiyle Kızılgerdan popülasyonunun yoğunluğunda meydana gelen değişimin temel nedeni aşağıdakilerden hangisi olamaz?

(MEBİ 20.01.2025 AYT Deneme Sınavı)

A. Besin kaynaklarının değişmesiyle popülasyona katılan canlı sayısının artması
B. Türbin kanatlarına çarparak yaşamını yitiren canlı sayısının artması
C. Santralin inşası ve işletilmesiyle habitat sınırlarının daralması
D. Artan gürültü ve titreşimler nedeniyle üreme başarısının düşmesi
E. Kuşların göç yollarının değişmesi ve harcadıkları enerji miktarının artması

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Soru, Muğla'da 2016 yılında faaliyete geçen rüzgar enerji santrallerinin göçmen bir kuş türü olan Kızılgerdan (Erithacus rubecula) popülasyon yoğunluğu üzerindeki etkilerini incelemektedir. Grafiğin kendisi verilmemiş olsa da, rüzgar enerji santrallerinin kuş popülasyonları üzerindeki bilinen etkileri genellikle olumsuzdur ve popülasyon yoğunluğunda bir azalmaya yol açar. Soruda, popülasyon yoğunluğunda meydana gelen bu değişimin (beklenilen azalmanın) temel nedeni **olamayacak** şıkkın belirlenmesi istenmektedir. Yani, popülasyonu azaltmayacak veya aksine artıracak bir etkiyi arıyoruz.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Besin kaynaklarının değişmesiyle popülasyona katılan canlı sayısının artması: Eğer besin kaynakları değişerek popülasyona katılan canlı sayısı artıyorsa, bu durum popülasyon yoğunluğunda bir artışa veya en azından bir azalmanın önlenmesine yol açar. Rüzgar santrallerinin doğrudan besin kaynaklarını artırarak popülasyon artışına neden olması beklenmez; aksine, habitat tahribatı ve ekosistemdeki değişiklikler besin kaynaklarını olumsuz etkileyebilir. Dolayısıyla, santrallerin faaliyete geçmesiyle popülasyon yoğunluğunda bir azalma gözlemleniyorsa, popülasyona katılan canlı sayısının artması bu azalmanın temel nedeni **olamaz**. Bu şık, beklenen azalma trendiyle çelişmektedir.

B) Türbin kanatlarına çarparak yaşamını yitiren canlı sayısının artması: Rüzgar türbinleri, özellikle göç yollarındaki kuşlar için ciddi bir ölüm riskidir. Türbin kanatlarına çarpmalar sonucu yaşamını yitiren kuşların sayısının artması, popülasyonun ölüm oranını yükselterek doğrudan popülasyon yoğunluğunda bir azalmaya yol açar. Bu, rüzgar santrallerinin bilinen bir olumsuz etkisidir.

C) Santralin inşası ve işletilmesiyle habitat sınırlarının daralması: Rüzgar santrallerinin kurulması, mevcut yaşam alanlarının (habitatların) tahrip olmasına, parçalanmasına veya kullanılamaz hale gelmesine neden olabilir. Habitat kaybı ve daralması, kuşların barınma, beslenme ve üreme imkanlarını kısıtlayarak popülasyon yoğunluğunun azalmasına yol açan önemli bir faktördür.

D) Artan gürültü ve titreşimler nedeniyle üreme başarısının düşmesi: Rüzgar türbinlerinden yayılan sürekli gürültü ve titreşimler, kuşların iletişimini, yuvalama davranışlarını ve genel stres seviyelerini olumsuz etkileyebilir. Bu durum, üreme başarısının (yumurta bırakma, kuluçka, yavru büyütme oranları) düşmesine yol açarak popülasyonun yenilenmesini zorlaştırır ve uzun vadede popülasyon yoğunluğunda azalmaya neden olur.

E) Kuşların göç yollarının değişmesi ve harcadıkları enerji miktarının artması: Rüzgar santralleri, kuşları geleneksel göç yollarını değiştirmeye zorlayabilir. Daha uzun veya daha dolambaçlı rotalar kullanmak, kuşların daha fazla enerji harcamasına, yorgunluk ve bitkinliğe yol açmasına neden olabilir. Bu durum, kuşların hastalıklara veya yırtıcılara karşı daha savunmasız hale gelmesine, hayatta kalma oranlarının düşmesine ve dolayısıyla popülasyon yoğunluğunun azalmasına katkıda bulunur.

Soru 20.

Aşağıdaki grafikte aynı memeli hayvan türünün farklı iki popülasyonunun birey sayıları ve popülasyonlardaki yaş dağılımları gösterilmiştir.

Buna göre

I. En yaşlı bireylere sadece düşük yoğunluğa sahip popülasyonda rastlanır.

II. Yüksek yoğunluklu popülasyonda tür içi rekabet artmış olabilir.

III. Popülasyon yoğunluğunun düşük olması bireylerin hayatta kalmasını olumlu etkilemektedir.

İfadelerinden hangileri doğrudur?

(2024-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. Yalnız III
B. I ve II
C. I ve III
D. II ve III
E. I, II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Bu soru, aynı memeli türüne ait iki farklı popülasyonun (düşük yoğunluklu ve yüksek yoğunluklu) birey sayıları ve yaş dağılımları grafiğini temel almaktadır. Grafikler, popülasyonların genç, orta yaşlı (üreme çağı) ve yaşlı bireylerden oluşan yaş yapılarını göstermektedir. Düşük yoğunluklu popülasyonun toplam birey sayısı daha azken, yüksek yoğunluklu popülasyonun toplam birey sayısı daha fazladır. Bu bilgiler ışığında verilen üç ifadenin doğruluğu değerlendirilecektir.

2. İfadelerin Değerlendirilmesi

I. En yaşlı bireylere sadece düşük yoğunluğa sahip popülasyonda rastlanır.
Bu ifade yanlıştır. Her iki grafiğe bakıldığında, hem düşük yoğunluklu popülasyonda hem de yüksek yoğunluklu popülasyonda 'yaşlı bireyler' kategorisinde bireylerin var olduğu açıkça görülmektedir. 'Sadece' kelimesi bu ifadeyi kesin bir şekilde yanlış kılmaktadır. Yüksek yoğunluklu popülasyonda toplam birey sayısı daha fazla olduğundan, mutlak olarak daha fazla yaşlı birey bulunma ihtimali bile vardır, ancak her ikisinde de yaşlı bireyler mevcuttur.

II. Yüksek yoğunluklu popülasyonda tür içi rekabet artmış olabilir.
Bu ifade doğrudur. Popülasyon yoğunluğu arttığında, yani birim alandaki birey sayısı çoğaldığında, popülasyon içerisindeki bireyler arasında besin, su, barınak, üreme eşi gibi sınırlı kaynaklar için rekabet artar. Bu durum, ekolojinin temel prensiplerinden biridir ve yüksek yoğunluklu popülasyonlar için beklenen bir sonuçtur.

III. Popülasyon yoğunluğunun düşük olması bireylerin hayatta kalmasını olumlu etkilemektedir.
Bu ifade doğrudur. Düşük popülasyon yoğunluğu, bireylerin kaynaklara daha kolay erişmesini sağlar, tür içi rekabeti azaltır ve hastalıkların popülasyon içinde yayılma hızını düşürür. Bu faktörler, bireylerin yaşam koşullarını iyileştirerek hayatta kalma olasılıklarını artırır. Bu nedenle, düşük yoğunluk genellikle bireylerin sağlığı ve hayatta kalma oranı üzerinde olumlu bir etki yaratır.

3. Sonuç

Yapılan değerlendirmeler sonucunda, I. ifadenin yanlış olduğu, II. ve III. ifadelerin ise doğru olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda doğru cevap, II ve III numaralı ifadeleri içeren D seçeneğidir.

Soru 21.

Doğada ardıç ağacı tohumları toprağa düştüğünde doğrudan çimlenemez. Ancak ardıç ağacının tohumları, bu tohumlarla beslenen ardıç kuşlarının sindirim sisteminden geçip dışkıyla dışarı atılır ve uygun alanlarda çimlenir. Ardıç kuşları aynı zamanda salyangoz ve böcek gibi diğer hayvanlarla da beslenir.

Buna göre

I. Ardıç kuşlarının avlanarak sayılarının azaltılması tür çeşitliliğinde değişikliklere neden olabilir.

II. Ardıç kuşlarının bulunduğu ortamda insektisit kullanılması ardıç ağaçlarının çoğalmasını etkileyebilir.

III. Ardıç ağaçlarında ortaya çıkabilecek tahribat, ardıç kuşlarının popülasyon yoğunluğunu azaltabilir.

İfadelerinden hangileri doğrudur?

(2024-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. Yalnız I
B. Yalnız III
C. I ve II
D. II ve III
E. I, II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklama:

1. Sorunun İçeriği / Ne Sorduğu

Bu soru, ardıç ağaçları ve ardıç kuşları arasındaki ekolojik etkileşimleri ve bu etkileşimlerin bir ekosistemdeki diğer faktörlerle (avlanma, insektisit kullanımı, habitat tahribatı) nasıl ilişkilendirilebileceğini sorgulamaktadır. Temel olarak, bir türdeki değişimin, besin ağı ve simbiyotik ilişkiler aracılığıyla diğer türleri ve genel tür çeşitliliğini nasıl etkileyebileceğini anlamamızı bekler. Özellikle besin zinciri, tohum yayılımı ve popülasyon dinamikleri üzerinde durulmuştur.

2. Doğru Cevabın Açıklaması

Verilen metin ve ekolojik prensipler doğrultusunda tüm öncüller doğrudur:

I. Ardıç kuşlarının avlanarak sayılarının azaltılması tür çeşitliliğinde değişikliklere neden olabilir.
Metin, ardıç ağacı tohumlarının çimlenmesi için ardıç kuşlarının sindirim sisteminden geçmesi gerektiğini açıkça belirtiyor. Eğer ardıç kuşlarının sayısı azalırsa, ardıç ağaçlarının tohumları yeterince yayılamaz ve çimlenemez, bu da ardıç ağacı popülasyonunun azalmasına yol açar. Ardıç ağaçlarının azalması, o bölgedeki bitki tür çeşitliliğini doğrudan etkiler. Ayrıca, ardıç kuşları salyangoz ve böceklerle de beslendiğinden, kuş sayısındaki azalma bu hayvanların popülasyonlarında artışa neden olarak ekosistemdeki dengeyi ve tür çeşitliliğini etkileyebilir. Dolayısıyla, bu ifade doğrudur.

II. Ardıç kuşlarının bulunduğu ortamda insektisit kullanılması ardıç ağaçlarının çoğalmasını etkileyebilir.
İnsektisitler, böcekleri öldüren kimyasallardır. Metin, ardıç kuşlarının salyangoz ve böcek gibi diğer hayvanlarla beslendiğini belirtiyor. Ortamda insektisit kullanılması, ardıç kuşlarının besin kaynaklarından biri olan böcek popülasyonunu azaltacaktır. Besin bulmakta zorlanan ardıç kuşlarının popülasyonu azalabilir. Ardıç kuşlarının sayısının azalması da, I. maddede açıklandığı gibi, ardıç ağaçlarının tohumlarını yayıp çimlenmeleri için gerekli ortamın azalmasına ve dolayısıyla ardıç ağaçlarının çoğalmasının olumsuz etkilenmesine neden olur. Bu nedenle, bu ifade de doğrudur.

III. Ardıç ağaçlarında ortaya çıkabilecek tahribat, ardıç kuşlarının popülasyon yoğunluğunu azaltabilir.
Metin, ardıç kuşlarının ardıç ağacının tohumları ile beslendiğini açıkça ifade eder ('bu tohumlarla beslenen ardıç kuşlarının'). Eğer ardıç ağaçlarında bir tahribat oluşur ve bu tahribat tohum üretimini veya ağacın genel sağlığını olumsuz etkilerse, ardıç kuşlarının ana besin kaynaklarından biri olan ardıç tohumlarının miktarı azalır. Besin kaynaklarındaki azalma, ardıç kuşlarının yaşama ve üreme şansını düşürerek popülasyon yoğunluklarının azalmasına yol açabilir. Bu ifade de doğrudur.

Sonuç olarak, verilen üç öncül de ardıç kuşları ve ardıç ağaçları arasındaki karmaşık ekolojik ilişkiler çerçevesinde mantıklıdır ve doğrudur.

Soru 22.

J-tipi ve S-tipi olmak üzere iki farklı tip popülasyon büyümesinin grafiği aşağıda gösterilmiştir.

Bu grafikle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

(2023-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. J-tipi popülasyon büyüme eğrisine sahip popülasyonlarda dışarıya göç fazladır.
B. S-tipi popülasyon büyümesinin belirli bir evresinde birey sayısında logaritmik artış gözlenebilir.
C. J-tipi büyüme ideal koşullarda yaşayan bir popülasyonun büyümesini göstermektedir.
D. S-tipi büyümede popülasyon büyüklüğü zaman içerisinde taşıma kapasitesine ulaşır.
E. J-tipi popülasyon büyümesi doğada sonsuza kadar devam edemez.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

J-tipi (üstel) büyüme, kaynakların bol ve sınırlayıcı etmenlerin düşük olduğu ideal koşullarda, kısa sürede hızlı artışı gösterir. S-tipi (lojistik) büyüme ise çevresel dirençlerin etkisiyle başlangıçta hızlanıp daha sonra yavaşlayarak popülasyonun taşıma kapasitesine (K) yaklaşmasını ifade eder. Bu çerçevede, göçün yönü ve büyüklüğü büyüme eğrilerini etkiler: Üstel büyümenin görüldüğü durumlarda net artış (doğum + göç alma) yüksek, kayıplar (ölüm + göç verme) düşüktür.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Yanlış (Söylenemez). J-tipi büyümenin gerçekleşebilmesi için net artışın yüksek olması gerekir. Dışarıya göçün (emigrasyon) fazla olması artış hızını düşürür ve üstel artışı zayıflatır. Üstel büyüme senaryolarında genellikle emigrasyon düşüktür ya da hatta göç alma (immigrasyon) baskın olabilir.

B) Doğru. Lojistik büyümenin erken-orta evresinde bir üstel (log) faz bulunur; bu dönemde birey sayısı hızla artar, ardından çevresel dirençle artış yavaşlar.

C) Doğru. J-eğrisi; sınırlayıcı faktörlerin az, kaynakların bol olduğu koşullarda, ölüm ve göç vermenin nispeten düşük olduğu durumları yansıtır.

D) Doğru. Lojistik büyümede popülasyon K değerine yaklaşır ve genellikle onun etrafında dalgalanır.

E) Doğru. Kaynak sınırlamaları, rekabet, hastalık ve yırtıcılık gibi yoğunluğa bağlı etkenler nedeniyle üstel büyüme sürdürülemez; çoğu zaman aşım (overshoot) ve ardından çöküş görülebilir.

Soru 23.

Aşağıda lojistik büyüme gösteren bir popülasyona ait S tipi büyüme eğrisi verilmiştir.

Bu grafiğe göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

(2022-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. I numaralı bölgede düşük çevre direncine bağlı olarak birey sayısı hızla artar.
B. II numaralı bölgede popülasyonun büyüme hızı azalmaya başlar.
C. III numaralı bölgede popülasyondaki bireyler arasında kaynaklar için rekabetin daha fazla olması beklenir.
D. Popülasyon büyüklüğü taşıma kapasitesine yaklaştıkça büyüme yavaşlar, doğum ve ölüm oranı birbirine yaklaşır.
E. Popülasyon büyüklüğü taşıma kapasitesine yaklaştıkça çevresel direnç azalır.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklama:

- Bu soru, popülasyon büyümesi ve taşıma kapasitesi konularını test etmektedir.

- Verilen S tipi büyüme eğrisine göre, popülasyon büyüklüğü taşıma kapasitesine yaklaştıkça çevresel direnç artar ve büyüme yavaşlar.

- Bu nedenle, popülasyon büyüklüğü taşıma kapasitesine yaklaştıkça çevresel direnç azalmaz, aksine artar.

- Dolayısıyla, E şıkkı doğru cevaptır. Diğer şıklar ise popülasyon büyümesi sırasında karşılaşılan diğer durumları açıklamaktadır.

Soru 24.

Popülasyonlarda her yaş grubunda hayatta kalan bireylerin sayısı grafiğe aktarıldığında hayatta kalma eğrileri elde edilir. Aşağıda K, L ve M popülasyonlarının hayatta kalma eğrileri verilmiştir.

Buna göre K, L ve M popülasyonları ile ilgili,

I. K popülasyonunda erken ve orta yaşlarda ölüm oranı yüksektir.

II. L popülasyonunda her yaş döneminde ölüm oranı sabittir.

III. M popülasyonunda erken yaşlarda ölüm oranı yüksektir.

İfadelerinden hangileri doğrudur?

(2021-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. Yalnız I
B. I ve II
C. I ve III
D. II ve III
E. I, II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklama:

1. Sorunun İçeriği / Ne Sorduğu

Verilen K, L ve M popülasyonlarına ait hayatta kalma (sağkalım) eğrilerini yorumlayarak yaşa bağlı ölüm oranlarının nasıl değiştiğini belirlememizi ve buna göre I, II, III ifadelerinin doğruluğunu sorgulamamızı ister.

2. Doğru Cevabın Açıklaması

Genel olarak üç tip hayatta kalma eğrisi vardır: Tip I (erken ve orta yaşlarda ölüm az, ileri yaşta artar), Tip II (tüm yaşlarda ölüm oranı sabit), Tip III (erken yaşlarda ölüm çok yüksek, sonra hayatta kalanlar uzun süre yaşar).
- L eğrisi düz ve istikrarlı azalış gösterir (Tip II): Her yaş döneminde ölüm oranı sabittir. Bu nedenle II doğrudur.
- M eğrisi başlangıçta hızla düşer sonra yataya yakın seyreder (Tip III): Erken yaşlarda ölüm oranı yüksektir. Bu nedenle III doğrudur.
- K eğrisi uzun süre yüksek kalıp ileri yaşlarda keskin düşer (Tip I): Erken ve orta yaşlarda ölüm oranı düşüktür, ileri yaşta artar. Bu nedenle “K popülasyonunda erken ve orta yaşlarda ölüm oranı yüksektir” ifadesi (I) yanlıştır.
Dolayısıyla doğru seçenek: II ve III → D.

3. Yanlış Şıkların Değerlendirilmesi

- A) Yalnız I: I ifadesi yanlıştır (K’da erken-orta yaşta ölüm yüksek değildir).
- B) I ve II: I yanlış olduğu için bu seçenek yanlıştır.
- C) I ve III: I yanlış olduğu için bu seçenek yanlıştır; III doğrudur ama tek başına yetmez.
- E) I, II ve III: I yanlış olduğundan tümünün doğru olduğu seçenek yanlıştır.

Soru 25.

Paramecium caudatum ve Paramecium aurelia türleri aynı tip besinlerle beslenmeye uyum sağlamış iki Paramecium türüdür.

Aşağıdaki grafikte bu iki türün ayrı ayrı kültür ortamlarında yetiştirildiklerinde ve aynı kültür ortamında birlikte yetiştirildiklerinde popülasyon yoğunluklarının günlere göre değişimleri gösterilmiştir.

Bu deney ve sonuçlarına göre, bu iki tür arasında;

I. Avlanma,

II. Rekabet,

III. Parazitlik

Etkileşim şekillerinden hangileri görülmektedir?

(2018-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. Yalnız III
D. I ve II
E. I ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: B

Açıklama:

🔬 Deney Özeti: Grafikte Paramecium aurelia ve Paramecium caudatum türlerinin:

Tek başına yetiştirildiklerinde popülasyon yoğunlukları sürekli artmakta,

Karışık ortamda birlikte yetiştirildiklerinde ise her iki türün popülasyonları baskılanmakta, özellikle caudatum’un ciddi şekilde azaldığı görülmektedir.

Etkileşim Türleri:

I. Avlanma ❌ Avlanma (predasyon), bir canlının başka bir canlıyı besin olarak kullanmasıdır. Paramecium türleri birbirlerini avlamıyor, aynı besin için yarışıyorlar. Dolayısıyla avlanma yok.

II. Rekabet ✅ Her iki tür de aynı kaynak (besin) için yarışmakta. Ortak ortamda popülasyonlar baskılanıyor, özellikle biri diğerine karşı avantajlı konumda. Bu, doğal rekabetin tipik bir örneğidir.

III. Parazitlik ❌ Parazitlik, bir canlının diğerinin kaynaklarını kullanarak ona zarar vermesidir. Bu türler birbirlerine zarar vermiyor, sadece kaynaklar için yarışıyorlar.

📌 Sonuç: Yalnız II (Rekabet) gözlemlenmiştir. Avlanma ve parazitlik yoktur. ✅ Doğru cevap: B) Yalnız II

Soru 26.

Bir popülasyonda, aşağıdakilerden hangisi kural olarak Hardy-Weinberg dengesinin bozulmasına neden olmaz?

(2018-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. Gen havuzunda mutasyonların rastgele meydana gelmesi
B. Üreme sürecinde eş seçiminin rastgele gerçekleşmesi
C. Belirli kalıtsal özelliklere sahip olan bireylerin üreme başarısının fazla olması
D. Popülasyondaki belirli genotipe sahip bireylere karşı doğal seçilimin olması
E. Orijinal popülasyonun içerisine, dışarıdan göçlerin olması

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: B

Açıklama:

🔬 Hardy-Weinberg Dengesinin Temel Koşulları:

Bir popülasyonda alel ve genotip frekanslarının nesiller boyunca sabit kalabilmesi (yani genetik denge) için bazı koşullar gerekir. Bu dengenin sağlanması için:

Büyük bir popülasyon (genetik sürüklenmenin etkisini azaltır), Rastgele eşleşme (her bireyin üreme şansı eşittir), Mutasyon olmaması, Göç (gen akışı) olmaması, Doğal seçilim olmaması

Şıkların değerlendirmesi:

A) Gen havuzunda mutasyonların rastgele meydana gelmesi ❌ → Mutasyon, yeni aleller oluşturur, gen frekanslarını değiştirir → denge bozulur.

B) Üreme sürecinde eş seçiminin rastgele gerçekleşmesi ✅ → Bu Hardy-Weinberg dengesinin şartıdır. → Dengeyi korur, bozmaz.

C) Belirli kalıtsal özelliklere sahip olan bireylerin üreme başarısının fazla olması ❌ → Bu, doğal seçilimi ifade eder → dengeyi bozar.

D) Popülasyondaki belirli genotipe sahip bireylere karşı doğal seçilimin olması ❌ → Yine seçilim söz konusu → denge bozulur.

E) Orijinal popülasyonun içerisine, dışarıdan göçlerin olması ❌ → Gen akışı gerçekleşir → yeni aleller gelir → denge bozulur.

✅ Sonuç: 📌 Yalnız B, Hardy-Weinberg dengesinin korunmasına yardımcı olur, bozmaz.

Soru 27.

Alaska yakınlarındaki St. Paul Adası’nda bilimsel adı Callorhinus ursinus olan kürklü foklardan oluşan popülasyonun zaman içerisindeki değişimi aşağıdaki grafikte gösterilmiştir.

Bu popülasyonla ilgili

I. Popülasyon büyüklüğü taşıma kapasitesine yaklaştıkça mevcut kaynakların kullanımı sınırlanır.

II. S tipi büyüme gösteren bu popülasyon, zaman içerisinde dengeye ulaşır.

III. Popülasyonun yoğunluğu arttıkça çevresel faktörlerin sınırlayıcı etkisi giderek azalır.

İfadelerinden hangileri söylenebilir?

(MEBİ 03.03.2025 AYT Deneme Sınavı)

A. Yalnız I
B. I ve II
C. I ve III
D. II ve III
E. I, II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: B

Açıklama:

Grafikte Alaska yakınlarındaki kürklü fok popülasyonunun yıllar içindeki değişimi gösterilmiş. Eğriye baktığımızda: Başta hızlı artış (lojistik büyümenin ilk evresi), Sonra artış yavaşlıyor, En sonunda durağan bir seviyeye ulaşıyor. Bu, S tipi (lojistik) büyüme eğrisidir ve taşıma kapasitesine (K) ulaşıldığını gösterir.

Şimdi ifadeleri değerlendirelim:

I. Popülasyon büyüklüğü taşıma kapasitesine yaklaştıkça mevcut kaynakların kullanımı sınırlanır. Doğru. Taşıma kapasitesi, çevrenin destekleyebileceği maksimum birey sayısıdır. Nüfus bu sınıra yaklaştıkça besin, alan, oksijen, su gibi kaynaklar sınırlanır, büyüme yavaşlar.

II. S tipi büyüme gösteren bu popülasyon, zaman içerisinde dengeye ulaşır. Doğru. Grafik açıkça lojistik büyümeyi gösteriyor. Başta hızlı büyür, sonra yavaşlar, sonunda dengeye ulaşır.

III. Popülasyonun yoğunluğu arttıkça çevresel faktörlerin sınırlayıcı etkisi giderek azalır. Yanlış. Tam tersi: Yoğunluk arttıkça çevresel faktörlerin (besin rekabeti, hastalık, yer kıtlığı vs.) etkisi artar. Bu nedenle büyüme yavaşlar ve dengeye ulaşılır.

Sonuç: Doğru ifadeler: I ve II Doğru cevap: B şıkkı

Konu İle İlgili Sorular

Soru 1.

Birbirine yakın alanları işgal eden bir fare türünün 5 popülasyonunun yayılış alanları aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.

Besin miktarı azaldığında hangi popülasyon için yok olma tehlikesinin daha büyük olması beklenir?

(2011-Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS))

A. I
B. II
C. III
D. IV
E. V

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: C

Açıklaması:

1. Sorunun Analizi

Bu soru, fare popülasyonlarının coğrafi yayılış alanları ve besin kıtlığı durumunda hangi popülasyonun yok olma tehlikesinin daha büyük olacağını anlamamızı gerektirmektedir. Ekolojide, bir popülasyonun kaynak kıtlığına karşı savunmasızlığı genellikle popülasyon büyüklüğü, yayılış alanının genişliği, habitatın parçalanma derecesi ve diğer popülasyonlarla olan rekabet düzeyi gibi faktörlerle ilişkilidir. Genel olarak, bir popülasyonun yayılış alanı ne kadar küçük, izole veya diğer popülasyonlarla rekabetin yoğun olduğu bir bölgedeyse, kaynaklar azaldığında yok olma riski o kadar artar.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) I: Eğer popülasyon I, diğerlerine kıyasla daha geniş bir coğrafi alana yayılmışsa veya kaynaklar açısından zengin bir bölgede bulunuyorsa, besin kıtlığının etkilerine karşı daha dirençli olması beklenir. Geniş bir alan, daha çeşitli kaynaklara erişim veya daha fazla birey barındırma potansiyeli sunar.

B) II: Popülasyon II'nin de benzer şekilde, stabil bir yayılış alanına ve yeterli kaynaklara sahip olduğu varsayılabilir. Eğer yayılış alanı nispeten geniş ve diğer popülasyonlarla aşırı bir rekabet içinde değilse, yok olma riski daha düşük olacaktır.

C) III: Popülasyon III, yayılış alanı haritasına göre, besin kıtlığında yok olma tehlikesinin en yüksek olduğu popülasyondur. Bunun olası nedenleri şunlar olabilir:Bu faktörlerden herhangi biri veya birkaçı, Popülasyon III'ü besin kıtlığı karşısında en savunmasız hale getirir.

Sınırlı Yayılış Alanı: Popülasyon III, diğer popülasyonlara göre en küçük yayılış alanına sahip olabilir. Küçük bir alan, daha az sayıda bireyi destekleyebilir ve genetik çeşitliliği azaltabilir, bu da çevresel değişikliklere adaptasyonu zorlaştırır.

Yüksek Rekabet: Popülasyon III'ün alanı, diğer popülasyonlarla en çok örtüşen veya en yoğun rekabetin yaşandığı bölgede olabilir. Besin azaldığında, bu rekabet daha da şiddetlenecek ve Popülasyon III'ü dezavantajlı duruma sokacaktır.

İzolasyon veya Parçalanma: Alanı, diğer popülasyonlardan izole veya yüksek derecede parçalanmış olabilir. Bu durum, kaynaklara ulaşmayı veya yeni besin alanlarına göç etmeyi zorlaştırır.

D) IV: Popülasyon IV'ün de yayılış alanı ve kaynak erişimi açısından Popülasyon III'e kıyasla daha avantajlı bir konumda olduğu varsayılır. Belki daha geniş bir alana yayılmış veya daha az rekabetçi bir niş işgal etmektedir.

E) V: Popülasyon V'nin durumu da Popülasyon I, II ve IV gibi, Popülasyon III'e göre daha az risk taşıyan bir yayılış stratejisine sahip olabilir. Genellikle popülasyonun kenar bölgelerinde yer alanlar değil, merkezi veya sınırlı kaynaklara sahip olanlar daha fazla risk altındadır.


Soru 2.

Bir canlı grubunun, örneğin böceklerin, jeolojik devirlerden günümüze kadar çok sayıda farklı türle devamlılığını sürdürmesini ve çok farklı yaşam ortamlarına evrimsel olarak uyum göstermesini,

I. Populasyonun gen havuzundaki allel frekanslarının (rastlanma sıklığının) nesiller boyunca aynı kalması,

II. Bir yılda oluşan döl (nesil) sayısının fazla olması,

III. Kalıtsal varyasyonlarının çok olması,

IV. Her dölde (nesilde) çok sayıda yavru oluşması

Özelliklerinden hangileri sağlamaz?

(2004-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. I ve III
D. II ve IV
E. III ve IV

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklaması:

1. Sorunun Analizi

Soru, böcekler gibi bir canlı grubunun jeolojik devirlerden günümüze kadar çok sayıda farklı türle devamlılığını sürdürmesini ve çok farklı yaşam ortamlarına evrimsel olarak uyum göstermesini sağlayan özelliklerin hangilerinin sağlamadığını sormaktadır. Yani, evrime, adaptasyona ve türleşmeye katkıda bulunmayan veya bu süreçleri engelleyen faktörleri bulmamız gerekmektedir. Canlıların çeşitlenmesi ve uyum sağlaması temel olarak evrimsel süreçlerle gerçekleşir.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

I. Populasyonun gen havuzundaki allel frekanslarının (rastlanma sıklığının) nesiller boyunca aynı kalması: Bu durum, evrimin olmadığı bir durumu ifade eder. Hardy-Weinberg dengesi olarak da bilinen bu ilke, bir populasyonda evrimsel değişimlerin (mutasyon, gen akışı, genetik sürüklenme, doğal seçilim gibi) olmadığı takdirde allel frekanslarının nesiller boyunca sabit kalacağını söyler. Eğer allel frekansları değişmezse, populasyon çevresel değişikliklere uyum sağlayamaz, yeni türler oluşturamaz ve dolayısıyla evrimsel olarak gelişemez. Bu özellik, canlı grubunun devamlılığını ve farklı yaşam ortamlarına uyumunu sağlamaz; aksine, bu süreçleri engeller.

II. Bir yılda oluşan döl (nesil) sayısının fazla olması: Nesil sayısının fazla olması, evrimsel değişimlerin (mutasyonların ortaya çıkışı, doğal seçilimin etkileri) populasyonda daha hızlı bir şekilde gözlemlenmesini ve birikmesini sağlar. Kısa nesil süreleri, populasyonların çevre değişikliklerine daha hızlı adapte olmasına ve daha çabuk türleşmesine olanak tanır. Böcekler gibi hızlı üreyen canlı gruplarının jeolojik devirler boyunca büyük bir çeşitliliğe ulaşmasında bu faktör önemli rol oynamıştır. Bu nedenle, bu özellik canlı grubunun devamlılığını ve uyumunu sağlar.

III. Kalıtsal varyasyonlarının çok olması: Kalıtsal varyasyon (genetik çeşitlilik), doğal seçilimin üzerinde etki edeceği ana malzemedir. Bir populasyonda ne kadar çok genetik çeşitlilik olursa, o kadar farklı genetik özelliklere sahip bireyler bulunur. Bu durum, çevre koşulları değiştiğinde, populasyonun içinden bu yeni koşullara daha iyi uyum sağlayabilecek bireylerin çıkma olasılığını artırır. Yüksek kalıtsal varyasyon, adaptasyonu ve türleşmeyi hızlandırır. Bu nedenle, bu özellik canlı grubunun devamlılığını ve uyumunu sağlar.

IV. Her dölde (nesilde) çok sayıda yavru oluşması: Yüksek üreme potansiyeli (fekondite), doğal seçilimin daha etkili çalışmasına olanak tanır. Çok sayıda yavru üretimi, populasyonun çevresel baskılar (hastalıklar, yırtıcılar, kaynak kıtlığı vb.) karşısında ayakta kalma ve populasyon büyüklüğünü koruma şansını artırırken, aynı zamanda daha fazla birey üzerinde seçilimin işlemesine izin verir. Bu durum, uyumlu genotiplerin populasyonda daha hızlı yayılmasına yardımcı olur ve böylece adaptasyonu destekler. Bu nedenle, bu özellik canlı grubunun devamlılığını ve uyumunu sağlar.

Sonuç olarak, verilen özelliklerden sadece I. madde canlı grubunun jeolojik devirlerden günümüze kadar devamlılığını, farklı türlerle çeşitlenmesini ve farklı yaşam ortamlarına evrimsel olarak uyum sağlamasını engeller veya sağlamaz. Diğer maddeler (II, III, IV) ise bu süreçlere doğrudan katkıda bulunur.


Soru 3.

Paramecium caudatum ve Paramecium aurelia türleri aynı tip besinlerle beslenmeye uyum sağlamış iki Paramecium türüdür.

Aşağıdaki grafikte bu iki türün ayrı ayrı kültür ortamlarında yetiştirildiklerinde ve aynı kültür ortamında birlikte yetiştirildiklerinde popülasyon yoğunluklarının günlere göre değişimleri gösterilmiştir.

Bu deney ve sonuçlarına göre, bu iki tür arasında;

I. Avlanma,

II. Rekabet,

III. Parazitlik

Etkileşim şekillerinden hangileri görülmektedir?

(2018-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. Yalnız III
D. I ve II
E. I ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: B

Açıklaması:

🔬 Deney Özeti: Grafikte Paramecium aurelia ve Paramecium caudatum türlerinin:

Tek başına yetiştirildiklerinde popülasyon yoğunlukları sürekli artmakta,

Karışık ortamda birlikte yetiştirildiklerinde ise her iki türün popülasyonları baskılanmakta, özellikle caudatum’un ciddi şekilde azaldığı görülmektedir.

Etkileşim Türleri:

I. Avlanma ❌ Avlanma (predasyon), bir canlının başka bir canlıyı besin olarak kullanmasıdır. Paramecium türleri birbirlerini avlamıyor, aynı besin için yarışıyorlar. Dolayısıyla avlanma yok.

II. Rekabet ✅ Her iki tür de aynı kaynak (besin) için yarışmakta. Ortak ortamda popülasyonlar baskılanıyor, özellikle biri diğerine karşı avantajlı konumda. Bu, doğal rekabetin tipik bir örneğidir.

III. Parazitlik ❌ Parazitlik, bir canlının diğerinin kaynaklarını kullanarak ona zarar vermesidir. Bu türler birbirlerine zarar vermiyor, sadece kaynaklar için yarışıyorlar.

📌 Sonuç: Yalnız II (Rekabet) gözlemlenmiştir. Avlanma ve parazitlik yoktur. ✅ Doğru cevap: B) Yalnız II


Soru 4.

Sığ bir göl, alg popülasyonlarının büyüklüklerini etkileyen faktörleri incelemek için iki bölüme ayrılmıştır.

Her iki bölüme de (1. ve 2.) karbonlu ve azotlu bileşikler doğal olarak gelmeye devam ederken 2. bölüme fosfat bileşikleri ilave edilmiştir. Bir süre sonra 1. bölümde bulunan alg popülasyonunun büyüklüğünde bir değişme olmazken 2. bölümdeki alg popülasyonunda büyük bir artış gözlenmiştir.

Bu gölle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

(2009-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A. Birinci bölümde fosfat bileşiklerinin az olması alg popülasyonunun büyüklüğünü sınırlamıştır.
B. Birinci bölümdeki alg çeşitliliğinde değişme olması beklenmez.
C. İkinci bölümde biriken organik madde miktarı artar.
D. İkinci bölümde birim zamanda üretilen oksijen miktarı azalır.
E. İkinci bölümde suyun ışık geçirgenliği birinci bölüme göre azalır.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklaması:

Algler fotosentez yaptığından dolayı başlangıçta suya büyük miktarda oksijen salgılar. Yani birim zamanda üretilen oksijen miktarı artar, azalmaz. Ancak uzun vadede, ölen algler ayrıştırıcı bakteriler tarafından parçalanırken oksijen tüketimi artar ve suya eklenen oksijen azalır. Fakat soru "birim zamanda üretilen oksijen" hakkında olduğu için bu ifade yanlıştır.

İkinci bölümde başlangıçta oksijen üretimi artar, bu yüzden birim zamanda üretilen oksijen miktarının azalacağı söylenemez.


Soru 5.

Aşağıdaki grafik, atık su boşaltılan bir akarsu ortamında, atığın boşaltıldığı atık bölgesinden iyileşme bölgesine doğru gidildikçe, oksijen ve amonyak miktarları ile bakteri ve alg populasyonlarında meydana gelen değişiklikleri göstermektedir.

Yalnızca bu grafikteki bilgilere göre, bu akarsu ortamıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

(2005-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A. Oksijen miktarı ve bakteri populasyonu değişme eğrileri birbirine terstir.
B. Ortamda alglerin çoğalması, oksijen miktarındaki artışta rol oynar.
C. Bakteri ve alg populasyonları aynı besin maddelerini kullanır.
D. Ortama atık madde girmesi, alg populasyonunun azalmasına neden olur.
E. Amonyak miktarındaki değişmeler bakteri populasyonuyla ilgilidir.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: C

Açıklaması:

1. Sorunun Analizi

Soruda, atık su boşaltılan bir akarsu ortamında, atık bölgesinden iyileşme bölgesine doğru gidildikçe oksijen ve amonyak miktarları ile bakteri ve alg popülasyonlarında meydana gelen değişiklikleri gösteren bir grafik verilmiştir. Bizden, yalnızca bu grafikteki bilgilere göre, akarsu ortamıyla ilgili olarak söylenemeyecek ifadeyi bulmamız istenmektedir. Bu tür sorularda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, yorumlarımızı grafik dışı genel biyoloji bilgileriyle değil, sadece grafikte sunulan verilerle sınırlamaktır.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Oksijen miktarı ve bakteri populasyonu değişme eğrileri birbirine terstir.: Grafikte incelendiğinde, atık boşaltım bölgesinde oksijen miktarı keskin bir düşüş gösterirken, bakteri popülasyonu zirve yapmaktadır. İyileşme bölgesine doğru gidildikçe, oksijen miktarı artarken, bakteri popülasyonu azalmaktadır. Bu gözlem, oksijen miktarı ile bakteri popülasyonunun değişme eğrilerinin genel olarak ters orantılı olduğunu açıkça göstermektedir. Dolayısıyla bu ifade söylenebilir.

B) Ortamda alglerin çoğalması, oksijen miktarındaki artışta rol oynar.: Grafiğe göre, atık bölgesinden uzaklaşıp iyileşme bölgesine geçildikçe alg popülasyonu artmaya başlar. Alglerin artışıyla birlikte oksijen miktarında da belirgin bir yükseliş gözlenir. Algler fotosentez yapan organizmalar olduğu için oksijen üretirler. Grafikteki bu eş zamanlı artış, alglerin çoğalmasının oksijen artışında rol oynadığını güçlü bir şekilde düşündürmektedir. Dolayısıyla bu ifade grafik bilgilerinden çıkarılabilir.

C) Bakteri ve alg populasyonları aynı besin maddelerini kullanır.: Grafik, bakteri ve alg popülasyonlarının değişen miktarlarını göstermektedir. Bakteriler genellikle organik atıkları parçalayarak çoğalırken (amonyak yüksekken popülasyonları artar), algler fotosentez yaparak inorganik besin maddelerini (nitrat, fosfat gibi) ve ışığı kullanır. Grafikte, bakterilerin ve alglerin popülasyon eğrileri genellikle birbirine ters yönlüdür (bakteriler zirvedeyken algler düşüktür ve algler yükselişe geçtiğinde bakteriler düşmüştür). Bu durum, onların farklı ekolojik nişlere ve farklı besin tercihlerine sahip olduğunu düşündürür. Ancak, grafikte 'aynı besin maddelerini kullandıklarına' dair doğrudan veya dolaylı hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Hangi besin maddelerini kullandıkları hakkında bir veri yoktur. Bu nedenle, bu ifade söylenemez.

D) Ortama atık madde girmesi, alg populasyonunun azalmasına neden olur.: Grafikte atık boşaltım bölgesinde alg popülasyonunun başlangıç noktasında (veya atık boşaltımından hemen sonra) en düşük seviyede olduğu açıkça görülmektedir. Atık bölgesinden uzaklaştıkça alg popülasyonu toparlanmaya başlar. Bu durum, atık maddenin ortama girmesinin alg popülasyonu üzerinde olumsuz bir etki yaparak azalmaya neden olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bu ifade söylenebilir.

E) Amonyak miktarındaki değişmeler bakteri populasyonuyla ilgilidir.: Grafikte, atık boşaltım bölgesinde amonyak miktarı en yüksek seviyelerdedir ve bakteri popülasyonu da zirve yapmaktadır. Atık bölgesinden uzaklaştıkça amonyak miktarı azalırken, bakteri popülasyonu da düşüş eğilimine girer. Bakterilerin organik maddeleri parçalayarak amonyak üretmesi veya amonyağı nitrata dönüştürmesi gibi süreçler biyolojide bilinen gerçeklerdir. Grafikteki bu paralel değişim, amonyak miktarı ile bakteri popülasyonu arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bu ifade söylenebilir.


Soru 6.

Popülasyonların büyüme hızı,​

I. Birey sayısı​

II. Bireylerin vücut büyüklüğü​

III. Bireylerin boy uzunluğu​

IV. Zaman​

değişkenlerinden hangileri arasındaki ilişkiyle belirlenir?​

(2011-Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS))

A. I ve II​
B. I ve IV​
C. II ve III​
D. II ve IV​
E. III ve IV

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: B

Açıklaması:

Popülasyon büyüme hızı, belirli bir zaman diliminde popülasyondaki birey sayısındaki değişimle belirlenir. Bu nedenle, büyüme hızı birey sayısı (I) ve zaman (IV) değişkenleri arasındaki ilişkiyle belirlenir.​

Diğer seçeneklerdeki bireylerin vücut büyüklüğü (II) ve bireylerin boy uzunluğu (III) gibi faktörler, popülasyonun büyüme hızını doğrudan etkilemez.​

Bu nedenle, doğru cevap B) I ve IV seçeneğidir.


Soru 7.

Popülasyon dağılımı, belirli bir bölgede popülasyonu oluşturan bireylerin yerleşme biçimini ifade eder. Çevresel faktörler ve bireyler arası ilişkiler, dağılım modellerinin oluşmasında etkilidir. Popülasyonların dağılımı; kümeli, düzenli ve rastgele olmak üzere üç tiptir.

Buna göre

I. Penguenlerin birbirlerine nispeten eşit uzaklıkta bulunarak dağılım göstermesi,

II. Tohumları rüzgârla dağılan karahindiba bitkilerinin tesadüfi yayılış göstermesi,

III. Avlanma amaçlı bir araya gelen kurtların sürü oluşturması

Örnekleri, aşağıdakilerin hangisinde popülasyon dağılım modelleri ile doğru eşleştirilmiştir?

(MEBİ 10.02.2025 AYT Deneme Sınavı)

A. Kümeli dağılım → II, Düzenli dağılım → III, Rastgele dağılım → I
B. Kümeli dağılım → I, Düzenli dağılım → II, Rastgele dağılım → III
C. Kümeli dağılım → III, Düzenli dağılım → II, Rastgele dağılım → I
D. Kümeli dağılım → II, Düzenli dağılım → I, Rastgele dağılım → III
E. Kümeli dağılım → III, Düzenli dağılım → I, Rastgele dağılım → II

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklaması:

1. Sorunun Analizi

Bu soru, biyolojide popülasyon ekolojisi konusu kapsamında yer alan popülasyon dağılım modellerini anlamayı ve verilen örneklere göre doğru eşleştirmeyi yapmayı hedeflemektedir. Popülasyon dağılımı, bir bölgedeki bireylerin yerleşim biçimini ifade eder ve üç ana tipi vardır: kümelenmiş (clumped), düzenli (uniform) ve rastgele (random).

2. Dağılım Modellerinin Tanımları ve Örneklerin Değerlendirilmesi

Kümelenmiş (Yığılmış) Dağılım: Bireylerin belirli bölgelerde gruplar halinde toplandığı dağılım şeklidir. Bu genellikle kaynakların (besin, su, barınak) düzensiz dağılımından, sosyal davranışlardan (avlanma, üreme, korunma) veya üreme stratejilerinden kaynaklanır. Doğadaki en yaygın dağılım şeklidir.
Örnek III (Kurtlar): Avlanma amaçlı bir araya gelen kurtların sürü oluşturması, kümelenmiş dağılıma klasik bir örnektir. Kurtlar, sosyal yapılarından ve avlanma stratejilerinden dolayı gruplar halinde yaşarlar.

Düzenli (Düzgün) Dağılım: Bireylerin birbirlerine eşit veya yaklaşık eşit uzaklıkta, düzenli bir aralıkla yerleştiği dağılım şeklidir. Bu durum genellikle bireyler arasında güçlü bir rekabetin, bölgesel davranışların (territorialite) veya agresif etkileşimlerin olduğu durumlarda ortaya çıkar. Kaynaklar sınırlı olduğunda veya bireyler kendi alanlarını koruduğunda görülür.
Örnek I (Penguenler): Penguenlerin yuva yapma alanlarında birbirlerine nispeten eşit uzaklıkta bulunması, bölgesel davranışlar veya yuva yeri rekabeti nedeniyle oluşan düzenli dağılıma iyi bir örnektir.

Rastgele (Tesadüfi) Dağılım: Bireylerin belirli bir desen olmaksızın, öngörülemeyen bir şekilde rastgele dağıldığı dağılım şeklidir. Bu durum, çevresel koşulların homojen olduğu ve bireyler arasında güçlü bir çekim veya itme kuvvetinin olmadığı durumlarda görülür. Doğadaki en nadir dağılım şeklidir.
Örnek II (Karahindiba): Tohumları rüzgârla dağılan karahindiba bitkilerinin tesadüfi yayılış göstermesi, çevresel koşullar uygun ve homojen olduğunda rastgele dağılıma bir örnektir, zira tohumlar belirli bir yere odaklanmadan çevreye yayılır.

3. Örneklerin Eşleştirilmesi

I. Penguenler → Düzenli dağılım

II. Karahindiba → Rastgele dağılım

III. Kurtlar → Kümelenmiş dağılım

4. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Kümeli dağılım → II, Düzenli dağılım → III, Rastgele dağılım → I

Yanlış eşleştirme. Örneğin, Karahindiba (II) rastgele dağılıma, Kurtlar (III) kümelenmiş dağılıma, Penguenler (I) düzenli dağılıma örnektir.

B) Kümeli dağılım → I, Düzenli dağılım → II, Rastgele dağılım → III

Yanlış eşleştirme. Örneğin, Penguenler (I) düzenli dağılıma, Karahindiba (II) rastgele dağılıma, Kurtlar (III) kümelenmiş dağılıma örnektir.

C) Kümeli dağılım → III, Düzenli dağılım → II, Rastgele dağılım → I

Yanlış eşleştirme. Kümelenmiş dağılım doğru (III), ancak Düzenli dağılım (II) ve Rastgele dağılım (I) yanlıştır.

D) Kümeli dağılım → II, Düzenli dağılım → I, Rastgele dağılım → III

Yanlış eşleştirme. Düzenli dağılım doğru (I), ancak Kümelenmiş dağılım (II) ve Rastgele dağılım (III) yanlıştır.

E) Kümeli dağılım → III, Düzenli dağılım → I, Rastgele dağılım → II

Bu şık, örneklerin doğru dağılım modelleriyle eşleştirilmiş halidir:

Bu eşleştirme tamamen doğrudur.

Kümelenmiş dağılımIII (Kurtların sürü oluşturması)

Düzenli dağılımI (Penguenlerin birbirlerine eşit uzaklıkta bulunması)

Rastgele dağılımII (Karahindiba tohumlarının tesadüfi yayılışı)


Soru 8.

Doğada ardıç ağacı tohumları toprağa düştüğünde doğrudan çimlenemez. Ancak ardıç ağacının tohumları, bu tohumlarla beslenen ardıç kuşlarının sindirim sisteminden geçip dışkıyla dışarı atılır ve uygun alanlarda çimlenir. Ardıç kuşları aynı zamanda salyangoz ve böcek gibi diğer hayvanlarla da beslenir.

Buna göre

I. Ardıç kuşlarının avlanarak sayılarının azaltılması tür çeşitliliğinde değişikliklere neden olabilir.

II. Ardıç kuşlarının bulunduğu ortamda insektisit kullanılması ardıç ağaçlarının çoğalmasını etkileyebilir.

III. Ardıç ağaçlarında ortaya çıkabilecek tahribat, ardıç kuşlarının popülasyon yoğunluğunu azaltabilir.

İfadelerinden hangileri doğrudur?

(2024-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. Yalnız I
B. Yalnız III
C. I ve II
D. II ve III
E. I, II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklaması:

1. Sorunun İçeriği / Ne Sorduğu

Bu soru, ardıç ağaçları ve ardıç kuşları arasındaki ekolojik etkileşimleri ve bu etkileşimlerin bir ekosistemdeki diğer faktörlerle (avlanma, insektisit kullanımı, habitat tahribatı) nasıl ilişkilendirilebileceğini sorgulamaktadır. Temel olarak, bir türdeki değişimin, besin ağı ve simbiyotik ilişkiler aracılığıyla diğer türleri ve genel tür çeşitliliğini nasıl etkileyebileceğini anlamamızı bekler. Özellikle besin zinciri, tohum yayılımı ve popülasyon dinamikleri üzerinde durulmuştur.

2. Doğru Cevabın Açıklaması

Verilen metin ve ekolojik prensipler doğrultusunda tüm öncüller doğrudur:

I. Ardıç kuşlarının avlanarak sayılarının azaltılması tür çeşitliliğinde değişikliklere neden olabilir.
Metin, ardıç ağacı tohumlarının çimlenmesi için ardıç kuşlarının sindirim sisteminden geçmesi gerektiğini açıkça belirtiyor. Eğer ardıç kuşlarının sayısı azalırsa, ardıç ağaçlarının tohumları yeterince yayılamaz ve çimlenemez, bu da ardıç ağacı popülasyonunun azalmasına yol açar. Ardıç ağaçlarının azalması, o bölgedeki bitki tür çeşitliliğini doğrudan etkiler. Ayrıca, ardıç kuşları salyangoz ve böceklerle de beslendiğinden, kuş sayısındaki azalma bu hayvanların popülasyonlarında artışa neden olarak ekosistemdeki dengeyi ve tür çeşitliliğini etkileyebilir. Dolayısıyla, bu ifade doğrudur.

II. Ardıç kuşlarının bulunduğu ortamda insektisit kullanılması ardıç ağaçlarının çoğalmasını etkileyebilir.
İnsektisitler, böcekleri öldüren kimyasallardır. Metin, ardıç kuşlarının salyangoz ve böcek gibi diğer hayvanlarla beslendiğini belirtiyor. Ortamda insektisit kullanılması, ardıç kuşlarının besin kaynaklarından biri olan böcek popülasyonunu azaltacaktır. Besin bulmakta zorlanan ardıç kuşlarının popülasyonu azalabilir. Ardıç kuşlarının sayısının azalması da, I. maddede açıklandığı gibi, ardıç ağaçlarının tohumlarını yayıp çimlenmeleri için gerekli ortamın azalmasına ve dolayısıyla ardıç ağaçlarının çoğalmasının olumsuz etkilenmesine neden olur. Bu nedenle, bu ifade de doğrudur.

III. Ardıç ağaçlarında ortaya çıkabilecek tahribat, ardıç kuşlarının popülasyon yoğunluğunu azaltabilir.
Metin, ardıç kuşlarının ardıç ağacının tohumları ile beslendiğini açıkça ifade eder ('bu tohumlarla beslenen ardıç kuşlarının'). Eğer ardıç ağaçlarında bir tahribat oluşur ve bu tahribat tohum üretimini veya ağacın genel sağlığını olumsuz etkilerse, ardıç kuşlarının ana besin kaynaklarından biri olan ardıç tohumlarının miktarı azalır. Besin kaynaklarındaki azalma, ardıç kuşlarının yaşama ve üreme şansını düşürerek popülasyon yoğunluklarının azalmasına yol açabilir. Bu ifade de doğrudur.

Sonuç olarak, verilen üç öncül de ardıç kuşları ve ardıç ağaçları arasındaki karmaşık ekolojik ilişkiler çerçevesinde mantıklıdır ve doğrudur.


Soru 9.

Bir ekosistemde saprofit canlıların toplam birey sayısı,

grafiğindeki gibi değiştiğine göre;

I. Topraktaki organik artıkların azalması,

II. İnorganik madde miktarının artması,

III. Atmosfere verilen CO2 miktarının artması

Değişimlerinden hangileri gerçekleşebilir?

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. I ve II
D. II ve III
E. I, II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklaması:

Bu soruda saprofit (çürükçül) canlıların toplam birey sayısının zamanla arttığını gösteren bir grafik olduğu varsayılıyor. Bu artışın doğurduğu ekolojik sonuçlar sorgulanıyor.

🔬 Saprofitler nedir? Saprofitler; ölü organizmaları, organik atıkları ayrıştıran ayrıştırıcı canlılardır (örneğin bazı mantarlar, bakteriler). Bunlar: Organik maddeyi parçalayarak inorganik maddelere dönüştürür. Ayrıştırma sırasında CO₂ açığa çıkar. Grafikte: Saprofitlerin sayısı artıyorsa, bu şunlara işaret eder:

I. Topraktaki organik artıkların azalması ✅ Saprofitler bu artıklarla beslenir → Sayıları artarsa daha çok artık parçalanır. → Organik artıklar azalır.

II. İnorganik madde miktarının artması ✅ Ayrıştırma işlemi sonucunda inorganik maddeler (mineral, su vb.) toprağa kazandırılır. → Saprofit sayısı arttıkça bu da artar.

III. Atmosfere verilen CO₂ miktarının artması ✅ Saprofitler aerobik solunum yaparak CO₂ üretir. → Birey sayısı artınca CO₂ salınımı da artar.

✅ Sonuç: Hepsi gerçekleşebilir.


Soru 10.

Alaska yakınlarındaki St. Paul Adası’nda bilimsel adı Callorhinus ursinus olan kürklü foklardan oluşan popülasyonun zaman içerisindeki değişimi aşağıdaki grafikte gösterilmiştir.

Bu popülasyonla ilgili

I. Popülasyon büyüklüğü taşıma kapasitesine yaklaştıkça mevcut kaynakların kullanımı sınırlanır.

II. S tipi büyüme gösteren bu popülasyon, zaman içerisinde dengeye ulaşır.

III. Popülasyonun yoğunluğu arttıkça çevresel faktörlerin sınırlayıcı etkisi giderek azalır.

İfadelerinden hangileri söylenebilir?

(MEBİ 03.03.2025 AYT Deneme Sınavı)

A. Yalnız I
B. I ve II
C. I ve III
D. II ve III
E. I, II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: B

Açıklaması:

Grafikte Alaska yakınlarındaki kürklü fok popülasyonunun yıllar içindeki değişimi gösterilmiş. Eğriye baktığımızda: Başta hızlı artış (lojistik büyümenin ilk evresi), Sonra artış yavaşlıyor, En sonunda durağan bir seviyeye ulaşıyor. Bu, S tipi (lojistik) büyüme eğrisidir ve taşıma kapasitesine (K) ulaşıldığını gösterir.

Şimdi ifadeleri değerlendirelim:

I. Popülasyon büyüklüğü taşıma kapasitesine yaklaştıkça mevcut kaynakların kullanımı sınırlanır. Doğru. Taşıma kapasitesi, çevrenin destekleyebileceği maksimum birey sayısıdır. Nüfus bu sınıra yaklaştıkça besin, alan, oksijen, su gibi kaynaklar sınırlanır, büyüme yavaşlar.

II. S tipi büyüme gösteren bu popülasyon, zaman içerisinde dengeye ulaşır. Doğru. Grafik açıkça lojistik büyümeyi gösteriyor. Başta hızlı büyür, sonra yavaşlar, sonunda dengeye ulaşır.

III. Popülasyonun yoğunluğu arttıkça çevresel faktörlerin sınırlayıcı etkisi giderek azalır. Yanlış. Tam tersi: Yoğunluk arttıkça çevresel faktörlerin (besin rekabeti, hastalık, yer kıtlığı vs.) etkisi artar. Bu nedenle büyüme yavaşlar ve dengeye ulaşılır.

Sonuç: Doğru ifadeler: I ve II Doğru cevap: B şıkkı


BiyolojiHikayesi

Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!

Bilgilerimiz

Adres

Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın

Email

destek@biyolojihikayesi.com

Telefon

+90.555.608 59 45

Bülten

© Biyoloji Hikayesi. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım: Biyoloji Hikayesi
Dağıtım: Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri 🔒 🔒