Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  |  Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  | 

Konu Detayı Sayfası

Duyu Organlarının Yapısı ve İşleyişi

11.Sınıf

İnsan Fizyolojisi

Denetleyici ve Düzenleyici Sistem, Duyu Organları

15759

Duyu Organları

► Duyu organları iç ve dış ortamdan gelen uyarıları alarak canlıyı çevresindeki değişikliklerden haberdar eden yapılardır.

► Duyu organlarında çeşitli uyarıları almak için özelleşmiş duyu reseptörlerini (almaçları) taşırlar.

► Alınan farklı uyarılar özelleşmiş duyu reseptörleri tarafından impulsa dönüştürülür. Bu impulslar duyu nöronlarıyla beyine iletilir ve burada ilgili merkezlerce değerlendirilir.

► Bir uyarının alınab,ilmesi ve yorumlanabilmesi için reseptörlerin ve merkezi sinir sisteminin uyum içinde olması gerekir. Örneğin; reseptörler olmazsa uyarı alınamaz. Sinir telleri kopuk olursa uyarı iletilemez.

► Merkezi sinir sistemi işlev görmezse uyarı yorumlanamaz. Sonuç olarak algılama gerçekleşmeyeceği için canlıda uyarıya bağlı olarak tepki oluşmaz.

► Duyu reseptörleri canlının çevreye uyumunu sağlamakla birlikte, vücudun durumu ve iç işleyişi hakkında da bilgi verir. Buna göre reseptörler iki grupta incelenir.

1. Dış Reseptörler

► Vücudun dışından gelen uyarıları algılar. Burun, dil, kulak, göz ve deride bulunurlar.

2. İç Reseptörler

► Vücudun iç işleyişi hakkında bilgi vererek gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlarlar.

Örneğin;

Kandaki glikoz ve CO2 miktarını algılayan,

Vücut sıcaklığını algılayan,

Kan ve dolaşım sıvısının ozmotik basıncının değişimlerini algılayan vb. reseptörler içi reseptörlerdir.

► Duyu organlarında bulunan dış reseptör çeşitleri şunlardır:

► Kemoreseptörler, Burun ve dilde bulunur. Kimyasal uyarıları algılar. Susuzluk hissinin oluşmasında görev yapan Ozmoreseptörler iç kimyasal reseptör örneğidir.

► Fotoreseptörler, Gözde ışık uyarılarını algılar.

► Mekanoreseptörler, Deri, dil ve kulakta bulunur. Mekanik ve fiziksel uyarıları algılar.

► Termoreseptörler, Deride bulunan, sıcak ve soğuk gibi uyarıları algılayan reseptörler.

► Ağrı Reseptörü (Nosiseptörler), Ağrı duyusunun algılanmasını sağlayan beyin dışında bütün dokularda bulunan reseptörlerdir. Dokulara zarar verebilecek şiddette olan yüksek sıcaklık, kuvvetli asit ve baz, basınç, sıkma ve burkma gibi faktörlere bağlı olarak aktifleşen çeşitleri vardır.

Dikkat
Bütün duyu reseptörleri eşik şiddetteki uyarılar ile uyarılabilirler.

♦ İnsan vücudundaki bazı duyu reseptörleri özelleşmiş nöronlar şeklindedir ve duyu nöronu olarak görev yaparlar. Örneğin; deride bulunan ağrı reseptörleri gibi.

♦ Bazı reseptörler ise nöronlar dışında özelleşmiş hücrelerdir. Bu hücreler duyu nöronları ile kimyasal sinapslara sahiptir. Örneğin; gözde bulunan fotoreseptörler gibi.

♦ Nöron dışında özelleşmiş hücreler olan reseptörler; uyarı aldıklarında kimyasal sinapslardan nörotransmitter maddeler salgılayarak duyu nöronlarını uyarırlar. Uyarılan duyu nöronları oluşan impulsu merkezi sinir sistemine iletir.

♦ Duyu organlarından gelen bilgiler beyin kabuğundaki yarım kürelerde bulunan lopların ilgili bölümlerinde değerlendirilir ve gerekli tepki verilir.

GÖZ

► Göz, belli bir mesafedeki cisimleri ve bunların renklerini ayırt edebilmeyi sağlayan duyu organıdır.

► Tüm vücuttaki duyu reseptörlerinin yaklaşık %70'i gözde bulunur.

► Göz, dışarıdan gelen ışığı fotoreseptörler aracılığıyla duyu nöronlarına aktararak impulsa dönüştürür. Oluşan impuls beyindeki ilgili merkezde değerlendirilerek görme olayı gerçekleşir.

Gözün Kısımları

Göz iki kısımdan oluşur.

1. Göz Küresi

2. Göze Yardımcı Yapılar (Kaşlar, Kirpikler, Göz Kapakları, Gözyaşı Bezleri, Dış Göz Kasları gibi)

1. Göz Küresi

Göz küresi dıştan içe doğru üç tabakadan oluşur. Bunlar;

a. Sert Tabaka (sklera = Göz Akı) 

b. Damar Tabaka (Koroit) ve 

c. Ağ Tabaka (Retina) olmak üzere üç tabakadan meydana gelir.

a. Sert Tabaka (Sklera, Göz Akı)

► Bu tabakaya Göz Akı'da denir.

► Lifli bağ dokudan oluşan ve gözün yapısını oluşturan en dış katmandır. Gözün şeklinin oluşmasına yardımcı olur ve iç kısımlarını korur.

► Yapısında sinirler bulunmasına rağmen kan damarı bulunmaz.  Bu nedenle gözün içinde bulunan lenf sıvısı ile beslenir. Kan damarı bulunmadığı için kornea nakillerinde doku uyuşmazlığına pek rastlanmaz.

► Göz kasları bu tabakaya tutunur.

► Sert tabaka gözün ön tarafında incelip saydamlaşarak şişkinleşir. Bu yapıya Kornea (Saydam Tabaka) adı verilir.

► Kornea (Saydam Tabaka); göz küresine gelen ışığın kırılmasını ve göz merceğine ulaşmasını sağlar.

Yani göze gelen ışığın ilk kırıldığı yer korneadır.

b. Damar Tabaka (Koroit)

► Kan damarları bakımından zengin tabakadır. Gözü besleyen kan damarları burada bulunur. Bu kan damarları tüm göz katmanlarını besler.

► Koyu kahverengi bir tabakadır. Bu tabakada bulunan pigmentler (Melanin Pigmentleri) göze gelen ışığın çoğunu emer.

► Yani bu pigmentler sayesinde gözün içi karanlık bir oda şeklindedir. Bu durum ışığın yansımasını önleyerek net görüntü oluşmasını sağlar.

Damar tabakada bulunan yapılar şunlardır:

Ön oda, iris, göz bebeği, arka oda, göz merceği, asıcı bağlar, kirpiksi cisim, camsı cisim ve kan damarları bu tabakada bulunur.

► Damar tabaka gözün ön kısmında farklılaşarak renkli pigmentlerden oluşan irisi oluşturur.

İris; düz kaslardan oluşan, ortasında göz bebeği bulunan renkli kısımdır. İris içerdiği pigmentlerle göz rengini belirler.

Göz bebeği; göze ışığın girmesini sağlar. İrisi oluşturan düz kasların kasılıp gevşemesiyle göz bebeğinin büyüklüğü ayarlanır. Bu durum göze girecek ışığın miktarını ayarlar. Göz bebeğinin az ışıkta genişleyip parlak ışıkta daralmasına Göz Bebeği Refleksi denir. Bu refleks orta beyindeki sinir merkezlerinden kontrol edilir.

► İrisin arkasında saydam ve ince kenarlı olan göz merceği bulunur. Göz merceğinde kan damarı bulunmaz. Camsı cisimdeki lenf sısı ile beslenir. Göz merceği göze gelen ışınları ikinci kez kırarak ışığın ağ tabaka (retina) üzerindeki sarı beneğe toplanmasını sağlar.

► Göz merceği karşılıklı iki ucundan asıcı bağlarla kirpiksi cisme bağlanır.

Kirpiksi cisim; damar tabaka tarafından oluşturulmuş, düz kas yapısında ve halka şeklindedir. Çalışması, otonom sinir sistemi tarafından kontrol edilir.

► Cismin uzaklığına bağlı olarak göz merceğinin kalınlığı, kirpiksi cisim tarafından ayarlanır. Bu da gelen ışığın kırılma miktarına etki ederek ışığın retinadaki sarı beneğe düşmesini sağlar. Bu olaya Göz Uyumu (Akomodasyon) denir.

Göz uyumunda; 

Uzaktaki bir cisme bakarken;

Kirpiksi cisim gevşer.

⇒ Asıcı bağlar kasılır ve göz merceğini çeker.

Göz merceği yassılaşır ve incelir.

Merceğin kırıcılığı azalır (yani göz merceği ışığı daha az kırar).

Yakındaki bir cisme bakarken;

Kirpiksi cisim kasılır.

⇒ Asıcı bağlar gevşer ve göz merceğini gevşetir.

Göz merceği şişkinleşir ve kalınlaşır.

Merceğin kırıcılığı artar (yani göz merceği ışığı daha fazla kırar).

Bilgi
Miyop ve hipermetrop gibi göz kusurları; ışığın göz uyumu esnasında sarı beneğin üzerine düşmemesi sonucu ortaya çıkmaktadır.

Göz merceği göz küresini iki bölüme ayırır.

► Kornea (saydam tabaka) ile mercek arasındaki kısıma Ön Oda denir.

► İris ile mercek arasındaki kısıma ise Arka Oda denir.

Dikkat
Ön Oda; Kornea (saydam tabaka) ile mercek arasındaki boşluk,
Arka Oda; İris ile mercek arasındaki boşluktur.

► Bu iki odanın içinde kirpiksi cisimden salgılanan akışkan ve özel bir sıvı bulunur.

► Bu sıvı; göz merceği ile korneanın beslenmesini ve göz küresinin şeklinin korunmasını sağlar.

► Gözün en büyük bölümü; mercek ile retina (ağ tabaka) arasında kalan bölümdür. Bu bölüm jelatinimsi bir sıvı ile doludur. Bu bölüme Camsı Cisim adı verilir.

► Camsı cisimdeki sıvı göz küresinde iç basınç oluşturarak gözün şeklinin korunmasını sağlar. Göze gelen ışığın üçüncü kez kırıldığı kısım camsı cisimdir.

Bilgi
Göze gelen ışığın sırasıyla kırıldığı yerler; Kornea (Saydam Tabaka), Göz Merceği, Camsı Cisim
c. Ağ Tabaka (Retina)

► Gözün en iç tabakasıdır.

► Retinada ışığı algılayan fotoreseptörler ve ağ şeklinde dağılmış sinir hücreleri bulunur.

► Retinadaki fotoreseptörler Çubuk ve Koni Hücreleri olmak üzere iki çeşittir.

► Işığa duyarlı reseptörlerin yoğun olarak bulunduğu bölgeye Sarı Benek adı verilir. Sarı beneğin merkezinde koni hücreleri, çevresinde ise çubuk (çomak) hücreleri daha yoğun bulunur. Bundan dolayı cisimlerin önce görüntüsü sonra renkleri algılanır.

► Sarı benek; görme olayı sırasında retinaya ulaşan ışınların en yoğun toplandığı ve impuls oluşturduğu yerdir. Göze gelen görüntü sarı beneğe ters olarak düşer. Daha sonra beynin görme merkezinde düzleşerek görüntü algılanır.

► Görme sinirlerinin (duyu nöronları) retinadan çıktığı yerde koni ve çubuk hücreleri bulunmadığından ışık burada impuls oluşturmaz. Görme sinirlerinin retinadan çıktığı bu noktaya Kör Nokta (Optik Disk) adı verilir.

Çubuk Hücreler

► Az ışıkta cisimlerin şeklini ve siyah beyaz olarak algılamayı sağlar. Bu pigment karanlıkta üretilip ışıkta parçalanır.

► Çubuk hücrelerinde Rodopsin denilen bir pigment bulunur. Rodopsin düşük ışığı iyi soğuran ve karanlıkta iyi görmeyi sağlayan bir pigmenttir.

► Rodopsin sentezi için A vitamini gereklidir. A vitamini eksikliğinde çubuk hücreleri ve rodopsin pigmenti çalışamaz. Bu durumda Gece Körlüğü oluşur.

Göz Kamaşması
Bir süre güneşe baktığımızda ve ardından loş bir odaya girdiğimizde gözlerimiz kamaşır ve cisimleri göremeyiz. Bir süre sonra görüntü oluşmaya başlar. Bunun nedeni ışığın çubuk hücrelerinde bulunan rodopsin pigmentini parçalaması, loş odada ise tekrar sentezinin gerçekleşmesidir.

Koni Hücreleri

► Koni hücreleri yeterli ışığın olduğu durumlarda renkli görmeyi sağlayan fotoreseptörlerdir.

► Sarı beneğin merkezinde yer alırlar. Yapısında renkli ve parlak ışığı soğuran fotopsin pigmenti bulunur.

► Retinada bulunan koni hücreleri; kırmızı, yeşil ve mavi ışığı algılama özelliğine sahip pigmentleri taşıyan koni hücreleridir. Bunların dışındaki renkleri ise iki ya da daha fazla koni hücresinin birlikte çalışması ile algılarız. Örneğin; kırmızı ve maviyi soğuran koniler eşit oranda uyarılırsa mor renk görülür.

► Koni hücresi çeşitlerinin tamamı eksik olursa Tam Renk Körlüğü, bir ya da bir kaçı eksik olursa Kısmi Renk Körlüğü (Daltonizm) oluşur.

Görme Olayı

► Göze gelen ışınlar ilk olarak saydam tabakada (kornea) kırılır.

► Ön odadaki sıvıdan geçerek iristeki göz bebeğine ulaşır.

► Göz bebeğinden geçen ışınlar arka odadaki sıvıdan geçerek merceğe gelir.

► Mercekte ikinci kez kırılan ışınlar camsı cisimdeki sıvıdan geçerek retinadaki sarı beneğe ters görüntü olarak düşer. Bunun nedeni ince kenarlı olan göz merceği ışınları kırarken ters çevirir ve retinaya ters ve küçük bir görüntü olarak düşürür.

► Retinaya ulaşan ışınlar sarı benekteki fotoreseptörleri uyarır. Uyarılan reseptörler görme sinirlerinde (duyu nöronları) uyartı (impuls) oluşturur.

► Uyartılar görme sinirleri tarafından önce ara beyindeki talamusa sonra beynin görme merkezine iletilir.

► Uyartıların burada değerlendirilmesi ile düz, net ve renkli görüntü algılanır.

► Sağ ve sol gözden gelen optik sinirler beyin kabuğunun (uç beyin) tabanında Optik Kiyazma denilen bir yerde karşılaşır. Sol taraftaki görme alanından gelen görüntü beynin sağ tarafına, sağ taraftaki görme alanından gelen görüntü ise beynin sol tarafına iletilir.

► Optik sinirlerdeki aksonların bir kısmı optik kiyazmada çaprazlanarak sağ ve sol görme alanlarından elde edilen görüntüler, beyindeki ilgili görme alanlarına iletilir. Görme sinirleri optik kiyazmada çaprazlanır.

► Optik sinirlerle beyine ulaşan impulslar beyin kabuğundaki (korteksteki) arka lopta (oksipital lop) düz görüntü oluşturur.

Görme Olayı
IŞIK ⇒ KORNEADA IŞINLAR KIRILIR ⇒ IŞINLAR GÖZ BEBEĞİNDEN GEÇER ⇒ IŞINLAR GÖZ MERCEĞİNDE BİR KEZ DAHA KIRILIR ⇒ CAMSI SIVI ⇒ IŞINLAR RETİNA ÜZERİNE DÜŞER VE TERS GÖRÜNTÜ OLUŞUR ⇒ SARI BENEKTEKİ KONİ VE ÇUBUK HÜCRELERİ UYARILIR ⇒ GÖRME SİNİRLERİ İLE İMPULS ÖNCE TALAMUSA SONRA GÖRME MERKEZİNE TAŞINIR ⇒ BEYİNDE NET VE DÜZ GÖRÜNTÜ OLUŞUR.

2. Göze Yardımcı Yapılar

Kaşlar ve Kirpikler: Gözü güneş ışınlarından korur, yabancı maddelerin ve alından gelecek terin göze kaçmasını engeller.

Göz Kapakları: Gözü yabancı madde ve darbelerden korur.

Gözyaşı Bezleri: Gözyaşı gözün nemli kalmasını sağlar. Mikroplar gözyaşında bulunan lizozom enzimi sayesinde yok edilir. Gözyaşının fazlası gözden buruna açılan kanallarla buruna boşaltılır. Gözler yaşardığında burunun akması bundandır.

Göz Kasları: Göz küresini sağa, sola ve aşağı, yukarı hareket ettirerek daha geniş bir alanı görmeye yardımcı olur.

İnsan Fizyolojisi: Göz Kusurları
Video Özeti:
  • Miyopi: Görüntünün sarı benek önüne düşmesi sonucu uzağın net görülememesidir. Kalın kenarlı mercekle düzeltilir.
  • Hipermetropi: Görüntünün sarı benek arkasına düşmesi sonucu yakının net görülememesidir. İnce kenarlı mercekle düzeltilir.
  • Astigmatlık: Kornea veya göz merceğinin kavislenmesi sonucu görüntünün bulanık düşmesidir. Silindirik mercekle düzeltilir.
* Bu video, 11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı sayfa 60'taki QR kod aracılığıyla ulaşılan EBA içeriğinden alınmıştır.

Göz Kusurları

Miyopi

► Uzağı net göremezler.

► Göz yuvarlağının normalden daha fazla uzaması ya da göz merceğinin normalden daha şişkin olmasıyla ortaya çıkar.

► Bu durumda görüntü sarı beneğin önüne düşer.

► Tedavisinde kalın kenarlı mercek (iç bükey = ıraksak) kullanılır. Merceğin kırıcılığı fazladır.

Hipermetropi

► Yakını net göremezler.

► Göz yuvarlağının normalden daha kısa olması ya da göz merceğinin normalden daha ince olmasıyla ortaya çıkar.

► Bu durumda görüntü sarı beneğin arkasına düşer.

► Tedavisinde ince kenarlı mercek (dış bükey = yakınsak) kullanılır. Merceğin kırıcılığı azdır.

Astigmatizm

► Kornea ya da göz merceğinde oluşan bazı şekil bozuklukları nedeniyle görülen bozukluktur.

► Bu durumda ışıklar düzenli kırılamadığı için retinada farklı yerlere düşer.

► Böylece görüntü daima bulanık olur. Astigmatlı kişiler yakın görüşte de uzak görüşte de bu sorunu yaşarlar. Bazı kişiler astigmatizmin yanında hipermetropi ya da miyopi göz kusurlarına da sahip olabilir.

► Tedavisinde silindirik kenarlı mercekler kullanılır.

Katarakt

► Orta yaş üzeri kişilerde bulanık görmeye neden olan bir göz kusurudur.

► Yaşa bağlı olarak göz merceğinin saydamlığını kaybetmesidir. Böylece görüntü netliğini kaybeder.

► Bu durum ameliyatla düzeltilebilir.

Presbitlik

► Kişi yakını iyi göremez.

► Göze gelen ışınlar retinanın arkasına düşer. (Hipermetropide olduğu gibi)

► Yaşlılığa bağlı olarak göz merceği esnekliğini kaybeder ve gözün uyum yeteneği azalır.

► İnce kenarlı mercek ile düzeltilebilir.

Şaşılık

► Gözü hareket ettiren kasların uzun veya kısa olması sonucunda oluşur. İki göz farklı yönlere hareket eder. Ameliyatla düzeltilebilir.

Glokom

► Camsı sıvının fazlasını atan kanal tıkanırsa glokom denilen rahatsızlık oluşur. Göz basıncı artar, retina zarar görür ve körlük ortaya çıkar.

Renk Körlüğü (Daltonizm)

► X kromozomu ile taşınan çekinik bir genle aktarılır.

► Renkli görmemizi sağlayan koni hücreleri kırmızı, mavi ve yeşil olmak üzere üç tiptir.

► Diğer renklerin algılanması iki ya da üç tip koni hücresinin birlikte çalışması ile gerçekleşir.

► Genlerde oluşan bozukluklar nedeniyle göz retinasında koni hücrelerinin bulunmaması tam renk körlüğüne, eksik bulunması ise kısmi renk körlüğüne neden olur.

► Tam renk körlüğünde renklerin hiçbiri algılanamazken, kısmi renk körlüğünde bazı renkler algılanamaz.

► En yaygın olarak görülen kısmi renk körlüğü çeşidi kırmızı ve yeşil renklerin ayırt edilememesidir.

KULAK

► Kulak, iki çeşit görevi olan bir duyu organıdır.

► Bu görevler; işitme ve denge olaylarıdır.

► İşitme olayında, oluşan impulsları beyin korteksine ileterek işitmeyi sağlar.

► Denge olayında ise oluşan impulsları arka beyinde bulunan beyinciğe iletir.

► Kısaca kulak işitme ve dengeden sorumlu bir organdır.

Kulak üç kısımdan oluşur.

1. Dış Kulak

2. Orta Kulak

3. İç Kulak

Kulağın Yapısı ve İşitme Olayı
Video Özeti:
  • Dış, orta ve iç kulağın anatomik yapısı.
  • Ses dalgalarının örs, çekiç ve üzengi kemikleriyle iletimi.
  • Salyangoz (Kohlea) içindeki reseptörlerin uyarılması.
* Bu video, 11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı sayfa 47'deki QR kod aracılığıyla ulaşılan EBA içeriğinden alınmıştır.
1. Dış Kulak

► Dış kulakta; kulak kepçesi, kulak yolu ve kulak memesi bulunur.

Dış Kulak; Kulak kepçesinden başlayarak kulak zarına kadar uzanan kısımdır.

► Kulak kepçesi kıkırdak yapılı olup dışarıdan gelen ses dalgalarını toplar.

► Bu ses dalgalarını kulak yolu ile kulak zarına iletir.

► Kulak yolunda salgı üreten bezler bulunur.

► Bu salgılar kulağa giren yabancı maddeleri tutarak kulak kirini oluşturur.

► Ayrıca bu salgı kulak yolunu nemli ve esnek tutar.

2. Orta Kulak

► Dış kulaktan kulak zarı ile iç kulaktan oval pencere ile ayrılmıştır.

► Kulak zarı ile oval pencere arasında kalan bölümdür.

► Orta kulakta birbiriyle eklem yapmış çekiç, örs, üzengi kemikleri bulunur.

► Ses dalgalarının kulak zarında oluşturduğu titreşimler sırası ile; çekiç, örs, üzengi kemiklerinden geçerek oval pencereye ulaşır.

► Orta kulak kemikleri ses dalgalarını 20 kat güçlendirerek iç kulaktaki oval pencereye iletir.

► Orta kulak, östaki borusu denilen bir yapı ile yutağa bağlanır.

► Östaki borusu; orta kulaktaki hava basıncı ile dış ortam arasındaki hava basıncının dengesini sağlar.

► Yükseğe çıkma veya şiddetli ses gibi durumlarda kulak zarına gelen basınç östaki borusu ile dengelenir.

► Kulak zarının fazla basınç durumlarında zarar görmesi önlenir.

► Ağız ve yutakta bulunan bakteriler östaki borusundan orta kulağa ulaşırsa Orta Kulak İltihabı oluşur.

► Östaki borusu normalde kapalı bir yapıdır.

► Kulak zarına dışarıdan uygulanan basınç ile açılır. Normalde kapalı olması insanın kendi sesinden rahatsız olmasını önler.

3. İç Kulak

İç kulakta, hem işitme hem de denge duyusu ile ilgili yapılar yer alır.

► Oval pencere ile başlayan iç kulak karmaşık bir yapıdır.

► İç kulakta; oval pencere, dalız, yarım daire kanalları, kesecik, tulumcuk, salyangoz, Corti (korti) organı, mekanoreseptörler bulunur.

► Bu yapılardan salyangoz ve korti organı işitmeden sorumlu yapılardır.

► Yarım daire kanalları, dalız, kesecik ve tulumcuk ise dengeden sorumlu yapılardır.

İşitme ile İlgili Yapılar

► Dalızın alt kısmında Salyangoz yer alır.

► Salyangoz açılarak incelendiğinde; zarlarla ayrılmış ve içi sıvı dolu, birbiri ile bağlantılı üç kanaldan oluştuğu görülür.

► Bu kanallardan üstte olana vestibüler kanal, ortadakine kohlear kanal ve alttakine ise timpanik kanal adı verilir.

► Vestibüler ve timpanik kanalın içi perilenf sıvısı ile doludur.

► Bu iki kanalın ortasında yer alan kohlear kanalın içi ise endolenf sıvısı ile doludur.

► Vestibüler kanal; oval pencereye, timpanik kanal ise yuvarlak pencereye açılır.

Kohlear Kanalın tabanında işitme reseptörü olan Corti (Korti) organı bulunur.

Korti organı; kohlear kanaldaki temel zar üzerinde basınç dalgalarını aksiyon potansiyellerine dönüştüren bir organdır.

Korti organı; basınç dalgaları ile zar potansiyelleri değişebilen kıl hücrelerini taşır.

► Bu kıl hücrelerinin üzerinde ise çatı (tektoral) zar yer alır.

► Ses dalgaları kohlear kanaldaki temel zarı hareket ettirdiğinde, çatı zarına bağlı olan kıl hücrelerinde basınç oluşur.

► Bu basınç ile kıl hücrelerinde zar potansiyeli değişir ve nörohormonlar (nörotransmitterler) salgılanır.

► Böylece duyu nöronları uyarılarak impuls oluşur.

İşitme Olayı

► Kulak kepçesi tarafından toplanan sesler kulak yolundan geçerek kulak zarını titreştirir.

► Kulak zarı titreşimleri sırasıyla çekiç, örs ve üzengi kemiklerine aktarır.

► Ses titreşimleri oval pencereye ulaşır.

► Oval pencereden iç kulağa giren ses titreşimleri dalızdan geçer ve salyangoza ulaşır.

► Salyangozda vestibüler kanal içindeki sıvıda (perilenf sıvısı) basınç dalgası oluşturur.

► Bu basınç dalgası timpanik kanaldaki sıvıya (perilenf sıvısı) geçerek yuvarlak pencereye ulaşır.

► Vestibüler kanalda oluşan yüksek basınç dalgaları; kohlear kanalda bulunan temel zarı titreştirir.

► Bu titreşimler kıl hücrelerini uyarır ve nörotransmitter madde salgılanmasını sağlar.

► Böylece duyu nöronlarında aksiyon potansiyeli oluşur.

► Duyu nöronları oluşan impulsları salyangozdan çıkararak önce ön beyindeki talamusa, oradan beynin işitme merkezine (şakak = temporal lop) iletir ve işitme gerçekleşir.

İşitmenin Gerçekleşme Süreci
Ses Dalgaları  Kulak Kepçesi  Kulak Yolu  Kulak Zarı  Çekiç  Örs  Üzengi  Oval Pencere  Salyangoz (Vestibüler Kanal  Timpanik Kanal  Yuvarlak Pencere  Kohlear Kanal  Korti Organı  Duyu Nöronunda İmpuls Oluşumu)  İşitme
Denge

► Kulak işitmenin yanında dengeden de sorumlu bir organdır.

► Bu görevi beyincik ile birlikte gerçekleştirir.

► Denge olayında kulak ve beyinciğin yanında gözlerden ve eklemlerdeki reseptörlerden alınan bilgilerde etkili olur.

İç kulakta dengeden sorumlu olan yapılar;

1. Yarım daire kanalları (Dinamik dengeyi sağlar)

2. Kesecik ve tulumcuk adı verilen yapılardır.

1. Yarım Daire Kanalları

► Üç farklı düzlemde, birbirine dik konumda yerleşmiş, üç kanaldan oluşur. Bu kanalların içi endolenf sıvısı ile doludur.

► Yarım daire kanallarının şişkin olan tabanında ampula adı verilen yapılar bulunur.

► Her ampulada bulunan duyu hücreleri bir demet oluşturur. Ampulanın tüy benzeri uzantıları Kupula adı verilen jelatinimsi bir kapsülde yer alır.

► Başın dönmesi veya açılı hareket etmesi ile endolenf sıvısı da hareket eder.

► Ancak endolenf sıvısı başa göre daha yavaş hareket ederek ampula içindeki jelatinimsi maddenin hareketine, kupulanın ise bükülmesine neden olur.

► Bu durum tüylü duyu hücrelerine farklı oranlarda basınç uygulayarak hücrelerin bükülmesine neden olur.

► Böylece basıncın etkisi ile duyu hücrelerinde impuls oluşur.

► Oluşan impulslar denge sinirlerine oradan da beyinciğe iletilir.

► Beyincik hareketin yönünü algılar ve ön beyindeki beyin kabuğuna iletir.

► Böylece vücuttaki denge ve konum değişiklikleri algılanır.

Baş Dönmesi Olayı
Dönme hareketine bir süre devam edilirse başın hareketi durduktan sonra, endolenf sıvısı daha yavaş hareket ettiği için bir süre daha bu sıvı hareket etmeye devam eder. Bu durum duyu hücrelerindeki tüylerin bir süre daha uyarılmasına neden olur. Kişi aniden durduğu halde kendini hala dönüyormuş gibi hissetmesi budan dolayıdır.

Dikkat
Yarım daire kanalları; dönme, hızlanma, yavaşlama gibi hareketlerde vücut pozisyonunun korunmasını sağlayan Dinamik Dengeyi sağlarlar.

2. Kesecik ve Tulumcuk

► İç kulakta oval pencerenin gerisinde bulunan dalız içerisinde yer çekimi ve doğrusal hareketi algılamayı sağlayan reseptörler bulunur.

► Dalız; kesecik ve tulumcuk denilen iki odacığa sahiptir.

► Bu odacıkların içinde kıl hücreleri ve otolit taşları bulunur.

► Otolit taşları kalsiyum karbonattan oluşur.

► Vücudun konumu değiştiğinde (örneğin; baş sağ, sol ya da yukarı, aşağı hareket ettirildiğinde) otolit taşlar hareket eder ve kıl hücrelerine basınç uygulanır.

► Bu basınç değişikliği duyu nöronlarında impuls oluşturur.

► İmpulslar beyin sapındaki refleks merkezlerinde değerlendirilir.

► Böylece yer çekimine göre konum ve doğrusal hareketlerdeki ivme algılanmış olur. Vücut konumunun değişme hızı otolitlerin duyu hücrelerine yaptığı basınç yardımı ile algılanabilir. Örneğin; trende yolculuk yaparken trenin hızlandığı, kesecik ve tulumcuktaki otolitlerin duyu hücrelerine daha fazla basınç yapması, oluşan impulsların beyinciğe iletilmesi sayesinde algılanabilir.

İşitme Kaybı

► Bebeklikten yaşlılığa kadar her dönemde görülebilen işitme kaybı, çocuklarda sosyal gelişim, yetişkinlerde ise iletişim sorunlarını ortaya çıkarır.

► İşitme kaybı iç kulak, işitme siniri ve işitme merkezinde ortaya çıkan sorunlardan kaynaklanmaktadır.

► Ayrıca tümör tedavisinde kullanılan ilaçlar, kafa içinde basınç artışına yol açan migren ya da damarsal sorunlar, yaşlanmaya bağlı oluşan duyu azalması, gürültülü bir ortamda çalışma, enfeksiyonlar ve diyabet gibi hastalıklar da işitme kaybına neden olmaktadır.

Denge Kaybı
► Çeşitli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkabilen denge kaybı, özellikle iç kulaktaki kanalların iltihaplanması, kanaldaki sıvılarda oluşan basınç artışı, denge sinirlerinin iltihaplanması ya da kulak kristallerinin yer değiştirmesi ile oluşur.
Dikkat
Kesecik ve tulumcuk yer çekimine karşı vücudun duruşunu, yarım daire kanalları ise dönme hareketini algılar.
BURUN

► Koku alma organı olan burun, önden iki delikle dışarıya, arkadan ise yutağa açılır.

► Aynı zamanda solunum organı olarak da görev yapar.

► Solunumla alınan havayı temizleme, ısıtma, nemlendirme gibi görevleri vardır.

► Burun boşluğunun üst kısmında koku alma alanı (sarı bölge) bulunur. Sarı bölgede koku reseptörlerinin hücre gövdeleri yer alır. Bu kemoreseptörler koku almak için özelleşmiş hücrelerdir. Bu hücreler duyu nöronudur ve aksonları beyindeki koku soğancığı ile bağlantılıdır.

► Sarı bölgede; reseptör hücreleri ve epitel hücreleri bulunur.

► Epitel hücrelerden olan Goblet Hücreleri (tek hücreli bezlerdir) mukus salgılayarak burun boşluğunun nemli kalmasını sağlar.

► Burundaki kıllar ve mukus salgısının yardımı ile solunan havanın hem temizlenmesi hem de kuru havanın nemlenmesi sağlanır.

► Sarı bölgede bulunan koku reseptörlerinin (kemoreseptörler) aksonları kalbur kemiğini geçerek bu kemiğin üzerinde bulunan ve beyin ile bağlantılı olan koku soğancığına girer.

► Koku reseptörlerinin aksonları koku soğancığındaki sinir hücreleri ile sinaps yapar.

► Koku soğancığından çıkan sinirler oluşan impulsları talamusa uğramadan beyin kabuğundaki koku alma merkezine iletir.

► Sarı bölgede bulunan reseptör hücreler mukus içinde eriyen maddeler ile uyarılabilir.

► Sarı bölgedeki duyu hücreleri elliden fazla kokuyu ayırabilir. Uzun süre aynı koku alınırsa duyu hücreleri yorulur ve koku hissedilmez. Bu durum bir koku adaptasyonudur ve merkezi sinir sisteminin (beyinin) öğrenmesi olarak açıklanabilir. Bu durumdaki hücreleri ancak ortama yayılan farklı bir kokuyu algılayabilirler.

Not

Koku reseptörleri özelleşmiş birer sinir hücresidir. Diğer duyu organlarındaki reseptörler ise epitel doku hücresidir.

Göz, kulak, deri ve dildeki reseptörler ile oluşturulan impulslar, beyin kabuğuna ulaşmadan önce talamusa uğrarlar. Ancak burunda oluşturulan impulslar talamusa uğramadan doğrudan beyin kabuğuna gider.

Kokunun algılanabilmesi için mukus sıvısı içinde çözünmesi gerekir. Buruna gelen koku molekülleri Bowman Bezlerinden salgılanan mukus içinde çözünür.

Sinüsler

Yüz kemikleri ve kafatasının içinde bulunan ve burun deliklerine doğrudan açılan irili ufaklı boşluklara Sinüs adı verilir.

Sinüslerin iç yüzeyleri mukus ile kaplıdır. Havanın filtre edilmesine ve nemlendirilmesine yardımcı olur. Ayrıca ses tınısına da etki eder.

Sinüslerdeki mukusa bulaşan mikroorganizmalar iltihap oluşturabilir. Buna Sinüzit denir. Bu durum ağrıya neden olabileceği gibi koku ve tat duyularının da alınmasını engelleyebilir.

Başımızın üşümesi sinüzite yol açabilir.

DİL

► Dil üzerinde tadı alan Papilla denilen yapıların içinda tat tomurcukları bulunur.

► Tat tomurcukları duyu hücreleri ve destek hücrelerinden oluşur.

► Her tat tomurcuğunda dört tip tat reseptör hücresi vardır.

Bu kemoreseptörler özelleşmiş epitel hücrelerdir.

► Tuzlu tat; yemek tuzu ile

► Ekşi tat; hidrojen yolu ile

► Tatlı tat; proteinler ile

► Acı tat ise; kapsasinoid gibi çeşitli maddeler ile tanınır.

► Bu tatlardan başka beşinci tat olarak ortaya çıkan Umami tadı, glutamat maddesinin algılanmasıyla tanınır.

► Bir maddenin tadının algılanması için önce o maddenin mukus içinde çözünmesi gerekir.

► Çözünen madde tat reseptörlerinde impuls oluşturur.

► İmpulslar duyu sinirleriyle talamusa sonra beyin kabuğundaki tat alma merkezine taşınır ve tat algılanır.

DERİ

► Deri, dokunma duyusu organıdır.

► Yapısında;

a) Epitel Doku

b) Bağ Doku

olmak üzere iki çeşit doku bulunur.

Üst deri ve alt deri olmak üzere iki kısımda incelenir.

a) Epitel Doku

► Vücudun dışını kaplayan, vücut içindeki boşlukları ve organları çevreleyen dokuya denir.

►Hücrelerinin arasında kan damarı ve sinirler bulunmaz.

►Mekanik yaralanmalara ve hastalık yapıcı etkenlere karşı vücudu korur, sıvı kaybını azaltır.

► Epitel Doku üç kısma ayrılır.

♦ Bez Epiteli 

♦ Duyu Epiteli

♦ Örtü Epitel 

► Bez Epiteli,  Salgı üreten epitel dokudur. Tükürük, ter, gözyaşı gibi dış salgılar, tiroksin ve insülin gibi hormonlar salgı epiteli tarafından salgılanır.

► Duyu Epiteli,  Duyu organlarının yapısında bulunur. Aldığı uyartıları duyu sinirlerine iletir. Dildeki tada duyarlı reseptörler epitel hücresidir.

Örtü Epiteli

♦ Tek Katlı Örtü Epiteli: Yassı, kübik ve silindirik tipleri vardır. Yassı epitel kılcal damarlarında, kübik epitel böbrek üstü tübüllerinde, silindirik epitel ise bağırsakların iç yüzeyinde (emilim yapılmasını sağlar) bulunur.

♦ Çok Katlı Örtü Epiteli: Kendini hızla yenileyebilen bir dokudur. Vücudu örten deride, anüste ve mesanede bulunur.

b) Bağ Doku

► Vücutta geniş bir alan kaplayan, kan damarları ve sinirler bakımından zengin olan bir dokudur.

► Hücre dışı sıvılarda az sayıda hücre topluluklarından oluşur.

► Farklı görevleri olan hücreler ile ara madde (bol miktarda bulunur) ve bağ doku liflerinden oluşur.

► Bağ doku; gevşek bağ doku, lifli bağ doku, kan doku, kemik doku, kıkırdak doku ve yağ doku olmak üzere çeşitlere ayrılır.

► Deride gevşek bağ doku bulunur.

Temel Bağ Dokunun Lifleri

► Kollajen Lifler, Mekanik etkilere karşı dirençli olan liflerdir. Çekilmeye karşı dayanıklıdır. Tendonlarda bol miktarda bulunur.

► Ağsı (Retiküler) Lifler, Doku ve organların etrafını sararak onlara desteklik sağlar. Dalak, lenf düğümleri ve karaciğerde vardır.

► Elastik Lifler, Lastik gibi uzayabilen lif çeşididr. Deriye esneklik kazandırır ve alveoller ile kan damarlarının yapısına katılır.

Temel Bağ Dokunun Görevleri

► Kılcal damarlar ile hücreler arasında difüzyona elverişli bir ortam oluşturmak.

► Kan damarı olmayan kıkırdak ve epitel dokunun beslenmesini sağlamak.

► Yapısında bulunan bazı hücreler sayesinde vücut savunmasında rol oynamak.

► Dokuların tamirini ve rejenerasyonunu (yenilenmesini) sağlamak.

► Lifler sayesinde organlara desteklik sağlamak.

Temel Bağ Dokunun Hücreleri

Fibroblast Hücreleri, Bağ dokunun ara maddelerini ve liflerini sentezleyen hücrelerdir.

Makrofaj Hücreleri, Vücuda giren mikroorganizmaların yok edilmesinde görev yapan hücrelerdir.

Plazma Hücreleri, Antikor (savunma proteinleri) sentezlenmesinde görev yapan hücrelerdir.

Mast Hücreleri, Heparin ve histamin salgılar. Heparin kanın damar içinde pıhtılaşmasını engeller. Histamin kılcal damar geçirgenliğini artırır. Heparin bir polisakkarittir.

Melanositler, Sitoplazmadaki melanin pigmentleri sayesinde bulundukları dokuya renk veren hücrelerdir.

► Yağ doku da bir bağ dokusu çeşididir.

► Hücreler, ara madde ve kolajen liflerden oluşur.

► Deri altında birikerek iç organların etrafını sarar ve onları darbelere karşı korur.

► Yedek enerji deposudur.

► Yağlar A, D, E, K vitaminlerinin bağırsaktan emilimini sağlar.

♦ Vitiligo, deride pigment kaybından kaynaklanan, beyaz alanların görüldüğü bir deri hastalığıdır.

♦ Vitiligo hastalığında vücut kendi melanosit hücrelerin karşı antikor üretir (otoimmün hastalık).

♦ Yüz, dudak, el, kol ve bacak gibi vücudun herhangi bir kısmında beyaz alanların oluşmasına neden olabilir.

Üst Deri (Epidermis)

► Çok katlı epitel dokudan oluşur ve yapısında kan damarlarıile sinir yoktur. Üst kısmında keratinleşmiş ölü hücrelerden oluşan Korun Tabakası bulunur.

► Korun tabakasının altında melanin pigmentlerinin bulunduğu ve canlı hücrelerden oluşan Malpighi Tabakası yer alır. Melanin pigmentlerini melanosit hücreleri üretir.

Alt Deri (Dermis)

Canlı hücrelerden oluşan bir tabakadır. Yapısında kan damarları, sinirleri kıl kökleri, yağ bezleri, ter bezleri, lifler (elstik ve kollajen lifler), düz kaslar ve duyu almaçları bulunur.

Ter Bezleri, Dudak ve gö kapağı dışında bütün vücut kısımlarında bulunur. Derinin vücut sıcaklığını düzenlemesi ve boşaltıma yardımcı olması ter sıvısı ile sağlanır.

Yağ Bezleri, Salgılarını kıl keseçiğine vererek derinin yumuşak kalmasını sağlar. Alın, başın saçlı kısmı ve burunda çok sayıda yağ bezi vardır.

Alt Derideki Almaçlar

Serbest Sinir Uçları, Ağrı duyusunun algılanmasını sağlayan bu hücreler dokunmaya, aşırı sıcağa ve iltihaplanmaya duyarlıdır.

Meissner Cisimcikleri ve Merkel Diskleri, Parmak ucu ve dudaklarda çoktur. Dokunmada görev alır.

Termoreseptör, Krause cisimciği soğuğu, Ruffini cisimciği sıcağı algılar.

Pacini Cisimciği, Ayak tabanında yoğun olarak bulunur ve basınca duyarlıdır.

Duyu Organlarının Sağlıklı Yapısının Korunması

İnsanın bulunduğu ortamda çevresi ile iletişimini sağlayan ve pek çok olayın algılanmasında görevli olan duyu organlarımızın sağlığı çok önemlidir.

Genel olarak duyu organlarımızın sağlığını olumsuz etkileyen etmenler ve almamız gereken önlemler aşağıda açıklanmıştır.

Gözümüzün Sağlığını Nasıl Koruruz?

► Gözlerimiz dış dünya ile bağlantımızı sağlayan organlarımız olduğundan gözlerimizin dinlendirilmesi önemlidir.

► Televizyon ile gözümüz arasında en az üç metrelik mesafe olmalıdır.

► Yüzükoyun yatarak veya loş ışıkta kitap okumamalı, ders çalışılmamalıdır.

► Kitap ile göz arasında 40 cm mesafe olmalıdır.

Sinir Sistemi ve Duyu OrganlarınınSağlığını Nasıl Koruruz?

Sinir sistemi ve duyu organlarının sağlığının korunmasında yeterli ve dengeli beslenme önemlidir.

► Az ışıkta görmemizi sağlayan çubuk hücrelerin yapısında bulunan ışığa duyarlı rodopsin molekülünün sentezi için A vitamini gereklidir.

► A vitamini eksikliğinde rodopsin sentezi gecikir ve gece körlüğü ortaya çıkar.

► Koyu renk camlı gözlükler kullanılarak göz, parlak ışıktan korunmalıdır.

► Trahom, bakterilerin neden olduğu ve körlüğe kadar gidebilen bulaşıcı bir hastalıktır.

► Bu nedenle kirli eller ile gözler ovuşturulmamalı, mendil, havlu, lens gibi malzemeler ortak kullanılmamalıdır.

Kulak Sağlığını Nasıl Koruruz?

► Gürültü insanda psikolojik rahatsızlıklar oluşturur.

► Yüksek basınç, kulağa vurmak ya da sivri aletlerle kulağı karıştırmak kulak sağlığı açısından zararlıdır.

► Suya dalarken kulakları vazelinli pamukla tıkamak kulağa su kaçmasını önlediğinden önemlidir.

Kulak Burun Boğaz Sağlığını Nasıl Koruruz?

► Kulak, burun ve boğaz ile ilişkilidir.

► Boğaza yerleşen bazı mikroorganizmalar östaki borusu aracılığıyla orta kulağa geçerek iltihaplanmaya neden olabilir.

► Kulak ağrıları ve işitme güçlükleri ortaya çıkabilir.

► Bebeklerde östaki borusu daha kısadır.

► Bu nedenle boğaza yerleşen mikroorganizmalar çok kısa sürede orta kulağa ulaşarak iltihaplanma oluşturabilmektedir.

► Farenjit, larenjit, bademcik iltihabı gibi boğaz enfeksiyonları tedavi edilmelidir. 

İşitme Kaybı İçin Yapacaklarımız Şunlardır

► İşitme kaybının yaşanmaması için kulak enfeksiyonlarının ihmal edilmemesi ve tedavi edilmesi önemlidir.

► İşitme kaybı olanlar da rahatsızlıklarının ilerlememesi için uygun işitme cihazlarından yararlanmalıdır.

Tatma Duyumuzun Sağlığını Nasıl Koruruz?

► Dil yüzeyinin iltihaplanması glossit, ağız iç yüzeyinin iltihaplanması aft olarak tanımlanır.

► Glossit ve aft tat almayı, konuşmayı ve beslenmeyi olumsuz olarak etkiler.

► Sigara, çok sıcak yiyecek ve içecekler, stres, bakteri ve virüsler tat alma duyusunun azalmasının yanı sıra ağız ve dil kanserine de neden olabilmektedir.

► Ağız ve diş temizliği, düzenli beslenme, sigara içmeme, diş ve diş eti hastalıklarını zamanında tedavi ettirme hem ağız ve diş sağlığı hem de genel vücut sağlığı açısından önemlidir.

Başımızı Korumak Neden Önemlidir?

► Kafatası içinde burun boşluğuna açılan, hava akımını sağlayarak ses tonu üzerinde etkili olan boşluklar sinüs olarak adlandırılır.

► Sinüs yüzeyindeki mukoza zarın iltihaplanması ile sinüzit denilen hastalık oluşur.

► Nezle, sinüzit, burun kanamaları, burun tıkanıklığı koku almaya engel olabilir.

► Nezle sırasında mukus salgısı artar ve mukozayı tamamen örter.

► Moleküller, koku hücreleri ile temas edemez ve koku alma azalır.

► Beyinde tat duyusu, koku duyusuyla birlikte değerlendirildiğinden kokusunu alamadığımız besinlerin tadı da tam olarak alınamaz.

► Islak saçlarla rüzgara çıkılmaması, üşütülmemesi, yeterli ve dengeli beslenme ile bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi bu hastalıklardan korunmayı sağlar.

Derimizin Sağlığını Nasıl Koruruz?

► Dokunma duyusu olan deri, koruyucu bir tabaka olarak vücudu sarar.

► Deri temizliği, derinin görevlerini yerine getirebilmesi ve genel vücut sağlığı açısından önemlidir.

► Vücut hijyenimize dikkat etmemiz gereklidir.

2025 Yılı Basımlı Tutku Yayınları Kitabına Aittir.

1. BÖLÜM SONU DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

A. Doğru (D) / Yanlış (Y) Cevapları

( Y ) İnsanda insülin hormonu yetersiz salgılanırsa guatr hastalığı ortaya çıkar. (Yanlış; şeker hastalığı (diyabet) ortaya çıkar, guatr iyot eksikliğine bağlı bir tiroit hastalığıdır.)

( D ) En net görüntü, gözün sarı beneğinde oluşur.

( Y ) Uç beyin; dolaşım, solunum gibi sistemlerin kontrol merkezidir. (Yanlış; bu sistemleri omurilik soğanı denetler.)

( D ) Görevlerine göre sinir hücreleri duyu, ara ve motor sinir hücreleri olmak üzere üçe ayrılır.

( Y ) Hipermetropluk kalın kenarlı mercekle düzeltilir. (Yanlış; ince kenarlı mercekle düzeltilir.)

( Y ) Renk körlüğü hastalığının tedavisi vardır. (Yanlış; genetik bir bozukluktur ve kalıcı bir tedavisi yoktur.)

( Y ) Sinir hücrelerinde impuls iletimi, aksondan dendrite doğrudur. (Yanlış; hücre içinde dendritten aksona doğrudur.)

( D ) Burunda oluşan impulslar talamusa uğramadan uç beyindeki koku merkezine gider.

( Y ) İris, göze gelen ışınların kırıldığı ilk yerdir. (Yanlış; ışınların kırıldığı ilk yer korneadır.)

( D ) Sinir hücrelerinde eşik şiddeti ve üzerindeki uyarılar impuls oluşturur.

B. Boşluk Doldurma Cevapları

1. Beyni saran zarlar dıştan içe doğru sert zar, örümceksi zar ve ince zar şeklinde sıralanmıştır.

2. Vücuttan gelen sinirler omurilikte çaprazlanarak beyne geçer.

3. Beyincik yarım küreleri pons ile birbirine bağlanır.

4. Koku duyusu hariç tüm duyular talamusa uğradıktan sonra beyin kabuğundaki ilgili merkezlere iletilir.

5. İç kulağın işitme ile ilgili bölümleri dalız ve salyangoz olarak adlandırılır.

6. Beyin; ön, orta ve arka beyin olmak üzere üç bölümde incelenir.

7. Uyarılara karşı istemsiz ve aniden oluşan tepkilere refleks denir.

8. Kırmızı ve yeşil renklerin ayırt edilememesi şeklindeki göz hastalığına kırmızı-yeşil renk körlüğü denir.

9. Sinapstan impulsun geçişini sağlayan maddelere nörotransmitter madde denir.

10. Pankreasta üretilen insülin ve glukagon hormonları kan şekeri üzerinde etkilidir.

11. Kulakta dengeyle ilgili yapılar yarım daire kanalları, tulumcuk ve kesecik adını alır.

12. Hormonlar vücuda kan yoluyla dağıtılır.

13. Tat körlüğü ve dil iltihabı bazı dil hastalıklarındandır.

14. Aksonların etrafını saran miyelini kılıf nöronda yalıtımı sağlar.

15. İnsanda sinir sistemi merkezî ve çevresel sinir sistemi olmak üzere ikiye ayrılır.

2024 Yılı Basımlı Tuna Yayınları Kitabına Aittir.

1. BÖLÜM SONU DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

1. Soru: Ayağına çivi batan bir çocuk önce ayağını çekiyor, kısa bir süre sonra ağlamaya başlıyor. Çocuğun ayağını çekme hareketinden sonra acıyı algılamasının nedeni nedir?

Cevap: Ayağı çekme hareketi bir reflekstir ve omurilik tarafından kontrol edilir. Refleks yayı sayesinde uyartı beyne gitmeden, omurilikteki ara nöron üzerinden motor nörona aktarılır ve kaslar kasılarak ayak çekilir. Bu işlem çok hızlı gerçekleşir. Acının algılanması ise uyarının beyin kabuğuna (uç beyin) ulaşmasıyla olur. Sinirsel iletimin beyne ulaşması ve yorumlanması, omurilikteki refleks tepkisinden daha uzun sürdüğü için çocuk acıyı, ayağını çektikten kısa bir süre sonra hisseder.

2. Soru: Beş yaşında bisiklet sürmeyi öğrenmiş bir çocuk, on iki yaşından otuz yaşına kadar bisiklete binmemiştir. Otuz yaşında tekrar bisiklet sürmek isterse sürebilir mi? Açıklayınız.

Cevap: Evet, sürebilir. Bisiklet sürmek, yüzmek, dans etmek gibi hareketler önce uç beyin (beyin kabuğu) kontrolünde öğrenilir, daha sonra alışkanlık (kazanılmış refleks) haline gelerek omurilik ve beyincik (kas hafızası/denge) kontrolüne geçer. Bu tür motor beceriler uzun süre yapılmasa bile beyincik ve ilgili sinir ağlarında kayıtlı kaldığı için unutulmaz.

3. Soru: Düşünme, hafıza, öğrenme, konuşma gibi faaliyetlerin kontrol edildiği; görüntü ve sesle ilgili uyartıların algılandığı merkezî sinir sistemi bölümü hangisidir?

Cevap: Uç Beyin (Beyin Kabuğu / Korteks).

4. Soru: Merkezî sinir sistemine ait bir nörondan uyartı geçişi sırasında aşağıda verilenlerin miktarındaki değişimleri yazınız.

I. Oksijen tüketimi: Artar (Oksijenli solunum hızlanır).

II. ATP üretimi ve tüketimi: Artar (İmpuls iletimi enerji gerektirir).

III. İmpuls iletim hızı: Değişmez (Bir nöronda iletim hızı sabittir, "ya hep ya hiç" prensibi).

IV. Glikoz miktarı: Azalır (Enerji üretimi için harcanır).

5. Soru (Şemalı Soru):

a. Hipofiz bezinin hormon salgılaması hangi merkez tarafından, nasıl düzenlenir?

Cevap: Hipotalamus tarafından, Salgılatıcı Faktörler (RF) veya Engelleyici Faktörler ile düzenlenir.

b. Hormon 2 TSH ise hedef bez nedir?

Cevap: Tiroit Bezi.

c. Hormon 2 TSH ise hormon 3 nedir?

Cevap: Tiroksin Hormonu.

ç. Hedef bez adrenal korteks ise hipofiz bezinden salgılanacak hormonun adı nedir?

Cevap: ACTH (Adrenokortikotropik Hormon).

d. Adrenal korteks tarafından üretilen 2 hormonun isimlerini yazınız.

Cevap: Kortizol ve Aldosteron (Ayrıca eşey hormonları).

e. Çeşitli endokrin bezlerin çalışmasının düzenlenmesinde rol oynayan mekanizmaya ne isim verilir?

Cevap: Geri Bildirim (Feedback) Mekanizması.

B. DOĞRU / YANLIŞ SORULARI

(D) Alzheimer, beyin hücrelerinin yıkıma uğramasıyla ortaya çıkan ve temel belirtisi unutkanlık olan bir sinir sistemi hastalığıdır.

(D) Yeterli ve dengeli beslenme hem sinir sistemi hem de duyu organlarının sağlığı açısından önemlidir.

(Y) Prolaktin hormonu yumurtalık ve testisleri uyararak bunların çalışmasını düzenler.

Doğrusu: Prolaktin (LTH) süt bezlerini uyarır ve annelik içgüdüsü sağlar. Yumurtalık ve testisleri uyaran hormonlar FSH ve LH'tır.

(D) Mekanoreseptörler basınç, hareket, ses, vücut pozisyonundaki değişimler gibi uyarıları algılar.

(D) Papilla içinde gömülü bulunan tat tomurcukları, duyu nöronları ve destek hücrelerinden oluşur.

(D) Burunda kokuyu algılayan sarı bölge, beyindeki korteks ile bağlantılıdır. (Uyarı: Koku duyusu talamusa uğramadan doğrudan beyin kabuğuna gider).

(D) Gece körlüğü A vitamini eksikliği nedeniyle oluşabilecek bir görme bozukluğudur.

Konuya Ait Çıkmış Sorular

Soru 1.

Kırmızı bir bilye, gözümüzün önünde, soldan sağa doğru yavaş yavaş hareket ettirilmektedir. Bilye gözümüzün optik eksenine yaklaşırken; ilk olarak şeklinin, daha sonra ise renginin algılanmasının nedeni aşağıda belirtilenlerden hangisidir? 

(2013-Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS))

A. Siyah ve beyazı algılayan çomak reseptörlerinin, sarı beneğin dışında da bulunması
B. Renkleri algılayan koni reseptörlerinin, sadece sarı beneğin dışında yayılmış olması
C. Cisimlerin görüntüsünün, ilk olarak sarı beneğe düşmesi
D. Korneanın, yandan gelen ve renk duyusunu uyaran ışın dalga boylarını yansıtması
E. Siyah ve beyaz etkisi yapan ışınların daha etkin olması

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklama:

Siyah beyaz görmeyi sağlayan çubuk hücreleri retinada daha geniş bir alana dağılmış olarak bulunur. Bu nedenle gözün sol veya sağ tarafından yavaş yavaş gelen bir cismin önce şekli görülür. Renkli görmeyi sağlayan reseptörler daha çok sarı benek noktasında yoğun olduğu için daha sonra rengi görünür.

Soru 2.

İnsan gözüne gelen ışık ışınlarının;

I. Göz merceği,

II. Saydam Tabaka (Kornea)

III. Camsı Sıvı

Yapılarından geçme sırası aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

(2020-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. I - II - III
B. I - III - II
C. II - I - III
D. II - III - I
E. III - I - II

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: C

Açıklama:

Işınlar ilk önce korneada kırılır ve buradan göz bebeğine geçer. Göz bebeğinin hemen arkasında bulunan göz merceği ışınları bir kez daha kırar ve gözün içini dolduran camsı cisim denilen sıvıya geçirir. Bu sıvıdan geçen ışınlar retina üzerindeki reseptörlere düşer.

Soru 3.

Aşağıdaki şema, insan kulağında, ses dalgalarının beyne uyarı olarak iletimini sağlayan yapıları göstermektedir.

Aşağıdakilerin hangisinde, şemadaki yapılardan biri, gerçekleştirdiği işlevle birlikte verilmiştir?

(2005-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A. Östaki borusu – Ses dalgalarının şiddetini artırma
B. Salyangoz – Orta kulak ile dış ortam arasında hava basıncını dengede tutma
C. Kulak zarı – Havada yayılan ses dalgalarını sıvıda yayılan dalgalara çevirme
D. Orta kulak kemikleri – Ses dalgalarının şiddetinin aynı kalmasını sağlama
E. Korti organı – Farklı frekanslardaki ses dalgalarını impulsa çevirme

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Soru, insan kulağının farklı bölümlerinin ses dalgalarının beyne iletilmesi sürecindeki özgün işlevlerini doğru bir şekilde eşleştirmemizi istemektedir. Her bir şıktaki kulak yapısının gerçek görevini anlamak, doğru cevabı bulmak için anahtardır.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Östaki borusu – Ses dalgalarının şiddetini artırma: Östaki borusunun temel işlevi, orta kulak boşluğu ile dış atmosfer arasındaki hava basıncını dengelemektir. Bu dengeleme, kulak zarının serbestçe titreşebilmesi için kritik öneme sahiptir ve böylece işitme duyusunun verimliliğini sağlar. Ses dalgalarının şiddetini artırma gibi bir görevi yoktur. Bu nedenle A şıkkı yanlıştır.

B) Salyangoz – Orta kulak ile dış ortam arasında hava basıncını dengede tutma: Salyangoz (kohlea), iç kulakta yer alan ve mekanik titreşimleri sinirsel impulslara dönüştüren işitme organıdır. Orta kulak ile dış ortam arasındaki hava basıncını dengeleme görevi Östaki borusuna aittir. Bu nedenle B şıkkı yanlıştır.

C) Kulak zarı – Havada yayılan ses dalgalarını sıvıda yayılan dalgalara çevirme: Kulak zarı, dış kulak yolundan gelen ses dalgalarının etkisiyle titreşir. Bu titreşimleri orta kulaktaki kemikçiklere ileterek mekanik enerjiye çevirir. Havada yayılan ses dalgalarını doğrudan sıvıda yayılan dalgalara çevirme işlevi, orta kulak kemikçiklerinin (özellikle üzenginin) oval pencere üzerindeki hareketiyle gerçekleşir. Bu nedenle C şıkkı yanlıştır.

D) Orta kulak kemikleri – Ses dalgalarının şiddetinin aynı kalmasını sağlama: Orta kulak kemikçikleri (çekiç, örs, üzengi), kulak zarından gelen titreşimlerin genliğini yaklaşık 15-20 kat artırarak (amplifikasyon) iç kulağa, yani sıvıya daha etkili bir şekilde iletilmesini sağlar. Yani ses dalgalarının şiddetini aynı tutmaz, aksine artırır. Bu nedenle D şıkkı yanlıştır.

E) Korti organı – Farklı frekanslardaki ses dalgalarını impulsa çevirme: Korti organı, salyangozun içinde yer alır ve işitmenin asıl duyu hücrelerini (tüy hücrelerini) barındırır. İç kulaktaki sıvının hareket etmesiyle oluşan mekanik titreşimleri, tüy hücreleri aracılığıyla farklı frekanslara özgü elektriksel sinyallere (impulslara) dönüştürerek işitme sinirine gönderir. Bu, Korti organının temel ve en doğru işlevidir. Bu nedenle E şıkkı doğrudur.

Soru 4.

Aşağıdaki durumlardan hangisi duyu almaçlarının ‘‘alışma’’ özelliğine bir örnektir?

(2009-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A. Yaşlandıkça tat alma hissinin azalması
B. Nezle olunduğunda tat almanın azalması
C. Derinin dayanamayacağı sıcaklıktaki sıvıların içilebilmesi
D. Kullanılan parfümün kokusunun bir süre sonra algılanmaması
E. Göz bebeklerinin ışığın şiddetine göre genişleyip daralması

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklama:

Duyu almaçlarının "alışma" özelliği, belirli bir uyarana maruz kalındığında, bu uyarana karşı duyarlılığın zamanla azalması olarak tanımlanır. Örneğin, bir kişi bir parfüm kullandığında başlangıçta kokuyu yoğun bir şekilde algılar. Ancak bir süre sonra aynı koku sürekli hissedildiğinde, duyu almaçları bu uyarıya adapte olur ve kişi kokuyu algılamamaya başlar. Bu, duyu almaçlarının alışma (adaptasyon) özelliğinin tipik bir örneğidir.

Duyu almaçlarının alışma özelliğinin en iyi örneği, kullanılan parfümün kokusunun bir süre sonra algılanmamasıdır. Bu durum, duyu sisteminin çevresel uyarılara adaptasyonunu gösterir.

Soru 5.

İnsanda, göz merceğinin embriyonik gelişimi için aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi gerekir?

(2011-Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS))

A. Optik çukurun (kesenin) endoderme temas etmesi
B. Optik çukurun (kesenin) ektoderme temas etmesi
C. Endodermin ektoderme temas etmesi
D. Optik sinirlerin optik çukura (keseye) temas etmesi
E. Göz çukurunun optik sapa temas etmesi

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: B

Açıklama:

Göz merceğinin embriyonik gelişimi ektoderm ve nöral tüp kaynaklı yapılardan oluşur.

- Optik çukur (kese), nöroektodermden gelişir ve ektoderme temas ettiğinde mercek plağının gelişmesini uyarır.

- Bu temas sonucu ektoderm, mercek vezikülünü oluşturur ve mercek gelişir.

Şıkların Analizi
Şıklar Göz Merceğinin Gelişimiyle İlgili mi? Açıklama
A Yanlış Endoderm, sindirim ve solunum sistemi yapılarının gelişiminde rol oynar, göz gelişiminde etkili değildir.
B Doğru Ektoderm, optik çukur ile etkileşime girerek mercek vezikülünü oluşturur.
C Yanlış Endoderm, göz gelişiminde rol oynamaz.
D Yanlış Optik sinirler göz merceğinin değil, görme yollarının gelişimiyle ilgilidir.
E Yanlış Göz çukuru (orbit) kemik yapıdır, embriyonik göz gelişimiyle doğrudan ilgili değildir.

Optik çukur (kese) ektoderme temas ettiğinde, mercek gelişimi başlar. Bu temas, mercek plağının farklılaşmasını ve merceğin gelişmesini tetikler.

Soru 6.

Bir süre kendi etrafında dönen bir insanın sandalyeye oturduktan sonra baş dönmesi hissinin devam etmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak açıklanmıştır?

(2013-Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS))

A. Yarım daire kanallarındaki sıvının hareketinin devam etmesi
B. Östaki borusunun basınç değişikliğini ayarlayamaması
C. Silli (kıllı) duyu hücrelerinin beyinciğe sinyal gönderememesi
D. Yarım daire kanallarındaki sıvıda basınç dalgalarının genliğinin artması
E. Yarım daire kanallarının her birinin diğer ikisiyle dik olarak konumlanmış olması

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Soru, bir kişinin kendi etrafında döndükten sonra baş dönmesi hissinin neden devam ettiğini sormaktadır. Bu durum, iç kulağın denge organları olan vestibüler sistemin, özellikle yarım daire kanallarının işleyişi ile doğrudan ilgilidir.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Yarım daire kanallarındaki sıvının hareketinin devam etmesi: Bu şık, baş dönmesinin devam etmesinin temel nedenini doğru bir şekilde açıklamaktadır. Kişi dönerken, yarım daire kanallarının içindeki endolenf sıvısı da atalet nedeniyle hareket etmeye başlar. Kişi durduğunda, vücut ve kanalların duvarları durur, ancak endolenf sıvısı ataleti nedeniyle kısa bir süre daha aynı yönde hareket etmeye devam eder. Bu devam eden sıvı hareketi, ampulladaki kupulayı ve silli duyu hücrelerini bükerek beyne hâlâ dönülüyormuş gibi yanıltıcı sinyaller gönderir. Beyin bu yanıltıcı sinyalleri işleyerek, kişi durmuş olmasına rağmen dönme hissi yani baş dönmesi algılamasına neden olur. Bu nedenle doğru cevaptır.

B) Östaki borusunun basınç değişikliğini ayarlayamaması: Östaki borusu, orta kulak ile geniz arasında bağlantı kurarak kulak zarı üzerindeki hava basıncını dengelemekle görevlidir. Uçak yolculuğu veya yükseklik değişimi gibi durumlarda basınç dengesizliklerini giderir. Baş dönmesi ve denge hissi ile doğrudan bir ilişkisi yoktur. Dolayısıyla bu şık yanlıştır.

C) Silli (kıllı) duyu hücrelerinin beyinciğe sinyal gönderememesi: Silli duyu hücreleri, yarım daire kanallarında bulunan ve hareketleri algılayıp sinyalleri beyinciğe (ve beyin sapına) gönderen hücrelerdir. Eğer bu hücreler sinyal gönderemezse, kişi denge veya hareket algılayamaz, yani baş dönmesi hissi yerine dengesizlik veya hareket yoksunluğu yaşanır. Sorudaki durum ise sinyallerin gönderilmeye devam etmesi, ancak bu sinyallerin kişinin gerçek durumuyla çelişmesinden kaynaklanır. Bu nedenle bu şık yanlıştır.

D) Yarım daire kanallarındaki sıvıda basınç dalgalarının genliğinin artması: Yarım daire kanallarındaki sıvı hareketi basınç değişimlerine neden olabilir, ancak 'basınç dalgalarının genliğinin artması' ifadesi, baş dönmesinin devam etmesini açıklayan en doğru ve doğrudan fizyolojik mekanizma değildir. Temel neden, sıvının atalet nedeniyle hareketinin devam etmesi ve bunun kupulayı bükmesidir. Bu şık, durumu yeterince spesifik ve doğru bir şekilde açıklamamaktadır.

E) Yarım daire kanallarının her birinin diğer ikisiyle dik olarak konumlanmış olması: Bu ifade, yarım daire kanallarının anatomik bir özelliğidir. Üç yarım daire kanalı (anterior, posterior, lateral) birbirine dik açılarla konumlanmıştır ve bu sayede başın üç boyutlu (x, y, z eksenleri) dönme hareketlerini algılayabilirler. Bu, kanalların dengeyi nasıl algıladığını açıklar, ancak dönme durduktan sonra baş dönmesinin neden devam ettiğini açıklayan bir mekanizma değildir. Bu şık, sorunun nedeni değil, yapısal bir özelliktir. Bu nedenle bu şık yanlıştır.

Soru 7.

Korti organı işlev görmeyen bir kişide aşağıdakilerden hangisinin olması beklenir?

(2022-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. Dış ortamdaki ses dalgalarının kulak zarına iletimi engellenir.
B. Orta kulaktan iç kulağa ses dalgaları iletilemez.
C. İç kulakta impuls üretimi gerçekleştirilemez.
D. Yarım daire kanalları işlev göremeyeceği için denge kaybı olur.
E. Dış ortam ile orta kulak arasındaki hava basıncı ayarlanamaz.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: C

Açıklama:

- İç kulakta impuls üretimi gerçekleştirilemez çünkü korti organı işlev görmeyen bir kişide işitme duyusu etkilenir.

- Korti organı, iç kulağın tespit edilmesi ve ses dalgalarının sinir sinyallerine dönüştürülmesi için önemlidir.

- Dolayısıyla, korti organının işlev görmemesi durumunda işitme duyusunda ciddi bir kayıp olur ve iç kulakta impuls üretimi gerçekleştirilemez.

- Bu nedenle, korti organının işlev görmemesi durumunda iç kulakta işitme fonksiyonları etkilenir.

Soru 8.

İki öğrenci tat alma işlevinin özellikleriyle ilgili olarak aşağıdaki etkinlikleri yapıyor.

1.Etkinlik: Ucuna steril pamuk sarılı bir kürdan, tuz çözeltisine batırılıp dilin uç kısmına dokunduruluyor. Ağız her seferinde su ile çalkalandıktan sonra bu işlem, dilin ön-yan, arka-yan ve arka-orta bölgelerine de uygulanıyor.

1.Sonuç: Öğrenci en iyi tadı dilinin ön-yan kısmıyla aldığını belirtmiştir.

2. Etkinlik: Beş farklı derişimde şeker çözeltisi hazırlanıyor. Dilin tatlıya duyarlı bölgesine en düşük derişimli çözeltiden bir damla damlatılıyor. Ağız her seferinde su ile çalkalandıktan sonra bu işlem diğer şeker çözeltileri ile de tekrarlanıyor.

2. Sonuç: Öğrenci ilk çözeltinin tadını alamadığını, diğerlerinin tadını alabildiğini belirtmiştir.

Bu etkinliklerden,

I. Bir maddenin tadının alınabilmesi için suda çözünmesi gereklidir.

II. Dilde farklı tatlara duyarlı özelleşmiş bölgeler bulunmaktadır.

III. Tat alma almaçları çabuk “yorulmaktadır".

IV. Tat alma almaçlarının uyarılabilmesi için eşik değeri bulunmaktadır.

Yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

(2013-Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS))

A. I ve II
B. I ve III
C. II ve III
D. II ve IV
E. lII ve IV

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklama:

→ Bu soru, tat alma işlevi ve dilin yapısıyla ilgili bilgiye dayanmaktadır.

→ İlk etkinlikte, öğrencinin dilinin farklı bölgelerinde tuz çözeltisini tatma yeteneği test edilir ve öğrenci en iyi tadı dilinin ön-yan kısmıyla aldığını belirtir. Bu, dilde farklı tatlara duyarlı özelleşmiş bölgeler bulunduğunu gösterir (II. yargı).

→ İkinci etkinlikte, öğrenciye beş farklı derişimde şeker çözeltisi tatlatılır ve öğrenci en düşük derişimli çözeltinin tadını alamazken, diğerlerinin tadını alabildiğini belirtir. Bu, tat alma hücrelerinin uyarılabilmesi için belirli bir eşik değerinin (minimum tat yoğunluğu) bulunduğunu gösterir (IV. yargı).

→ Bu nedenle, bu etkinliklerden II ve IV. yargılara ulaşılabilir ve doğru cevap D şıkkıdır.

Soru 9.

İnsan kulağına ait aşağıdaki yapılardan hangisinin görevi yanlış verilmiştir?

(MEBİ 03.03.2025 AYT Deneme Sınavı)

A. Yapı → Çekiç - Örs - Üzengi, Görev → Ses titreşimlerini kuvvetlendirmesi
B. Yapı → Yarım daire kanalları, Görev → Dönme hareketi ile oluşan konum değişikliklerini algılaması
C. Yapı → Östaki borusu, Görev → Orta kulak basıncı ile atmosfer basıncını dengelemesi
D. Yapı → Korti organı, Görev → Ses titreşimlerini impulsa dönüştürmesi
E. Yapı → Kulak zarı, Görev → Oval pencereden gelen ses dalgalarını salyangoza iletilmesi

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklama:

Soruda insan kulağı yapılarının görevleri verilmiş ve hangisinin yanlış eşleştirildiği soruluyor. Her şıkkı kontrol edelim:

A. Çekiç - Örs - Üzengi → Ses titreşimlerini kuvvetlendirmesi Doğru. Bu üç küçük kemik, kulak zarından gelen titreşimleri alır ve oval pencereye aktarırken mekanik olarak kuvvetlendirir.

B. Yarım daire kanalları → Dönme hareketi ile oluşan konum değişikliklerini algılaması Doğru. Yarım daire kanalları denge organıdır ve başın rotasyonel (dönme) hareketlerini algılar.

C. Östaki borusu → Orta kulak basıncı ile atmosfer basıncını dengelemesi Doğru. Yutkunma ve esneme sırasında açılır, böylece kulak zarı iç ve dış basıncı eşitlenir.

D. Korti organı → Ses titreşimlerini impulsa dönüştürmesi Doğru. Korti organı, işitme sinirini uyaran duyu reseptörlerini (tüy hücreleri) içerir. Titreşim → elektriksel uyarı (impuls)

E. Kulak zarı → Oval pencereden gelen ses dalgalarını salyangoza iletilmesi; Yanlış. Kulak zarı dış kulak ile orta kulak arasındadır ve dışarıdan gelen ses dalgalarını titreşime dönüştürür. Oval pencere, üzengi kemiğinin bağlı olduğu yerdir ve orta kulaktan iç kulağa (salyangoza) titreşimi iletir. Kulak zarı oval pencereden değil, doğrudan dış kulaktan gelen sesi işler.

Sonuç: Görevi yanlış verilen yapı: E şıkkı Doğru cevap: E

Soru 10.

Tat alma duyusu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

(MEBİ AYT Tarama Testi)

A. Tat alma tomurcukları, papilla adı verilen çıkıntılarda yer alır.
B. Tat tomurcuklarındaki reseptörler, tat alma sinirleriyle bağlantılıdır.
C. Bir tat tomurcuğu yalnızca bir tada duyarlı reseptörler içerir.
D. Tat tomurcuklarının içerisinde epitel hücrelerden özelleşmiş tat reseptörleri bulunur.
E. Tadın alınabilmesi için besin maddelerinin tükürükte çözünmesi gerekir.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: C

Açıklama:

1. Sorunun İçeriği / Ne Sorduğu

Bu soru, tat alma duyusunun anatomisi ve fizyolojisi ile ilgili temel bilgileri sınamaktadır. Dilimizdeki tat tomurcuklarının yapısı, işleyişi ve tat algısının gerçekleşmesi için gerekli koşullar hakkında verilen ifadelerden hangisinin yanlış olduğunu bulmamız istenmektedir.

2. Doğru Cevabın Açıklaması

Doğru cevap olarak belirtilen **C seçeneği**, "Bir tat tomurcuğu yalnızca bir yada duyarlı reseptörler içerir." ifadesi **yanlıştır**. Güncel bilimsel bilgilere göre, bir tat tomurcuğu (yaklaşık 50-100 adet) içerisinde, farklı temel tatlara (tatlı, ekşi, tuzlu, acı, umami) duyarlı birden fazla tipte reseptör hücre bulunur. Yani, aynı tat tomurcuğu içerisinde hem tatlıya, hem acıya, hem de diğer tatlara yanıt verebilen reseptör hücreler yer alır. Bu durum, dilin farklı bölgelerinin belirli tatlara daha duyarlı olduğu (eski ve yanlış olan 'dil haritası' teorisi) fikrinin aksine, dilin herhangi bir bölgesinin hemen hemen tüm temel tatları algılayabileceğini gösterir.

3. Yanlış Şıkların Değerlendirilmesi

A) Tat alma tomurcukları, papilla adı verilen çıkıntılarda yer alır. Bu ifade doğrudur. Dilimizin yüzeyinde bulunan, farklı şekillerdeki (fungiform, sirkumvallat, foliat) papillaların (dil çıkıntıları) içinde veya kenarlarında tat tomurcukları bulunur. Filiform papillalar ise tat tomurcuğu içermez ve mekanik işlev görürler.

B) Tat tomurcuklarındaki reseptörler, tat alma sinirleriyle bağlantılıdır. Bu ifade doğrudur. Tat reseptör hücreleri, aldıkları kimyasal sinyali sinir impulsuna dönüştürerek, bu sinir uçlarıyla sinaps yapar ve bilgiyi beyne iletmek üzere N. Facialis (VII), N. Glossopharyngeus (IX) ve N. Vagus (X) gibi kranial sinirlerle bağlantılıdır.

D) Tat tomurcuklarının içerisinde epitel hücrelerden özelleşmiş tat reseptörleri bulunur. Bu ifade doğrudur. Tat reseptör hücreleri, aslında sinir hücresi değil, özelleşmiş epitel hücrelerdir. Yaklaşık 10-14 günde bir yenilenirler ve tat tomurcuğunun tabanındaki bazal hücrelerden köken alırlar.

E) Tadın alınabilmesi için besin maddelerinin tükürükte çözünmesi gerekir. Bu ifade doğrudur. Tat reseptörleri, ancak sıvı ortamdaki kimyasalları algılayabilir. Katı besin maddeleri tükürükte çözünerek kimyasal uyaranlara (tastantlara) dönüşür. Bu çözünmüş kimyasallar daha sonra tat tomurcuklarındaki reseptörlere ulaşarak tat algısını başlatır. Bu nedenle, ağzımız kuruduğunda tat almamız zorlaşır veya imkansız hale gelir.

Soru 11.

Bir öğrencinin göz muayenesinde tespit edilen cismin uzaklığı ile görüntü netliği arasındaki ilişki aşağıdaki grafikte gösterilmiştir.

Soru Resim 2

Buna göre aşağıdaki tespitlerden hangisi yapılamaz?

(MEBİ AYT Tarama Testi)

A. Göz küresi normalden uzundur.
B. Birey uzağı net göremez.
C. İçbükey mercekli gözlüklerle düzeltilebilir.
D. Cismin görüntüsü sarı beneğin önüne düşer.
E. Merceği ayarlamakla görevli kirpikli kaslar gevşemiştir.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklama:

1. Sorunun İçeriği / Ne Sorduğu

Soru, bir öğrencinin göz muayenesinde tespit edilen cismin uzaklığı ile görüntü netliği arasındaki ilişkiyi gösteren bir grafiği sunmaktadır. Grafikteki verilere dayanarak, gözdeki kusur hakkında yapılabilecek tespitlerden hangisinin **yapılamayacağını** bulmamız istenmektedir.
Grafiği incelediğimizde:

  • Cisim çok yakınken (örneğin 10-20 cm) görüntü netliği oldukça yüksektir (%90-95).
  • Cisim uzaklaştıkça (örneğin 30 cm'den 70 cm'ye) görüntü netliği hızla düşmektedir (%70'ten %10'a).

Bu durum, bireyin yakındaki cisimleri net görebildiğini, ancak uzaktaki cisimleri net görmekte zorlandığını açıkça göstermektedir. Bu, biyolojide **miyopi (uzağı görememe)** olarak bilinen görme kusurunun temel belirtisidir.

2. Doğru Cevabın Açıklaması

Doğru cevap **E) Merceği ayarlamakla görevli kirpikli kaslar gevşemiştir.** ifadesidir. Bu tespit, grafikte verilen bilgilere bakılarak yapılamaz.
Açıklaması şöyledir:
Göz merceğinin şeklini değiştiren (kalınlığını ayarlayan) kirpikli kaslar, gözün farklı uzaklıklardaki cisimlere odaklanmasını, yani uyum yapmasını (akomodasyon) sağlar.

  • **Yakın cisimlere bakarken:** Kirpikli kaslar **kasılır**, mercek kalınlaşarak şişkinleşir ve ışınları daha fazla kırarak retinaya odaklar.
  • **Uzak cisimlere bakarken:** Kirpikli kaslar **gevşer**, mercek incelerek yassılaşır ve ışınları daha az kırarak retinaya odaklar.

Grafikte, öğrencinin yakın cisimleri (10-20 cm gibi) oldukça yüksek bir netlikle (%90'ın üzerinde) görebildiği gösterilmiştir. Bu, öğrencinin gözünün yakın cisimlere başarılı bir şekilde uyum yapabildiği anlamına gelir ve bu uyum için kirpikli kasların **kasılması** gerekir. Dolayısıyla, grafikteki tüm uzaklık aralığı için "kirpikli kaslar gevşemiştir" gibi genel bir yargıda bulunamayız. Kaslar, yakın cisimlere odaklanırken kasılı, uzak cisimlere odaklanırken ise gevşek durumdadır. Grafikteki veriler, gözün bu farklı kas durumlarında nasıl performans gösterdiğini gösterir, ancak kasların *sürekli* gevşek durumda olduğunu veya hangi noktada hangi kas durumunda olduğunu kesin olarak belirtmez. Özellikle yakın netliği yüksek olduğu için, kasların kasılma yeteneğinin de mevcut olduğu açıktır.

Soru 12.

Göz ve burun için aşağıdaki özelliklerden hangisi ortaktır?

(MEBİ AYT Tarama Testi)

A. Uyarılar kemoreseptörler tarafından impulsa dönüştürülür.
B. Sarı nokta reseptörlerin yoğun olarak bulunduğu bölgedir.
C. Uzun süre aynı uyarıya maruz kalan reseptörler yorulur.
D. İmpuslar talamusa uğrayarak beyin kabuğuna iletilir.
E. Reseptörler eşik değer ve üzerindeki uyarıları algılar.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklama:

1. Sorunun İçeriği / Ne Sorduğu

Bu soru, göz ve burun gibi farklı duyu organlarının ortak özelliklerini bulmaya yöneliktir. Her bir şıkta belirtilen özelliğin hem göz hem de burun için geçerli olup olmadığını değerlendirmemiz gerekmektedir.

2. Doğru Cevabın Açıklaması

**E) Reseptörler eşik değer ve üzerindeki uyarıları algılar.**
Bu ifade, tüm duyu reseptörlerinin temel bir çalışma prensibini ortaya koyar. Bir duyu reseptörünün uyarılabilmesi ve bir sinir impulsu oluşturabilmesi için, uyarının belirli bir minimum şiddete (eşik değer) ulaşması gerekir. Eşik değerin altındaki uyarılar reseptör tarafından algılanmaz ve bir tepki oluşturmaz. Hem gözdeki fotoreseptörler (ışık için) hem de burundaki kemoreseptörler (koku için) için bu durum geçerlidir. Örneğin, çok zayıf bir ışığı veya çok hafif bir kokuyu algılayamayız çünkü uyarı eşik değerin altındadır. Bu nedenle, 'eşik değer ve üzerindeki uyarıları algılama' özelliği göz ve burun için ortak ve temel bir özelliktir.

3. Yanlış Şıkların Değerlendirilmesi

A) Uyarılar kemoreseptörler tarafından impulsa dönüştürülür: Bu ifade yanlıştır. Burundaki reseptörler kokuyu algılayan kemoreseptörlerdir (kimyasal uyaranlara duyarlı). Ancak gözdeki reseptörler ışığı algılayan fotoreseptörlerdir. Dolayısıyla bu özellik iki organ için ortak değildir.

B) Sarı nokta reseptörlerin yoğun olarak bulunduğu bölgedir: Bu ifade sadece göz için geçerlidir. Gözde sarı nokta (makula), görme reseptörlerinin (özellikle koni hücrelerinin) en yoğun bulunduğu ve net görüşün sağlandığı bölgedir. Burunda böyle bir yapı veya isimlendirme bulunmamaktadır.

C) Uzun süre aynı uyarıya maruz kalan reseptörler yorulur: Bu durum 'adaptasyon' olarak bilinir ve birçok duyu organında görülür. Burun, aynı kokuya uzun süre maruz kaldığında çok hızlı bir adaptasyon (yorulma) gösterir. Göz de sürekli aynı ışık şiddetine veya görüntülere maruz kaldığında belli bir adaptasyon sergiler. Bu ifade aslında genel olarak doğrudur ve her iki organ için de geçerlidir. Ancak E şıkkındaki 'eşik değer' prensibi, reseptörlerin çalışma mantığının en temel ve evrensel kuralı olduğu için, daha kapsayıcı bir ortak özellik olarak kabul edilir. İki doğru seçenek arasında en temel ve tartışmasız olanı E şıkkıdır.

D) İmpulslar talamusa uğrayarak beyin kabuğuna iletilir: Bu ifade yanlıştır. Gözden gelen görme impulsları talamusa uğradıktan sonra beyin kabuğundaki görme merkezine iletilir. Ancak burundan gelen koku impulsları **talamusa uğramadan doğrudan** beyin kabuğundaki koku merkezine iletilir. Koku duyusu, talamusa uğramayan tek duyudur. Dolayısıyla bu özellik iki organ için ortak değildir.

Soru 13.

Duyu reseptörleri ile yer aldıkları duyu organlarının eşleştirildiği bir tablo aşağıda verilmiştir.

Soru Resim 2

Tabloya göre reseptör çeşitlerinden hangileri yanlış yerleştirilmiştir?

(MEBİ AYT Tarama Testi)

A. Yalnız I
B. I ve II
C. II ve III
D. I ve V
E. IV ve V

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklama:

1. Sorunun İçeriği / Ne Sorduğu

Bu soru, duyu reseptörlerinin çeşitleri ile bu reseptörlerin yer aldığı duyu organlarının doğru eşleştirmesini anlamamızı test etmektedir. Tabloda bazı eşleştirmeler yapılmış ve bizden yanlış olanları bulmamız istenmiştir. Duyu reseptörlerini mekanoreseptörler, kemoreseptörler ve fotoreseptörler olarak ayırıp, her birinin hangi organlarda bulunduğunu bilmemiz gerekmektedir.

2. Doğru Cevabın Açıklaması

Şıkları tek tek inceleyelim:
Mekanoreseptörler: Mekanik etkilere (dokunma, basınç, titreşim, gerilme, ses) duyarlı reseptörlerdir. Kulakta işitme ve denge ile ilgili mekanoreseptörler bulunur (örn. tüy hücreleri). Deride de dokunma ve basınç mekanoreseptörleri vardır.
Kemoreseptörler: Kimyasal maddelere (koku, tat) duyarlı reseptörlerdir. Burun ve dilde bulunurlar.
Fotoreseptörler: Işık uyaranlarına duyarlı reseptörlerdir. Sadece gözde (retinada) bulunurlar.
Şimdi tablodaki numaralı eşleştirmeleri değerlendirelim:

I (Kemoreseptörler - Göz): Göz, ışık algılayan fotoreseptörleri barındırır. Kimyasal uyaranları algılayan kemoreseptörler gözde bulunmaz. Dolayısıyla, bu eşleştirme yanlıştır.

II (Mekanoreseptörler - Kulak): Kulak, ses dalgalarını algılayan ve vücut dengesini sağlayan mekanoreseptörlere sahiptir. Dolayısıyla, bu eşleştirme doğrudur.

III (Kemoreseptörler - Burun): Burun, koku moleküllerini algılayan kemoreseptörlere (koku reseptörleri) sahiptir. Dolayısıyla, bu eşleştirme doğrudur.

IV (Kemoreseptörler - Dil): Dil, tat alma tomurcuklarında kimyasal maddeleri algılayan kemoreseptörlere (tat reseptörleri) sahiptir. Dolayısıyla, bu eşleştirme doğrudur.

V (Fotoreseptörler - Deri): Deri, dokunma, basınç, sıcaklık, ağrı gibi uyaranları algılayan reseptörlere sahiptir ancak ışığı algılayan fotoreseptörlere sahip değildir. Fotoreseptörler sadece gözde bulunur. Dolayısıyla, bu eşleştirme yanlıştır.

Yanlış yerleştirilenler I ve V numaralı eşleştirmelerdir. Bu nedenle doğru cevap 'D) I ve V' şıkkıdır.

Soru 14.

Bir bireyin cisme olan uzaklığı ile görüntü netliği arasındaki ilişki aşağıdaki grafikte göstermiştir.

Soru Resim 2

Buna göre bu bireyde aşağıdaki göz kusurlarından hangisinin bulunduğu söylenebilir?

(MEBİ AYT Tarama Testi)

A. Şaşılık
B. Katarakt
C. Miyopluk
D. Astigmatizm
E. Hipermetropluk

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklama:

1. Sorunun İçeriği / Ne Sorduğu

Bu soru, bir bireyin cisme olan uzaklığı ile gördüğü görüntünün netliği arasındaki ilişkiyi gösteren bir grafiği yorumlamamızı ve bu bireyde hangi göz kusurunun bulunduğunu belirlememizi istemektedir. Grafikte yatay eksen (X ekseni) cismin bireye olan uzaklığını (cm cinsinden), dikey eksen (Y ekseni) ise görüntünün netliğini (yüzde olarak) göstermektedir.

2. Doğru Cevabın Açıklaması

Grafiği dikkatlice incelediğimizde, cismin bireyden uzaklığı arttıkça (yani cisim daha uzağa gittikçe) görüntünün netliğinin de sürekli olarak arttığını görmekteyiz. Örneğin, cisim 10 cm uzaktayken netlik yaklaşık %20 iken, 70 cm uzakta netlik %100'e ulaşmaktadır. Bu durum, bireyin uzak cisimleri yakın cisimlere göre çok daha net gördüğünü göstermektedir. Gözün uzak cisimleri net bir şekilde görebilme, ancak yakın cisimleri bulanık görme durumu 'Hipermetropluk' (uzağı iyi görme veya halk arasında 'ileri görüşlülük' olarak da bilinir) olarak adlandırılır. Hipermetropide, ışık ışınları retina üzerinde değil, retinanın arkasında odaklanır. Bu nedenle, grafikteki veriler 'Hipermetropluk' belirtisidir.

3. Yanlış Şıkların Değerlendirilmesi

A) Şaşılık: Gözlerin birbirine paralel olmaması ve farklı yönlere bakması durumudur. Görüntü netliğindeki bu tür bir uzaklık ilişkisiyle doğrudan bağlantılı değildir.

B) Katarakt: Göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi ve bulanıklaşması durumudur. Bu, genellikle genel bir bulanık görmeye yol açar ve uzaklığa bağlı olarak netlikte böyle bir iyileşme eğilimi göstermez.

C) Miyopluk: Yakın cisimlerin net, uzak cisimlerin ise bulanık görüldüğü göz kusurudur (nearsightedness). Grafiktekinin tam tersi bir durumu ifade ederdi; yani uzaklık arttıkça netliğin azalması gerekirdi.

D) Astigmatizm: Göz merceği veya korneanın düzensiz şekli nedeniyle ışık ışınlarının farklı açılardan farklı noktalara odaklanması sonucunda oluşan bir görme kusurudur. Hem yakın hem de uzak mesafelerde bulanık veya çarpık görmeye neden olabilir ancak grafikteki gibi uzaklıkla belirginleşen doğrusal bir netlik artışını doğrudan açıklamaz.

Bu analizlere göre, grafikteki verilerle en uyumlu göz kusuru Hipermetropluk'tur.

Soru 15.

Gözün yapısında yer alan bazı kısımlar ve görevleri ile ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

(MEBİ AYT Tarama Testi)

A. Kornea – Işığın ilk kırıldığı saydam tabakadır.
B. İris – Göze giren ışık miktarını ayarlayan kaslı yapıdır.
C. Retina – Gözün arka kısmında bulunan ışığa duyarlı sinir tabakasıdır.
D. Görme siniri (optik sinir) – Işığın retinada oluşturduğu uyartıları beyne iletir.
E. Göz merceği – Göz bebeğinin büyüklüğünü doğrudan kontrol eder.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklama:

1. Sorunun İçeriği / Ne Sorduğu

Bu soru, insan gözünün temel yapılarından bazılarını ve bu yapıların görevlerini sorgulamaktadır. Bize verilen eşleştirmelerden hangisinin yanlış olduğunu bulmamız isteniyor. Yani, gözün bir kısmının göreviyle ilgili yanlış bir bilgi içeren şıkkı tespit etmeliyiz.

2. Doğru Cevabın Açıklaması

Göz merceği (lens), göz bebeğinin hemen arkasında yer alan saydam bir yapıdır. Temel görevi, ışığı retinaya odaklayarak net bir görüntü oluşmasını sağlamaktır. Uzaktaki veya yakındaki nesnelere bakarken şekil değiştirerek (uyum sağlayarak) ışığın kırma gücünü ayarlar. Ancak göz bebeğinin büyüklüğünü doğrudan kontrol etmez. Göz bebeğinin (pupil) büyüklüğünü, irisin kasılıp gevşemesiyle iris kontrol eder. İris, göze giren ışık miktarını ayarlayan kaslı yapıdır. Bu nedenle, 'Göz merceği – Göz bebeğinin büyüklüğünü doğrudan kontrol eder' eşleştirmesi yanlıştır.

3. Yanlış Şıkların Değerlendirilmesi

A) Kornea – Işığın ilk kırıldığı saydam tabakadır. Bu ifade doğrudur. Kornea, gözün en önündeki saydam tabakadır ve göze gelen ışığın büyük bir kısmını ilk kez kırarak gözün içine yönlendirir.

B) İris – Göze giren ışık miktarını ayarlayan kaslı yapıdır. Bu ifade doğrudur. İris, gözün renkli kısmıdır ve ortasındaki göz bebeğinin büyüklüğünü ayarlayan kas lifleri içerir. Böylece göze giren ışık miktarını kontrol eder.

C) Retina – Gözün arka kısmında bulunan ışığa duyarlı sinir tabakasıdır. Bu ifade doğrudur. Retina, göz küresinin arka iç yüzeyini kaplayan ve ışığa duyarlı fotoreseptör hücreleri (çubuk ve koni hücreleri) içeren sinir tabakasıdır. Görüntünün oluştuğu yerdir.

D) Görme siniri (optik sinir) – Işığın retinada oluşturduğu uyartıları beyne iletir. Bu ifade doğrudur. Retina üzerindeki fotoreseptör hücrelerin algıladığı ışık uyarıları, sinir hücreleri aracılığıyla görme sinirinde toplanır ve bu sinir aracılığıyla beyindeki görme merkezine iletilir.

Bu şıkların hepsi doğru eşleştirmeler içerirken, E şıkkı göz merceğinin görevini yanlış belirtmektedir.

Soru 16.

Koku alma olayıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

(MEBİ AYT Tarama Testi)

A. Çözünen koku molekülleri, reseptörleri uyararak impuls oluşturur.
B. Koku molekülleri, burun boşluğunun üst kısmındaki mukus içinde çözünür.
C. Koku alma duyusu, yorulduğu için aynı kokuya bir süre sonra tepki verilmez.
D. Uyarılar, talamusa uğradıktan sonra beyin kabuğundaki koku merkezine iletilir.
E. Koku reseptörleri, kemoreseptör adı verilen kimyasal uyarılara duyarlı hücrelerdir.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklama:

1. Sorunun İçeriği / Ne Sorduğu

Bu soru, koku alma duyusunun fizyolojisi ile ilgili temel bilgileri sınamakta ve verilen ifadelerden hangisinin yanlış olduğunu bulmamızı istemektedir. Koku alma mekanizması, koku moleküllerinin algılanmasından beyne iletilmesine kadar olan süreçleri kapsar.

2. Doğru Cevabın Açıklaması

Doğru cevap 'D' şıkkıdır çünkü koku alma duyusu, diğer duyuların aksine beyne ulaşırken talamusa uğramadan doğrudan beyin kabuğundaki koku merkezine (birincil olfaktör korteks) iletilir. Diğer duyuların (görme, işitme, dokunma, tatma) sinyalleri beyin kabuğuna ulaşmadan önce talamusta bir sinaps (aktarım) yaparken, koku duyusu bu özel yolu kullanır. Bu özelliği, koku duyusunu diğerlerinden ayıran önemli bir biyolojik farklılıktır. Bu nedenle, 'Uyarılar, talamusa uğradıktan sonra beyin kabuğundaki koku merkezine iletilir' ifadesi yanlıştır.

3. Yanlış Şıkların Değerlendirilmesi

A) Çözünen koku molekülleri, reseptörleri uyararak impuls oluşturur. Bu ifade doğrudur. Koku moleküllerinin koku reseptörlerine ulaşabilmesi ve onları uyarabilmesi için burun boşluğundaki mukus içinde çözünmeleri gerekmektedir.

B) Koku molekülleri, burun boşluğunun üst kısmındaki mukus içinde çözünür. Bu ifade doğrudur. Koku almaçları, burun boşluğunun üst kısmında yer alan sarı bölgede bulunur ve bu bölgeyi kaplayan mukus tabakasında koku molekülleri çözünerek reseptörlere ulaşır.

C) Koku alma duyusu, yorulduğu için aynı kokuya bir süre sonra tepki verilmez. Bu ifade doğrudur. Bu duruma 'duyusal adaptasyon' veya 'koku adaptasyonu' denir. Beyin, sürekli aynı kokuya maruz kaldığında bu kokuya karşı tepkisini azaltır veya keser. Bu sayede, çevredeki yeni veya potansiyel tehlikeli kokulara karşı duyarlı kalırız.

E) Koku reseptörleri, kemoreseptör adı verilen kimyasal uyarılara duyarlı hücrelerdir. Bu ifade doğrudur. Koku reseptörleri, kimyasal maddelerin varlığına tepki veren özel hücrelerdir ve bu nedenle kemoreseptörler olarak adlandırılırlar. Koku molekülleri de birer kimyasal maddedir.

Soru 17.

Aşağıdakilerden hangisi kulağın yapısında yer almaz?

(MEBİ AYT Tarama Testi)

A. Oval pencere
B. Korti organı
C. Camsı cisim
D. Timpanik kanal
E. Yuvarlak pencere

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: C

Açıklama:

1. Sorunun İçeriği / Ne Sorduğu

Bu soru, insan kulağının anatomik yapısı hakkında bilgi seviyenizi ölçmektedir. Şıklarda verilen yapılar arasından hangisinin kulağa ait olmadığını, yani kulağın bölümlerinde yer almadığını bulmamızı istemektedir. Bu tür sorular, organların temel yapılarının ve işlevlerinin iyi bilinmesini gerektirir.

2. Doğru Cevabın Açıklaması

Doğru cevap C şıkkı olan **Camsı cisim**'dir. Camsı cisim (vitreus cisim), gözün içinde, mercek ile retinanın arasını dolduran şeffaf, jel benzeri bir maddedir. Göze şeklini verir ve ışığın retinaya ulaşmasına yardımcı olur. Dolayısıyla, camsı cisim kulağın değil, gözün bir yapısıdır. Bu nedenle, kulağın yapısında yer almayan şık C'dir.

3. Yanlış Şıkların Değerlendirilmesi

* **A) Oval pencere:** Orta kulaktaki çekiç, örs, üzengi kemiklerinden sonra üzengi kemiğinin tabanının oturduğu, iç kulak ile orta kulak arasında bir bağlantı noktasıdır. Ses titreşimlerinin iç kulağa iletilmesinde kritik rol oynar. Kulağın önemli bir parçasıdır.

* **B) Korti organı:** İç kulaktaki salyangoz (kohlea) yapısının içinde yer alan, işitme duyusunun temel reseptör organıdır. Ses titreşimlerini sinir uyarılarına çevirir. Kulağın hayati bir parçasıdır.

* **D) Timpanik kanal (Scala tympani):** İç kulakta, salyangozun (kohlea) alt kısmında bulunan ve perilenf sıvısı içeren bir kanaldır. İşitme olayında ses dalgalarının iletiminde rol oynar. Kulağın bir parçasıdır.

* **E) Yuvarlak pencere:** İç kulak ile orta kulak arasında yer alan, oval pencerenin altında bulunan, zarla kaplı bir diğer açıklıktır. Salyangozdaki sıvı hareketlerini dengeleyerek ses dalgalarının dağılmasını sağlar. Kulağın bir parçasıdır." }

Soru 18.

Epitel doku vücudun dış yüzeyini, organların ve vücut boşluklarının iç yüzeyini kaplar.

Bu doku ile ilgili;

I. Hücrelerinin bölünme hızı oldukça yavaştır.

II. Hücreleri birbirine yakın yerleştiğinden hücreler arası boşlukları çok azdır ya da yoktur.

III. Kan damarları bulunmadığından ihtiyaç duyduğu maddeleri bağ dokudan difüzyonla sağlar.

ifadelerinden hangileri yanlıştır?

(MEBİ AYT Tarama Testi)

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. Yalnız III
D. I ve III
E. II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklama:

1. Sorunun İçeriği / Ne Sorduğu

Bu soru, epitel dokunun temel özelliklerini bilmeyi gerektiren, lise biyoloji müfredatından bir konuyu içermektedir. Epitel dokunun vücuttaki konumu (vücut dış yüzeyi, organ ve boşlukların iç yüzeyi) belirtildikten sonra, doku ile ilgili üç ifade verilmiş ve bu ifadelerden hangilerinin 'yanlış' olduğu sorulmuştur. Öğrenciden epitel dokunun hücre bölünme hızı, hücreler arası boşlukları ve kan damarı varlığı gibi kritik özelliklerini ayırt etmesi beklenmektedir.

2. Doğru Cevabın Açıklaması

Soruda verilen ifadeleri tek tek değerlendirelim:
I. Hücrelerinin bölünme hızı oldukça yavaştır. Epitel doku, vücudun hem iç hem de dış yüzeylerini kapladığı için sürekli olarak aşınma, yıpranma ve dış etkenlere maruz kalır. Bu nedenle, hasar gören veya ömrünü tamamlayan hücrelerin yerini alacak yeni hücrelere ihtiyaç duyar. Örneğin, derimizdeki veya sindirim sistemimizdeki epitel hücreleri sürekli yenilenir. Bu da epitel hücrelerinin oldukça hızlı bölündüğü anlamına gelir. Dolayısıyla, 'bölünme hızı oldukça yavaştır' ifadesi yanlıştır.
II. Hücreleri birbirine yakın yerleştiğinden hücreler arası boşlukları çok azdır ya da yoktur. Epitel dokunun temel görevlerinden biri koruma ve bariyer oluşturmaktır. Bu görevi yerine getirebilmek için hücreleri birbirine çok sıkı bir şekilde bitişiktir ve aralarında yok denecek kadar az veya hiç hücreler arası boşluk bulunmaz. Bu durum, epitel dokunun geçirgenliğini düzenlemesini ve fiziksel bariyer oluşturmasını sağlar. Bu ifade doğrudur.
III. Kan damarları bulunmadığından ihtiyaç duyduğu maddeleri bağ dokudan difüzyonla sağlar. Epitel doku avaskülerdir, yani kendi bünyesinde kan damarı bulundurmaz. Epitel dokusunun altında genellikle kan damarlarından zengin olan bağ dokusu bulunur. Epitel hücreleri, yaşamsal faaliyetleri için gerekli olan besin maddelerini ve oksijeni, altındaki bağ dokusundan difüzyon yoluyla alır; atık maddeleri de aynı yolla bağ dokusuna verir. Bu ifade doğrudur.

Soru bizden yanlış olan ifadeleri bulmamızı istediği için, sadece I. ifade yanlıştır. Bu nedenle doğru cevap 'Yalnız I' yani A şıkkıdır.

Soru 19.

Aşağıda işitme sürecinde görev alan bazı yapılar ve olaylar karışık olarak verilmiştir.

1. Salyangozdaki tüylü duyu hücrelerinin uyarılması

2. Ses dalgalarının kulak kepçesi tarafından toplanması

3. Üzengi kemiğinin oval pencereye basınç uygulaması

4. Elektriksel sinyallerin işitme siniriyle beyne iletilmesi

5. Kulak zarının titreşmesi ve çekiç, örs, üzengi kemiklerine aktarılması

Buna göre ses dalgalarının kulaktan girerek beyindeki işitme merkezine ulaşıncaya kadar izlediği yol aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

(MEBİ AYT Tarama Testi)

A. 2 – 3 – 5 – 1 – 4
B. 2 – 5 – 3 – 1 – 4
C. 5 – 2 – 3 – 1 – 4
D. 2 – 5 – 1 – 3 – 4
E. 1 – 2 – 5 – 3 – 4

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: B

Açıklama:

1. Sorunun İçeriği / Ne Sorduğu

Bu soru, insan kulağındaki işitme sürecinin adımlarını ve bu adımların beyindeki işitme merkezine ulaşana kadarki doğru sırasını anlamamızı istiyor. Verilen beş olayı doğru kronolojik sıraya koymamız gerekiyor.

2. Doğru Cevabın Açıklaması

İşitme süreci, ses dalgalarının toplanmasından, iç kulakta mekanik ve ardından elektriksel sinyallere dönüştürülüp beyne iletilmesine kadar karmaşık bir dizi olaydan oluşur. Doğru sıralama şöyledir:

2. Ses dalgalarının kulak kepçesi tarafından toplanması: İşitmenin ilk adımı, dış kulakta bulunan kulak kepçesinin çevredeki ses dalgalarını toplayarak kulak yoluna iletmesidir.

5. Kulak zarının titreşmesi ve çekiç, örs, üzengi kemiklerine aktarılması: Toplanan ses dalgaları kulak yolundan ilerleyerek kulak zarına çarpar ve zarın titreşmesine neden olur. Bu titreşimler, orta kulakta bulunan çekiç, örs ve üzengi adı verilen kemikçiklere mekanik olarak aktarılır ve şiddetlenir.

3. Üzengi kemiğinin oval pencereye basınç uygulaması: Orta kulak kemikçiklerinden en sonuncusu olan üzengi kemiği, iç kulağın başlangıcındaki oval pencereye titreşimleri (basıncı) iletir. Bu basınç, iç kulak sıvılarında dalgalanmalar oluşturur.

1. Salyangozdaki tüylü duyu hücrelerinin uyarılması: Oval pencereden gelen basınç dalgaları, iç kulakta salyangoz adı verilen yapının içindeki sıvılarda ilerler. Bu dalgalar, salyangozun içinde bulunan ve işitmeden sorumlu tüylü duyu hücrelerini (reseptörleri) fiziksel olarak uyarır. Bu uyarılma, hücrelerde elektriksel potansiyel değişimlerine yol açar.

4. Elektriksel sinyallerin işitme siniriyle beyne iletilmesi: Tüylü duyu hücrelerinde oluşan elektriksel potansiyeller, sinir hücreleri tarafından işitme sinirine (koklear sinir) dönüştürülür. Bu elektriksel sinyaller, işitme siniri aracılığıyla beyin sapından talamusa ve oradan da beynin temporal lobundaki işitme merkezine iletilir ve ses olarak algılanır.

Bu adımlar göz önüne alındığında, doğru sıralama 2 - 5 - 3 - 1 - 4 olur. Bu sıralama, B şıkkında verilmiştir.

Konu İle İlgili Sorular

Soru 1.

Gözü oluşturan yapılar ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A. Kornea; göze gelen ışığın ilk olarak kırılmasını sağlar.
B. Göz merceği; cismin uzakta yada yakında olmasına bağlı olarak göz uyumunu sağlar.
C. İris; damar tabakada yer alan gözün renkli kısmıdır.
D. Sarı benek; koni reseptörlerinin yoğun olarak bulunduğu ağ tabakada görüntünün net ve ters oluştuğu bölgedir.
E. Göz bebeği; görme sinirlerinin çıktığı retina bölgesidir.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E


Soru 2.

Aşağıda verilenlerin dört tanesi belirli bir göz kusurunun özellikleridir. Buna göre verilenlerden hangisi diğerlerinden farklı bir göz kusuruna aittir?

A. Görüntü sarı noktanın arkasına düşer.
B. İnce kenarlı mercekle düzeltilir.
C. Gözün merceği ve ekseni kısalmıştır.
D. Böyle bir kişi yakını iyi göremez.
E. Göz merceğinin saydamlığı azalmıştır.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklaması: Hipermetrop göz kusuruna ait özellikler şöyledir: Göz küresinin çapı kısadır ya da göz merceği normalden daha incedir. Görüntü retinanın arkasında oluşur. Yakındaki objenin görüntüsü bulanık olur. İnce kenarlı mercekle kullanılarak kusur giderilir. Göz merceğinin saydamlığını kaybederek matlaşmasına katarakt denir.


Soru 3.

Kulağın yapısında bulunan bazı kısımlar aşağıdaki şekil üzerinde gösterilmiştir. Bu yapılar ve görevleriyle ilgili olarak aşağıda yapılan eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Soru Resim 2

A. 1 ⇒ Ses titreşimlerini iletme
B. 2 ⇒ Sesi kemik köprüye iletme
C. 3 ⇒ Dönme hareketini algılama
D. 4 ⇒ Sinir hücresinde impuls oluşturma
E. 5 ⇒ Konum değişikliğini algılama

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklaması:

  • 1 ve 5 orta kulak kemikleridir ve ses titreşimlerinin iletilmesini sağlarlar.
  • 2 ile gösterilen kulak zarı sesi orta kulak kemiklerine iletir.
  • 3 yarım daire kanalıdır ve dönme hareketini algılar.
  • 4 salyangoz kısmıdır ve burada bulunan işitme sinirinde impuls oluşur.


Soru 4.

Aşağıdaki kulak yapılarından hangisi diğerlerinden farklı bir kulak kısmında bulunur?

A. Vestibular Kanal
B. Salyangoz
C. Korti Organı
D. Tulumcuk
E. Östaki Borusu

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklaması: Vestibular kanal, salyangoz, korti organı ve tulumcuk iç kulakta bulunan yapılardır. Östaki borusu ise orta kulakta bulunur ve kulak iç basıncının dengelenmesinde görev yapar.


Soru 5.

Üst deride bulunan, sert ve ölü hücrelerden oluşmuş tabakaya ne ad verilir?

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Açıklaması: Korun Tabakası


Soru 6.

Göz bebeğinin büyüyüp küçülmesini sağlayarak göze girecek ışık miktarının ayarlanmasında etkili olan yapıya ne ad verilir?

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Açıklaması: İris


Soru 7.

İnsanlarda duyu organlarından gelen impulslar merkezi sinir sistemi yapılarından hangisinde değerlendirilir?

A. Omurilik
B. Omurilik Soğanı
C. Beyincik
D. Uç Beyin
E. Orta Beyin

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklaması: Duyu organı ile alınan uyarılar uç beyinde bulunan sinir merkezlerinde değerlendirilir. Koku duyusu hariç talamustan geçen duyu uyartıları burda düzenlendikten sonra uç beyindeki sinir merkezlerine iletilir. Bu kısımda ise ses, görüntü, tat vb uyarılar şeklinde algılanır.


Soru 8.

Gözün retina tabakasının işlevlerini yerine getirememesi durumunda aşağıda verilenlerden hangisi gerçekleşmez?

A. Işınların mercekte kırılması
B. Işınların saydam tabakada kırılması
C. Işınların gözbebeğinden geçmesi
D. Işınların göze giren ışık miktarını ayarlaması
E. Işınların koni ve çomak reseptörlerini uyarması

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E


Soru 9.

Sürücü adaylarının motorlu bir aracı kullanabilmeleri için yeterli görme keskinliği, görme derecesini ölçen Snellen eşeli ile uzman doktorun yaptığı muayene sonucu belirlenir.

Doktor, bir sürücü adayının görme derecesini belirlemek için belirli bir mesafeden harfleri karışık şekilde göstermiş ve sürücü adayının altıncı sıradaki harfleri gördüğünü, yedinci sıradaki bazı harfleri karıştırdığını ve sekizinci sıradan itibaren hiçbir harfi göremediğini belirlemiştir.

Buna göre sürücü adayında bulunan göz kusurunun nedenini ve bu kusurun düzeltilmesinde kullanılan mercek çeşidini açıklayınız.

(MEB 1.Dönem 1.Yazılı Senaryoları Soru Örneği)

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Açıklaması: Göz merceğinin normalden daha şişkin olması durumunda ortaya çıkan göz kusurudur. Görüntü retinanın önüne düştüğü için sürücü adayı uzak nesneleri net göremez ve içbükey merceklerle düzeltilebilir.


Soru 10.

Kulağın yapısındaki bazı kısımlar görselde verilmiştir.

Bu kulak yapılarından işitme ve denge olayında etkili olanlar için birer tane örnek aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

A. 1 ile 2
B. 4 ile 5
C. 2 ile 4
D. 3 ile 4
E. 1 ile 5

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklaması:

1 östaki borusunu gösterir ve kulak iç basıncının dengelenmesinde görev yapar. İşitme ve denge olayında doğrudan bir etkisi yoktur.

2 orta kulak kemikleridir ve işitme olayında görev yapar.

3 yarım daire kanallarını gösterir dengenin sağlanmasında görevlidir.

4 salyangoz olarak isimlendirilir. İç kulakta bulunur ve işitme olayında görevlidir.

5 ise kulak zarıdır ve işitme olayında ses titreşimlerinin kuvvetlenmesini sağlar.


BiyolojiHikayesi

Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!

Bilgilerimiz

Adres

Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın

Email

destek@biyolojihikayesi.com

Telefon

+90.555.608 59 45

Bülten